·352 syf.····Okunma: 16 Mart 2024 04:52 Lise sıralarında edebiyat dersini dinlemezken hocalarımız yazarların da tıpki biz okurlar gibi etkilendiği yazarların olduğunu anlatırdı bize. Zaten hangi yazar, okur basamağını tırmanmadan ‘yazar’ unvanını alabilmiştir?
Belki bilinir belki bilinmez ama Hakan Günday bir “Oğuz Atay” hayranıdır. Yazdığı ‘Az’ adlı kitabında sevgili Atay’a epey bir yer vermiştir. Şuan incelemesini okuduğunuz kitabında ise Atay’a yer vermemiş fakat tamamıyla ondan etkilenmiştir. Başka bir deyişle bu kitap buram buram ‘Tutunamayanlar’ kokuyor. Anlaşıldığı üzere Hakan Günday da tutunamamış ve bunun adını ‘Ziyan’ koymuş. Tutunamamak ve ziyan olmak… Birbirinin devamı değil mi? Sebep sonuç değil mi?
Tutunamayanlar ve Ziyan’ı okuyanlar bu ikili arasındaki bağı çok rahat yakalayacaktır. Ben bu benzerlikleri anlatmak isterdim fakat spoiler vermiş olacağım için bundan kaçındım. Belki daha müsait bir zamanımda bununla alakalı bir makale yazıp isteyenler ile paylaşırım.
Bir yazarı okurken başka bir yazardan izler gördüğüm zaman nedense çok hoşuma gidiyor. Kendimi yalnız hissetmiyorum ve diyorum ki: birileri de birilerinden etkilenebiliyormuş. Bunu görmek güzel bir şey. Ayrıca bir yazarın kitabında okuduklarım bana herhangi bir yazarın herhangi bir kitabını anımsatıyorsa, yine bundan da keyif alıyorum. Peki, bu sizi ne kadar alakadar eder? Sadece; yalnız mıyım, yanlış mıyım? Bunu anlamaya çalışıyorum.
Hakan Günday’ı seviyor sayılmam fakat sempatim var. Yeraltı edebiyatımızın güzide yazarlarından biri ama fazla bel altı çalışıyor. Fakat cesur tespitleri ve sağlam tasvir yeteneği var. Türkiye Matrix’inde görmemizi istediği bütün sistem açıklarını bize korkmadan sunabiliyor. Anlattığı şeyler çok fazlaca bizden. Hatta başkasının duymasını istemeyeceğimiz sapkın, hastalıklı duyguları bile görebiliyoruz. Diğer okuduğum kitaplarına göre bu kitap yeraltı edebiyatından yer üstüne, gün yüzüne çıkmış gibi duruyor.
Yani? Kaliteli, altı dolu bir eser.