Şiir görünümlü sihir ablukasındayız günümüz simülasyon yaratan sayısız simülakrlar'la. Sihir hakkındaki o şiirlerdir kurtuluşumuz; biri de Tolkien'in ibretlik Silmarillion'u:
'Morgoth ve Sauron'un sihir tutkuları onları solipsizm öznelliği yerine nihilizm hiçliğine yollar!..'
Şiir, simülakrların ötesinde bir hakikat yaratıyor sanki. Eylemenin, emeğin töz olması gerçeğinin bir biçimi; estetikte kurgusal Silmaril mücevheri gibi kristalize olan nihai eylem yaratımın, 'cogito'nun ötesine, hakikate parende attırmasıdır.
Şiir hatta ışığıyla hakikatteki gölgeleri yarasalar gibi kaçırtıyor. Sihire değil şiire inanın; ikisinde de ayaklarınızı yerden kesilmesi iddiası 1.de aklınızın yoklanmasıyla ilgiliyken, 2.de yüreğinizin yoklanmasıyla ilgilidir. Düşünceden bile korkanlar sihire bulanırken, korkmaktan korkanlarsa şairdirler; yürekleri düşüncelerine siper!
Sihirle depremlere, sellere vs. doğaya ya da savaşlara, tiranlara karşı önlem alamazsınız. Şiirle hele hiç. Ama 1.siyle bilincinize kilit üstüne kilit vurulurken, 2.siyle tüm bu kilitleri açar; aklın madde üzerindeki tarihsel ölçekteki nihai gücünün bilincinin topluma aşılanmasının ilk adımını atarsınız. Mübadele değeri hegemonyası altında hayat; eğitimsel ekolojideki ekonomik/pragmatik kaygılarla felsefesiz, estetiksiz ve etiksizleşmişken böylesine bir irfanı Tolkien'in öğretmemesi, toplum suikastı olurdu!
Tolkien mitolojisinin temeli Silmarillion, evrenin yaratım sürecinde, Melkor’un Ainur’un ezgisine karşı çıkışıyla; -tıpkı günümüz simülakrlarının gerçeklik algımızı bozması gibi- hakikatin şiirsel dokusunda nasıl yozlaştırıcı bir etki yarattığını ve dünyayı şekillendirme arzusuyla kendi "sihir" anlayışını dayatmaya çalışırken güçten düşse bile, tüm hıncını boşaltmasıyla dünya üzerindeki armoniyi bozarak yarattığı yıkımı anlatır.
Öte yandan, Elf toplumu ve lideri Feanor'un yarattığı Silmariller, bu yaratımın ardından gelen arzu ve hırs, şiirin estetikten sapıp sihrin karanlık yüzüne geçişini sembolize eder. Feanor’un tutkusu, Melkor’un yaratamadığını çalma arzusu ve sonrasında sürgün yolculukları, akraba ve doğa katliamlarıyla savaşlar; şiirsel yaratımın nasıl sihirsel bir hırsa da dönüşebileceğini gösterir.