Adı:
Mimarlık ve Felsefe
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
153
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-605-4683-57-4
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
'' İstemiyormuş gibi göründüklerine düşkünlüğün, tam da ortadan yarılmasının en temel nedeni. Hesaplaşmaktan kaçınmasının da. Bu mütereddit, bu endişeli, bu ikircikli hal Türkiye'nin gerçekte en büyük avantajı. Berzahta olmak onun yazgısı çünkü. Arafta kalmak. Bu nedenle doğu ile batı, geçmiş ile şimdi, din ile dünya, akıl ile kalb, kuram ile eylem arasında çırpınmak zorunda olmayı bir zaaf olarak görmemeli. İkisinden birini tercih etme, tatmin olma, huzura kavuşma kolaycılığına kapılmak yerine Türkiye bu kendine özgü çelişkilerin içerisinden dünyaya bakabilme ayrıcalığının hakkını vermeli. Diyalektğin hakkını.''
Dücane Cündioğlu..
Farklı söylemleri,entelektüel bakış açısı ve yalnızlığı sevmesi ile tanınan bir düşünür.
Uzun zaman önce bir makalede aynen şu ifadeyi kullanmıştı;
Günümüz insanının en büyük 3 problemi; Okumamak;Araştırmamak ve Düşünmemek…
Ve bu şablon hala gözümün önünde bir şerit gibi hayatıma yön veriyor.
Bir de Özellikle Kur’an’a Dair incelemeleriyle ilgili kitaplarını okuduğumda o kadar netlik kazandırmıştı ki meal ile ilgili karmaşık kavramlarıma, işte o günden itibaren takdire şayan bir şahsiyet olduğunu düşünmeye başladım.
Kitabına gelince;
Mimarlık ve sanat üzerine kurulu ve bu doğrultuda kaleme alınmış bir eser..Osmanlı mimarisinden tutun Avrupa mimarisine kadar yazarımız detayları ile ilgili açıklamalarda bulunmuş.Günümüz mimarisinin geçmişte en güzel şekilde inşa edilen eserlerle alakadar olmadığını, şimdiki eserlerin sanatsal özelliklerinden ziyade sadece görselliğe hitap ettiğini ve eski sanat eserlerimizin de bu görsellik adına nasıl mahvedildiğini kendine özgü anlatımıyla çok güzel bir şekilde açıklamış.Bu doğrultuda şu an en çok merak ettiğim yer;
Üsküdar Kuşkonmaz Camii.Yazarımızın bu kapsamda örnek verdiği tek tarihi eser.
Tabii mimarlık üzerine fazla bir bilgim olmadığı için kavramları anlamakta zorlanmam eksi yönler ve kitap biraz ağır.
Sonuç olarak ne olursa olsun Üstad düşünmenin hakkını yine vermiş.
Keyifli okumalar…
Oldukça iyi bir araştırmanın sonucunda oluşturulmuş, batık vaziyette olan bir durum için iyi hazırlanmış bir eleştiri denemesi. Dücane Cündioğlu'nun bazı yerlerde yanlış bilgiler kullandığını düşünüyorum, bunu mimari planların bazılarının tüm mimari yapılara uyarlandığını düşünerek yazması olduğunu düşünüyorum, bu da mimar olmadığı için çıkmış olabilir muhtelemen. Mimarlıkla ilgili bazı noktalarda genel fikirlere sahip olunmuş bu yüzden ancak yine de diliyle bu noksanlıkları okuyucuya neredeyse belli etmeden akıcı bir metin hazırlamış. Arada geçen Osmanlıca, Arapça kelimeler akıcılığı bazen bozabilir ancak bu okuyucunun daha da gelişmesini kelime dağarcığını genişletmesini ve mimarlık profesyonuyla ilgili teknik bilgilere ve yapı/fikirlerin arkaplanlarını daha iyi anlamalarını sağlayacaktır. Mimarlık mesleğiyle ilgilenmeyenler içinse yapıların daha iyi okunmasını sağlayacak, okuyucuların kitabı bitirdiklerinde çevrelerine/yapılara/fikirlere/olaylara bakış açısını değiştirecek türden kaliteli bir felsefi kitap.
İnsan, ifade özgürlüğü sayesinde değil,
irade özgürlüğü sayesinde insandır.
İtiraf etmek zorundayız:
Türkiye'nin batılılaşma sürece çoktan sona erdi,
şimdi küreselleşiyoruz.
Birini anlamak sanıldığından zordur.
Birini,
yani bir düşünsel yapıyı,
bir bütünü,
bir kompleksi...
Bir sanatçı sanatına, bir düşünür düşüncelerine,
herhangi bir siyasi iradenin müdahalesini hoş görebilir mi?
Asla!
Resmin Şairi...
Bizi anlamıyorlar ama kabullenmek zorunda kalıyorlar.

Eugene Delacroix

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mimarlık ve Felsefe
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
153
Format:
Karton kapak
ISBN:
978-605-4683-57-4
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
'' İstemiyormuş gibi göründüklerine düşkünlüğün, tam da ortadan yarılmasının en temel nedeni. Hesaplaşmaktan kaçınmasının da. Bu mütereddit, bu endişeli, bu ikircikli hal Türkiye'nin gerçekte en büyük avantajı. Berzahta olmak onun yazgısı çünkü. Arafta kalmak. Bu nedenle doğu ile batı, geçmiş ile şimdi, din ile dünya, akıl ile kalb, kuram ile eylem arasında çırpınmak zorunda olmayı bir zaaf olarak görmemeli. İkisinden birini tercih etme, tatmin olma, huzura kavuşma kolaycılığına kapılmak yerine Türkiye bu kendine özgü çelişkilerin içerisinden dünyaya bakabilme ayrıcalığının hakkını vermeli. Diyalektğin hakkını.''

Kitabı okuyanlar 40 okur

  • Sevim Kayıkcı
  • sümeyye kübra öğüt
  • Mrd Ctnk
  • Platon
  • Adem Dereli
  • arturo bandini
  • Merve Mercan
  • Sade
  • Züleyha
  • Can

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.2 (2)
9
%33.3 (3)
8
%11.1 (1)
7
%11.1 (1)
6
%22.2 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0