Yarım Kalan bir Aşk - Sinança
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2024 39. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2024 17:06
Sinança, Nurhak Dağında 31 Mayıs 1971′de jandarma ve köylülerin birlikte açtığı ateşle öldürülen 68 Kuşağı'nın öğrenci liderlerinden Sinan Cemgil'in haince öldürülmesinden sonra eşi ve yoldaşı Şirin Cemgil'in yazdığı mektuplar ve anılarından derlenen kitaptır. Kitabı tamamlayamadan(tıpkı aşkı gibi) vefat ettiği için oğlu Taylan Cemgil tamamlamıştır. Atatürk'ten sonra ülkemiz, Marshall Planı ile ABD'nin güdümüne girmiş(Sovyetlerin komünizm tehdidi) bunun karşılığında ABD ülkemizde bir çok üs açıp maddi yardımda bulunmuştur. Hakeza ABD'nin 6. Filosu ülkemize gelip içindeki Amerikalı askerler Türk kızları ile yakınlaşmak için dönemin hükümeti her türlü kolaylığı gösterirken bunlara karşı Türk halkının, Türk kadının namusunu, şerefini Deniz Gezmiş ve arkadaşları korumuş olup ABD askerlerini denize dökmüşlerdir. Dönemin korkak ve şahsiyetsiz hükümetlerinin Devrimcilere karşı cadı avı başlatma sebebi budur. Ülkemizde yapılan tüm darbelerin perde arkasında ABD'nin parmağı vardır. Bunu kendileri de açıklamış olup kaynaklarda vardır. Yine aynı şekilde ABD'nin o dönemki en büyük rakibi Sovyetlerin Komünizm tehdidine karşılık önlemlerinden birisi de ülkemizde ılımlı İslamcılığı(Fethullah Gülen) desteklemesidir. Şuan malum şahsın Pensilvanya'da rahatça yaşama sebebi budur. O dönemde ülkemizin emperyalist ABD tarafından sömürülmesine birilerinin karşı çıkması gerekiyordu aranan kan Devrimcilerden çıktı. Nerdeyse tüm devrimcilerin tamamı hapislerde yatıp insanlık dışı en kötü işkencelere uğramışlardır ve bir kısmı herkesin bildiği üzere ömürlerinin baharında asılmışlardır tek suçları ülkelerini ve insanını çok sevmeleri olmuştur. Onlardan bizlere içimizden hiç çıkmayan haksızlığa, sömürüye direnme ruhu kalmıştır. Günümüzde Deniz, Mahir, Sinan ve daha bir çok devrimcinin adı milyonlarca insanda yaşıyor. İdamlarında payı olan siyasilerinden 7 kez Başbakanlık yapan Süleyman Demirel'i ya da infaz edilmelerini sağlayan hakim Ali Elverdi'yi insanlar hatırlamaz. Hakim Ali Elverdi, 2010 senesinde soluk borusuna yemek kaçması sonucu boğularak öldü. Takdir-i İlahi. Gelelim kitaba: Devrimci bir kadın olan Hukuk öğrencisi Şirin Yazıcıoğlu 23 yaşında henüz öğrenciyken, öğrenci lideri Mimarlık okuyan Sinan Cemgil'le evleniyor. 27 ay süren rüya gibi evlilikleri, Sinan'ın 31 Mayıs 1971′de öldürülmesi ile bitiyor. Kısa süren bu evlilikten tek çocukları Taylan Cemgil olmuştur. Kocasına doyamayan genç bir kadının kocasının ölümünden sonra ona yazdığı mektuplardan ve anılardan oluşan bir kitaptır. Kitap yarım kalmış, hüzünle biten bir aşk hikayesidir. Aynı zamanda o dönemin siyasi atmosferini anlamak açısından güzel bir kitaptır. ODTÜ'ye gelen bir Amerikan öğretim üyesinin "İngilizce eğitim veren bir üniversitede okuyorsunuz, neden İngilizce öğrenemediniz?" seklinde soru sorması üzerine, Sinan Cemgil; "bize ODTÜ'de 3 kelime öğrettiler" "Yankee go home" cümlesiyle Amerikalıya ayar vermiştir. Sinan Cemgil'in bu cevabı vatanseverliğe ve dik duruşa güzel bir örnektir. Sinan, bir çok yabancı dil bilen, zeki, kültürlü, entelektüel, donanımlı