Puan vermedi·224 syf.····Okunma: 25 Eylül 2024 19:47 Oruç Aruoba’nın felsefeyi adeta şiirleştirerek sunması beni çok etkiledi. Daha önce bu tarzda bir metin okumamıştım. Yürüme’de en sevdiğim şey ise kendime sık sık rastlamam oldu. Kitap, sanki bana bir ayna tutuyordu—ama dışımı değil, içimi gösteren bir ayna. Göremediğim ya da farkına varamadığım yönlerimi fark etmemi sağladı. Özellikle yalnız olduğumu düşündüğüm anlarda, aslında yalnız olmadığımı hissettirdi; bu bana büyük bir rahatlık verdi.
Aykırı, başka ve yalnız olduğumu düşündüğüm durumların aslında ne kadar doğal ve değerli olabileceğini gösterdi. Aykırılığa başka bir açıdan bakmamı ve onu sevmemi sağladı. Uygar kişi, aykırı kişi ve “kişi” tanımlamaları arasında kendimden çok parçalar buldum. “Kafamda çok sorguladığım şeyler meğer bunlarmış” dediğim kısımlar oldu.
Bu kitap için belki şöyle bir şey söyleyebilirim: On tane sıradan kişisel gelişim kitabı yerine sadece bu kitap yeterli olabilir. Çünkü Yürüme, klasik bir kişisel gelişim kitabı gibi öğüt vermez; sizi kendinize döndürür.
Ayrıca kitabın şöyle bir özelliği var: Hangi dönemde okursanız, yaşadıklarınıza göre kitaptan aldıklarınız ve gördükleriniz değişiyor. Ben şu anda çok düşündüğüm iki konu üzerinden çıkarımlarda bulundum; başka bir zamanda okuduğumda bunların artacağını, azalacağını ve değişeceğini hissediyorum. Yürüme, tekrar tekrar okunabilecek bir eser. Sanki bir rehber gibi, sizi anlayan bir dost gibi, bir ayna gibi.