Kitabı gerçekten çok beğendim. Bir kasaba hikâyesi okumayı bekliyordum ama çok daha fazlasıyla karşılaştım. Kitabın anlatımı, betimlemeler, konusu her şeyiyle harikaydı. Ana karakteri aşırı sevdim. Düşünce yapısı çok hoşuma gitti ve genel olarak beni güldürdü. 1 yıldız kırmamın sebebini aşağıda spoiler bölümünde detaylıca anlatacağım. Kitabı gerçekten çok beğendim, tavsiye ediyorum. Tüm seriyi okumayı çok istiyorum.
BURADAN İTİBAREN SPOİLER
Kitaba ilk başladığımda normal bir kasaba hikâyesi okuyacağımı düşünüyordum. Kitap fantastik türe dönüşmeye başladığında dedim herhalde vampirler olacak ama karabasanlar çıktı! Gerçekten aşırı şaşırdım. Hiç beklediğim bir şey değildi ve daha önce karabasanlar üzerine bir kitap da hiç okumamıştım ama aşırı güzeldi. Evren güzel kurgulanmıştı, gerçekten sevdim.
Elisabeth Sturm, Elisa ya da benim de tercih edeceğim şekilde Ellie. Gerçekten çok sevdiğim bir ana karakterdi. Okuması çok keyifliydi. İç dünyası, monologları harikaydı. Okurken beni çok güldüren düşünceleri ve cevapları oldu. Bence adı ve soyadı da çok havalı, güzel bir uyumu var. Karakter gelişimi olarak da Ellie'yi okumak çok keyifliydi. Köln'de yaşarken sırf okul arkadaşı onu kabul etsin diye olmadığı bir kişi gibi davranmak zorunda kalması, gerçek kişiliğini gizlemesi beni çok üzdü. Kasabaya yeni taşındıklarında başta sözde en yakın arkadaşlarından ayrıldığı için aşırı üzüldü ama zamanla gerçek kişiliğini tamamen buldu ve onu saklamasına gerek olmadığını anladı. Sözde en yakın arkadaşlarının da hayatına yapışmış olan sülükler olduğunu fark etti.
Ellie'nin sürekli uyuklama hâlinden, tuhaf rüyalarından falan bir şeyler olduğunu anlamıştım. Colin'in de farklı konuşmalarından ve daha yeni tanışmalarına rağmen Ellie hakkında aşırı fazla bilgisi olmasından (göbek piercingini sevmediğini v.s) falan bir gariplik olduğunu anlamıştım ama kitabın fantastik olduğunu Ellie'nin babası ve Colin karşı karşıya geldiklerinde tamamen anladım. Zaten o bölümün sonunda da Colin, Elli'ye babasının bir melez olduğunu söyledi. Ben de adamın yarı vampir olduğunu falan düşündüm. Karanlıktan hoşlanma, sıcak yerlere gitmeme ve soğuğu tercih etme, baş ağrıları v.s O zaman mantıklı gelmişti :D Meğer adam yarı karabasanmış :D
Ellie Colin'in evine gidip onu çatıda falan görünce "Yarasa Adam" falan mı diye düşündüm :D Ama Colin has bir karabasan çıktı :D Üstelik 158 yaşındaymış! Gerçi buna Vampir Günlükleri'nde Klaus'u seven biri olarak hiç takılmadım. Klaus bin küsur yaşındaydı :D
Karabasan evreni güzel kurgulanmıştı. Kandan daha değerli olarak rüyaların görülmesi, rüyaların çalınması, düşünce okuyabilme ve hatta zihin kontrolü ve de bir takım fiziki üstün güçler. Gerçekten güzel düşünülmüştü.
Ellie ve Colin'in bağları da gerçekten aşırı güzeldi. En başlarda acaba her şey Ellie'nin babasının dediği gibi mi diye düşündüm. Colin Ellie'nin rüyalarını almak için doğru zamanı mı bekliyor dedim ama asla öyle bir şey olmadı. Colin her zaman Ellie'yi korudu ve onu gerçekten sevdi.
Colin'in adı da bence gayet havalı ve kafiyeliydi: Colin Jeremiah Blackburn.
Colin'in Ellie'ye bir sıcak bir soğuk davranması benim de tuhafıma gitmişti. Örümcek saldırısını ve sürekli uyku hâlini babasının yaptığını düşünmüştüm ama Colin'miş -_-
1 yıldız kırmamın sebebi Colin'in son davranışı ve de gözyaşları ile ilgili olan durumdu. Colin'in Ellie neredeyse her ağladığında onun gözyaşlarını yalaması benim gerçekten midemi bulandırdı. Yazar bunu da bir mantık çevresine oturtmuş, gözyaşları duygu içerdiği için karabasanlar için besleyici değeri varmış ama bana gerçekten iğrenç geldi. Benim romantik tanımıma da asla uymadı. Ellie Colin'e hislerini söylediğinde Colin'in elinin iç kısmıyla onun ağzına vurması beni gerçekten çıldırttı! Kesinlikle yapılacak bir hareket değildi. Sonrasında Ellie'nin yaşadığı hayal kırıklığı ve utanç da beni gerçekten çok üzdü. Sonrasında bu davranışın sebebini öğrendik: Meğer Colin, onun karabasan olmasına sebep olan hastalıklı eski bir karabasan olan Tessa'dan kaçıyormuş. Colin her mutlu olduğunda ya da aşık olduğunda Tessa bunu hissedip onu buluyormuş. Bu sebeple Colin insanlarla bağ kurmuyormuş ama yine de Ellie'ye o şekilde davranması berbattı. Çok başka davranabilirdi. O an arkasını dönebilirdi, daha önce durumu Ellie'ye anlatabilirdi. O çirkin davranışı yapmak zorunda değildi. Kendini affettirdi ama cidden o sahne başka bir şekilde yazılabilirdi.
