Bir dağın tepesinde,bir mağarada göğsünü yumruklamak. Nefsim,nefsim diye inlemek.
Sırf dünyayı güzelleştirmek uğruna. Dünyayı,yani bizi,yani beni. Kimbilir belki de burçlarda asılı kimsesiz bir beni.
Biliyor musun kalbim artık
Bir kuş gibi çırpınarak pencere önlerinde
Titrek kanatlarıyla umudun
Düşmüyor bekleyişin hayal camlarına
Gelmene yakın saatlerde.
Hayat dolduruyor her boşluğu kendince
Bir başka başlangıçla
Tutuşmak üzere yeniden
Pembe üflemeleriyle bir ince soluğun
Soğuyor acılar bile..
Sanal dünyaya kapanmış bir varlığın, gerçek dünyanın içinde başarısız olacağını kestirmek zor olmaz sanırım. Bugün çocukların içinde büyüdükleri ortamların ne derece gerçeğe uygun olup olmadığının sorgulanması gerekir.
Sanal dünya derken, illa ki bilgisayar ortamı ile oluşan bir gerçeklik akla gelmemelidir. Anne ve babanın dar bir çevrenin içine kapanarak çocuklarını yetiştirmek zorunda kalması da sanal bir ortam oluşturmaktadır. Bugün aile yapılarının ve toplumun çözülmüş olması, akraba ilişkilerini zayıflatmış, mahalle ile komşuluk ilişkilerini ortadan kaldırmış olduğu için çocuklar dar ve yapay bir çevrenin içinde yetişmektedirler. Toplum ileri derecede siyasileşmiş olduğu için, bireyler toplumsal yapılara yabancılaşmış ve uzaklaşmışlardır.
Çocuk, iletişim becerilerini ve sorunları çözme yetisini, içinde büyüdüğü ortamın kendisine verdiği olanaklar kadar geliştirebilir