·624 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Ekim 2024 00:00 1714 yılında istemediği birisiyle evlendirilmek üzere olan Addie, bundan kurtulmak için tanrılara dua eder. Özgürce yaşamak istediğini söyler. Ve bir tanrı ona cevap verir. Özgürce yaşayacaktır, hem de istediği kadar ama kimse onu hatırlamayacaktır.
Benim için çok çok özel bir kitap oldu. Bir geçmişten bir şimdiki zamandan parçalardan oluşuyor bölümler. Addie'nin hayata tutunma çabasını okumak çok güzeldi ama üç yüzyıl yaşamış birisi olarak tanıklık ettiği tarihi olaylara çok az yer verilmişti. Kitabın sayfa sayısına bakarsak bazı noktalar fazla tekrara düşüyordu ve onun yerine çok daha farklı noktalara değinilebilirdi. Ve bence kitabın en büyük sorunu Addie'nin yalnızca Avrupa'da ve Amerika'da bulunması. New York'un her köşesini ezbere biliyordu ama farklı bir kıtaya hiç gitmiyordu.
Neyse o kadar söylendim ki kitabı sevmemişim gibi duruyor ama gördüğünüz gibi 10 puan verdim. Evet böyle bir konuyla çok daha iyi bir kitap yazılabilirdi ama bu hali bile bana dokunmayı başardı. 600 sayfa ama o kadar akıcı ki. Addie'nin kendisinin hatırlanamayacak olmasına rağmen sanat yoluyla iz bırakma çabaları, birçok karakterin kuir oluşu, yazım tarzının güzelliği... Yıllar sonra dönüp yine okuyacağımdan emin olduğum bir kitap.
Addie Larue, seni hatırlıyorum.