ve hitabeti güçlü biridir. Sinan ODTÜ'de konuştuğunda herkes Onu dinlemeye gelirmiş. Sadece Devrimci arkadaşları değil, dönemin sağ görüşlü öğrencileri ve bazı hocalar da dinmeye gelirmiş. Sinan Cemgil'in davudi sesli, Hüseyin İnan'ın zeki gülüşlü olduğu da kitapta yazmaktadır. Sinan öldürüldüğünde sırt çantasından 4 kitap, bir de kuru soğan çıkmıştır. Dağlarda bile kitap okuyan bir insan. Düşüncesinden dolayı hiç kimse ceza almamalı lakin ceza almaması gerekirken dönemin siyasi otoritesi devlet gücüyle bu gençlerin canlarını almıştır. Nurhak dağlarında öldürülen Sinan'ın cenazesini almaya gelen babası Adnan Cemgil, çevresini saran köylülere şunları demiştir: "Bu oğlum Sinan... Bunlar da onun arkadaşları (Kadir ve Alpaslan), kardeşleri.... onlar da oğullarım... Bu çocuklar, bu oğullar; bu ülkeyi, halkı, sizleri sevdiler. Başka bir istekleri yoktu. Her biri birer dehaydı. Her biri üstün zekalı birer güzel insandı. Dileselerdi, düzenin adamları olsalardı, şimdi burada cansız yatmazlardı. Birer milyoner olurlardı. Ama onlar, halkı, sizleri sevdiler. Sizin sorunlarınızı omuzladılar. Size yalan söylüyorlar. Onlar eşkıya değildi." demesi üzerine köylüler büyük mahcubiyet içinde kafalarını öne eğmişlerdir. Sinan Cemgil ve arkadaşlarının Nurhak dağlarında bulunma sebebi; Malatya'da bulunan Amerika'ya ait Kürecik Radar Üssü'nü basarak, oradaki Amerikan askerlerini rehin alıp karşılığında Ulucanlar cezaevinde yatan Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını kurtarmaktı çünkü idamları bekleniyordu. Ne yazık ki başarılı olamamışlardır. 3 güzel insanı kaybettik. Sinanların ölüm haberini hapishanede duyan Deniz Gezmiş hayatının en büyük üzüntülerinden birini yaşamıştır. Kitapta Şirin Cemgil'in bir çok mektubu vardır onlardan 2 adet mektubu yazıp incelememi burada noktalıyorum. Şirin Cemgil'in mektubundan: "Defter sana ne yazsam? Dostlara duyduğum özlemi mi? Durmayan, dinmeyen dertleri mi? Sinan'ı mı anlatayım sana? O yiğit, o güzelim insanı, sevdiğimi, bir tanemi, iyi arkadaşı yani." Şirin Cemgil'in mektubundan: "Günler geçiyor... Ekim’e geldik de geçiyoruz işte... Anlamı olmayan sıkıntılı günler... Bir de sensizliğe ilave başka üzüntüler peşimi bırakmıyor... Vay kurban.. "Hasretinden prangalar eskittim"... Ama gelmeyeceksin. Kahrolup, kahrolup oturuyorum... seni görmeyeli 7,5 ay oldu... Yani 7,5 aydır ağır aksak yaşıyorum... “aç kaldım, susuz kaldım. Terk etmedi sevdan beni... Hasretinden prangalar eskittim" Oy... Ahmet Arif bizim için mi yazdıydın bu şiirleri..." Kitaba 8.7/10 puan veriyorum. Herkese keyifli okumalar.
SinançaŞirin Cemgil · Ayrıntı Yayınları · 202164 okunma
··
6bin Gösterim
12 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
♛hakan♞kutlu♛
Gönderi Sahibi
youtu.be/kuoEoPQOfuw?si=... Nurhak Sana Güneş Doğmaz Dört bir yana haber salsam Öldü desem inanır mı Dağlar bana geri verin Kadir'imi Sinan'ımı Jandarma kurşunu çaldı Canımı tenimden aldı Nurhak'a abide kaldı Dağlar aldı selamını Nurhak sana güneş doğmaz Uçan kuşlar yuva kurmaz Dökülen kan yerde kalmaz Soracağız hesabını Böyle kalır sanma devran Yola devam eder kervan Öldü Sinan doğdu Sinan Omuzladı silahını…
Derinden sarsıcı bir kitaba benziyor. İncelemeyi okurken duygulandım.
