İlk öğretmenim...
Hepimizin hayatında unutamadığı bir öğretmeni illaki vardır. Bu öğretmen ilk olmasa da kişinin hayatında önemli bir yere ve etkiye sahiptir ki bazı anlarda kendini hatırlatır. İyi ya da kötü...
Bana kalırsa ilk öğretmenimiz hiç unutamadığımız, ilk hatırladığımızdır. Bize okumanın, yazmanın, öğrenmenin ne kadar güzel olduğunu tattıran ve bu yolda bize arkadaşlık edip keşfetmemize yardımcı olan kişidir. Cengiz Aytmatov'un bu eserinde de tam olarak bundan bahsediliyor. İlk öğretmenin, öğrencilerine yeni şeyler katabilen ilk öğretmenin çocukların hayatında hangi pencereler açabileceğinden, onların elinden tutup yeni dünyalara açılmalarına yardım edebileceğinden, her koşulda hayallerine ulaşmaları için yanlarında olacaklarından ve kendilerini gerçekleştirecekleri en iyi yere ulaşmaları için çabalayacağından... Öğretmenler için basit ama bir o kadar da önemli bir şey var: öğrenciye değer vermek. Öğrenci olduğu için değil; bir insan, bir can olduğu için. Kendisine değer verildiğini gören çocuk da bir o kadar istekli şekilde hayatına, hayallerine ve geleceğine tutunacaktır.
Yeri gelmişken sevgili İhsan Kartoğlu Hoca'nın bir sözünü analım:
- Her şey bir öğretmeni sevmekle başlar.