Gönderi

Mutlu Olma Sanatı
Puan vermedi·56 syf.··
2024 11. kitabı
53 sayfalık 45 hayat kuralını sunan bir eser. Gerçekçi ve pesimist bir bakış açısı temelinde verilen dersler var. Kaderin herşeyin üzerinde olduğunu söylüyor, kader yalnızca sahip olduğumuz ve edindiğimiz bütün herşey üzerinde değil, aynı zamanda kolumuz ve bacağımız, gözümüz ve kulağımız, hatta yüzümüzün ortasındaki burnumuz üzerinde bile tartışmasız bir hakka sahiptir. Kaderin gücünü anlatan çok güzel bir film hatırladım bu sayede, Robert Bresson’un Au Hasard Balthazar filmi; o genç kızın ve eşeğin başından geçenleri ve kaderin örgüsünü ne de güzel anlatmış, tavsiye ederim. Bir de şurası var kitapta ne de doğru: Gamsızlar fazlasıyla mevcut anda, bazıları da (korkaklar ve tedirginler) fazlasıyla gelecekte yaşarlar; ölçüyü tutturanlar nadirdir. Azimle sırf gelecekte yaşayanlar, hep ileriye bakanlar ve yaklaşan şeylere, en başta da asıl mutluluğu getirecek olanlara sabırsızlıkla koşanlar, mecut anın tadını çıkarmadan ve farkına varmadan geçip gitmesine izin verenler; hepsi de önünde ipe bağlı saman demeti oldukça adımlarını hızlandıran İtalyan Eşeği’ne benzerler. Ölene kadar daima geçici olarak yaşarlar. Hep gelecekte birşeylere ulaşacağını umud ederek yaşamak; İtalyan eşeğine benzetmesi…İnsanı andan koparan, gelecekte yaşatan en önemli şey yoksulluktur diye düşünürüm hep; umudu, varlığı gelecekte aramak.. Oysa hayat bilgeliği anın tadını olabildiğince çıkarmaktır. Mutlu olmak için insan kendini, karakterini, güçlü zayıf yönlerini iyi tanımalıdır, kendisine yapamayacağı ödevler vermemelidir. Özfarkındalık.. Aksi halde kendimizi başkalarını örnek alıp özelliklerimize aykırı davranmaya zorlamak ıstıraptan başka birşey vermez. Ve en önemli şey karakterdir, herşeye sahip olan bir insan düşünün karaktersiz ahmak ise bunun bir değeri yoktur diye düşünüyor yazar. Sağlığı herşeyin üzerinde tutmalıyız; hasta olduğumuz zamanda yaşadığımız bir olayı sağlıklı olduğumuzda yaşadığımızda ona bakış açımız çok başkadır. Eksikliklilerimize değil elimizdekilere bakalım, elimizdekileri bugün kaybetseydik ne hissederdik buna odaklanalım der. Ve bir de beni güldüren bir bölüm: Platon’un kadınlara yönelik arzu, nihayet dindiği için mutlu geçtiğini belirttiği yaşlılık. Yaşılılığın asıl ihtiyaçları rahat ve güvenliktir. Yaşlılıkta bu yüzden en çok para sevilir. (kesinlikle çevrenize bakın anlarsınız) Burda da Erol Evgin’in bir konserinde anlattığı kısa komik bir hikaye aklıma geldi: “Gençliğimizde yurtdışından dönerken aahh ne güzel kızlar var diye dönerdik. 40lı yaşlarımızda ahhh ne güzel restoranlar yemekler var diye döner olduk. 50lerde ne güzel klinikler var diye dönmeye başladık. Geçen bir arkadaşımla oturuyorduk, ah be Erol geçen döndüm şu ülkeden, ne güzel mezarlıklar vardı dedi” Erol Evgin yaa çocukluğumun aşkı, babam saçlarının peruk olduğunu söylediğinde bütün hayallerim yıkılmıştı ama olsun. Neyse Schopenhauer’den Erol Evgin’e geldiğime göre artık burda yazmayı kesmem gerektiğini anlıyorum.
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,7bin okunma
··
134 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Erol Evgin’in peruğu, süslü hakikatin oturduğu zeminin altında yatan salt hakikatle yer değiştirmesine vesile olan transformatif tüylü bir araçtır; peruğun güçlü bir “büyülü gerçeklik” metaforu olduğunu düşündürür :) Erol Evgin, sadece postürüyle bile başlı başına hayata karşı güçlü bir duruştur. “Tüm Bir Yaşam” şarkısının sözlerinin verdiği duyguları, günümüzde verebilen bir şarkıya henüz rastlamadım. Zeynep Talu & Melih Kibar faktörü etkin tabi ki. İncelemeleri kendi hayatımızda rastlantısal olaylara bağlayınca okunulan kitap ve inceleme daha kendine has, özdeşleşen bir hal alıyor, içten bir inceleme olmuş. Eline sağlık Ayse Can . ✍🏻
Ayse Can
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim Engin Mavi yorumunla daha da özel oldu :)