Tessa bence gerçekten hastalıklıydı. Colin eskilerden falan deyince ben aşırı güçlü ve güzel bir karabasan beklemiştim ama tam tersi çıktı :D Ve de son derece aptaldı. Colin'i bulup evine geldiğinde Ellie'nin yaptığı planda çok aptalcaydı. Böyle eski ve güçlü bir karabasanın karşısına çıkmak asla mantıklı değildi. Neyse ki Tessa çok aptal çıktı da bir sıkıntı olmadı.
Karabasanlar ölemiyormuş. Sanırım sadece birbirleriyle dövüşürken bir şekilde ölebiliyorlarmış ama Colin ve Tessa dövüşünde üstünlük Tessa'daydı. Bu durumun Ellie'nin babası sayesinde çözülebileceğini düşünüyorum. Adamın ruhsal hastalıkları iyileştirmek için karabasanlardan yardım alma fikri aşırı mantıklı çünkü karabasanlar kötü anıları da alabiliyorlar ama bir o kadar da tehlikeli çünkü adı üstünde bir karabasanla anlaşma yapmaktan bahsediyoruz.
Tillman karakterini de genel olarak sevdim. Eğlenceli bir karakterdi ve Ellie ile olan arkadaşlıklarını okumak keyifliydi. Eve tarot kartları atanın Tillman olduğunu öğrenince ve de onun saçma açıklamasını duyunca aşırı sinirlendim. Hayır yani neden endişelerini konuşarak ifade etmek varken neden sinsi sinsi kartları bırakıyorsun? Hatta bir tanesi de tuğlaya bağlayıp evin camına atmıştı! Bir de Tillman profesörün çocuğu çıktı! Yalnız profesör gerçekten iyi bir adamdı. Onu da sevdim.
Ellie'nin ailesini de sevdim. Bazı onaylamadığım davranışları olsa da genel olarak iyi bir aileydiler. Abisi Paul'ü de diğer kitaplarda daha çok göreceğiz diye düşünüyorum ve onun için de gerçekten çok üzüldüm. Babası melez olduğu için babasıyla tanıştırdığı tüm kız arkadaşlarının babasından hoşlanması gerçekten berbat bir şey.
Ellie ve Colin'in sahneleri genel olarak çok güzeldi. Colin'in mektupları çok hoştu. Romantik güzel mektuplar yazan bir karabasan. Kulağa gerçekten çok ilginç geliyor. Aralarında da bir bağ oluştu. Ellie onun gözünden olayları görüp bazı şeyleri hissedebiliyordu, düşünceleri aracılığıyla iletişim kurmaları falan gerçekten çok tatlıydı. "Ellie buradayım, bana gel." falan çok güzeldi yaa. Ellie'yi hislerini anlattığında onu kendinden uzaklaştırmak yaptığı o davranış olmasa Colin 10 numara karakterdi.
Son görüşmelerinde Ellie'nin Colin'e yardımcı olmak için kendi anılarından vazgeçmek istemesi aşrı fedâkârcaydı. Ellie gerçekten Colin'i çok güzel seviyordu aynı şekilde Colin'in bunu reddedişi falan da çok güzeldi. Colin'de Ellie'yi çok seviyordu ama maalesef ayrılmak zorunda kaldılar. Veda ettikleri rüya da çok hoştu. Bu tabii ki de bir son değil ama neler olacak aşırı merak ediyorum. Tekrar nasıl bir araya gelecekler. Tessa henüz hâlâ yaşıyor. Ondan kurtulmadan da Colin özgür olamaz ve bizimkiler kavuşamaz. Mutlaka bir çare bulurlar da acaba nasıl olacak?
Onun dışında Maike karakterini hiç sevmedim. Pis bir çıkarcıdan başka bir şe değildi. En başta iyi bir karakter gibi göründü ama tüm bunları Benni istediği için ve kendisi de Benni'yi istediği için yapmış! Pis çıkarcı adi.
Colin'in atı Louise de çok tatlıydı. Ellie'nin at korkusunu bir nebze de olsun yenmesine ve Louise ile arkadaşlık kurmasına da çok sevindim.
Yalnız Colin uzun bir zaman Ellie'nin etrafında dolanmış çünkü kızın telefonu çok uzun bir zaman boyunca çekmedi. Ayrıca okulun ilk günü gördüğü araba da Colin'e aitti. Bunun farkına varınca biraz ürperdiğimi itiraf etmeliyim.
Bay X'i de gerçekten çok sevdim çok tatlış bir kediydi. Colin giderken onu da Ellie'ye emanet etti.
Kitabı gerçekten çok beğendim ve devamını aşırı merak ediyorum. Tüm seriyi okumak için sabırsızlanıyorum.
Aşk KırıklarıBettina Belitz
Ben de gerçekten çok beğendim. Başlamadan önce bu kadar seveceğimi tahmin etmemiştim ama kitap olumlu anlamda beni aşırı şaşırttı. Fantastik olmasını ve karabasan temalı olmasını da hiç beklemiyordum :D