Yürümenin ilhamları doğurduğundan uzun uzadıya bahsettikten sonra Nietzsche, Rimbaud, Thoreau, Rousseau başta olmak üzere eserlerinin tözünü yürümenin oluşturduğu kişileri önüne katarak övgüler yağdırıyor yürümeye. Felsefe, edebiyat ve maneviyat yani içsel bir yolculuk yürümek yazar için ama öyle bir noktaya vardırıyor ki sonuna doğru yürümeyi vahşi insana ulaştıran vasıta olarak addediyor ve ahlaki düzenden ve insani yaşamdan uzakta olan ve hatta kitabın başlangıcında övdüğü ilhamları( edebiyat,maneviyat) yaşamanın ve yaşatmanın çok uzağındaki Kinikleri övmeye duruyor. İnsanın vahşi bir oluştan geldiğine inanmasını ve Kiniklerdeki hayvanca yaşama yer yer iştiyak besliyor olmasını manevi keşfin peşinde olan bir yazar için çelişkili buldum.
Bu kitapta sıkça, yürümenin hakikate atılan yavaş ama tefekkür dolu adımlar olduğunu okuyacak ve 'kimlik' hegamonyasından 'kadim yaşam' a azad edilenleri selamlayacaksınız. Kadim yaşam; nefsiyle teke tek tuttuğu çeteleden başka şey değil insanın .Ve her insan, yürüyüşe kişiliğiyle başlar ve devam ettirir. Kant disipliniyla, Nerval melankolisiyle, Ghandi bağımsızlığıyla ve yeminiyle..