·724 syf.····Okunma: 13 Ekim 2024 18:05 Döneme damgasını vurmuş Poyraz Karayel dizisini izlemeye başlayınca sürekli Oğuz Atay'a ve Tutunamayanlar'a gönderme yapmasından dolayı bu kitabı hakkını vererek okumadığımın farkına vardım. Evet herkesin okumaya korktuğu bu kitabı ikinci kez okumuş oldum. :) İyi ki de öyle yapmışım çünkü bu sefer taşlar yerine oturdu.
Kitabın konusunu kitaptan bir alıntı ile açıklayım: "Bu kitap ne ciddi kavgaların ne büyük ve yaygın sıkıntıların ne de ezilen insanların romanıdır; bu kitap, mustarip bir ruhun iç çekişmelerinin romanıdır." Selim Işık'ın intihar etmesinin ardından arkadaşı Turgut Özben'den onu dinliyoruz, onun toplumun el birliğiyle bir Tutunamayan'a dönüştürülmesine şahitlik edip bu ağıt için biz de gözyaşı döküyoruz. Büyük olaylar değil can yakan sebepler var. Turgut'un, Selim'i keşfe çıktığı bu yolculukta azar azar ona benzemesi hatta o olmasının buruk hikayesi var. Peki neydi Selim'in derdi? Sadece sevilmek istedi, ne yaparsa yapsın ilginin üzerinden gitmemesini umdu. Herkese tek tek vakit ayırıp ilgilenirken hep kendinden verdi ve sonunda "hiç" oldu. Sınıf birincisi oldu tembeller dışladı, ders çalışmayı bıraktı çalışkanlar dışladı. Hep bir yere ait olmak istedi kapı dışarı edildi. Ne yapsa yargılandı, alay edildi en sonda da kendine yük oldu ağırlaştı canına kıyıp hafifledi...
Yazılacak çok şey var ama Oğuz Atay'ın kaleminin yanında bir hiç kalacağı için bu kadarı kâfi. Kitapta başka romanların ve yazarların adı geçiyor. Hepsini bildiğim için anlamamı kolaylaştırdı. O yüzden bilgi birikimi şart. Konuşma çizgisi olmadığı için okurken, Turgut gerçekte konuşuyor mu içinden mi konuşuyor Selim mi konuşuyor yoksa Olric mi sazı eline aldı gibi karışıklıklara sebep olabiliyor. Tarzına alışınca su gibi akıyor. Araya sıkıştırılmış metinler de biraz yoruyor ama enfes bir kitap kesinlikle okuyun.