Her HAT okuduğumda bir miktar gerilirim. Gerçekten bu yazar sanki hiç mutlu şeyler yazamıyor gibi. Hayatın en kötü yanlarını sayfalarda yazıyor da ezim ezim eziliyoruz. Bitti ya derin bir oh çektim. Gerçekten o kadar üzücü bir hikaye idi ki.
Metafor kullanmayı, bilinç akışı kullanmayı çok iyi yapıyor. Hayatın içinden insanları alıyor en kötü durumlara bandırıyor. Beni kör kuyulara atın da görmeyeyim bu durumu denicek tarztan bir kurgu.
Bir kızımız var ağlayınca gözyaşları taş olup yere saçılıyor. Anası,babası şaşkın ne yapsalar bilinmez.
Sonraa tabi kötü karakterlerimiz giriyor devreye ve hayatın sillesini vuruyorlar. Çok üzüldüm,çook babaya da kıza da… Hikayeyi anlatmak istemiyorum. Ben umutlu şeyler yazmak ve okumak istiyorum. Roman aslında gözümüzü kapattığımız, işleyen çarkı duymak,bilmek istemediğimiz bir sistemin sonucu. Olaylar gerçek mi bence gerçek. İnsan denen varlık aşağıların en aşağısı olabilir mi olabilir.
Bu çağdan etimle kemiğimle nefret ettim diyor ya Zarifoğlu öyle işte vesselam….