♛hakan♞kutlu♛
Gönderi Sahibi
Sağol Sinan. Kitabın kahramanıyla adaş olman ne güzel olmuş 😊
Sizin incelemelerinizi sabırsızlıkla bekliyorum özellikle okumadığım bir kitaptan ise paylaşımlarınız, zira o kitabı okuyup okumama konusunda çok fikir veriyor bana sözcükleriniz.Kaleminize sağlık Hakan bey, yine çok güzel olmuş.
♛hakan♞kutlu♛
Gönderi Sahibi
Bookworm o zaman bu kısa video biraz yardımcı olur. Keyifli okumalar🙏🏻✨ youtu.be/SAkS3qP4KFs?si=...
Pensilvanya’da rahat yaşayan kişi yüzünden bugün bir meslektaşımın görevinden azledildiğini öğrendim. Her ne kadar kendisini tanımıyor olsam da böyle bir durum yaşadığı için üzüldüm. Sebebi de, öğrenciyken bir yıl yurtlarında kalmış. Olan fakire oluyor her zaman. Başımızdakilere bu durum bakalım ne zaman dokunacak, diye düşünüyoruz. Cevap ise belli, tabii ki hiçbir zaman. Bunlar yüzünden ülkemiz yaşanmaz hale geldi. Ama kendileri zevk sefa içinde yaşıyor. Başımızdaki inecek olsa, eminim soluğu Pensilvanya’da alır. Neyse gereksiz kişileri konuşup da canımızı sıkmayalım. Ah Sinanım. Size kurşun sıkan eller kırılsın. Maalesef bizim ülkemizde düşünen insana huzur yok. Çünkü biliyorlar ki, onlar halkı uyandıracak. Tez zamanda ortadan kaldırmak için de ellerinden geleni yapıyorlar. Evet kimse o emri veren kişileri tanımıyor ama Sinan, Mahir, Ulaş, Deniz, Hüseyin, Yusuf yeni doğan çocukların isimlerinde yaşadı ve yaşıyor. Ellerine sağlık Hakan. Yine çok değerli bir inceleme olmuş.
♛hakan♞kutlu♛
Gönderi Sahibi
Bir toplumda sorgulama yapabilen bilinçli insanların yetişmesi çok uzun yıllar hatta ne yazık ki asırlar sürebiliyor. Halkın bilinç İQ sunu artırmak bana göre dünyanın en meşakkatli işi. Çünkü güç sahipleri daha rahat sömürmek için kendisinden olmayan kesimi yani halkı cahil bırakmak zorundadır. Halk da uykusundan uyanmayarak güç sahiplerinin ekmeğine yağ sürer. Nurhak dağı şehitlerimizin başına gelen tamamen böyle bir olay. Açlıktan, fakirlikten kırılan cahil köylü Sinanları ihbar etti, jandarma ateş ettiğinde köylülerde ateş etti. Dediğim gibi bu çok uzun bir süreç. Hiç kimse bir sonraki nesil iyi olacak filan düşünmemeli. Çünkü henüz tarlaya ne tohum ekildi, ne sulandı ne de güneş gördü. Keşke daha umutlu şeyler diyebilseydim ama gerçekler bundan ibaret maalsef.
68 kuşağının amacını çok güzel özetlemişsiniz hocam. Bu incelemeyi okuduktan sonra çoğu insanın fikrinin değişeceğini umuyorum. Yüreğinize sağlık 🌸 Sinan'ın ölümü de Deniz'lerin ölümü de hep Mayıs ayında olmuş. Sevmez oldum Mayıs ayını. Çiçek açacağımız yerde çiçeklerimizi soldurmuşlar...🍂
♛hakan♞kutlu♛
Gönderi Sahibi
Reklam
Defter sana hangi birini yazsam yetmez ki sayfalar Yetmez ki sözcükler Bitmez ki yazılacaklar... :(
♛hakan♞kutlu♛
Gönderi Sahibi
👏👏👏