10/10
·190 syf.··
Beğendi
·
2024 162. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2024 03:05
"KARŞIYAKA ÇERNOBİL" "Hayat yolculuğunda kimimiz erken yol alır, iz bırakırız; kimimiz geç gideriz izimiz belli olmaz. Bu fani dünyada yaşadığın yıllarla değil, yaşamına sığdırdığın önemli işlerle anılırsın." 'Tarihin hafızası kalemin ucundaki mürekkep kadardır.' diye başlıyan kitabında yazarımız; 1986 yılında Ukrayna'nın Kuzeyinde bulunan Çernobil Nükleer Santralinde meydana gelen kazadan ve Karadeniz kıyılarında yaşayan halkın üzerindeki etkilerinden bahsediyor. Siyasilerin, bürokratlarının, bilim adamlarının, gazetecilerin, medyanın olay karşısındaki tepkilerini, söylemlerini, tutumlarını, o dönemin profilini detaylı okuyoruz. Osman, Ardahanlı dar gelirli bir ailenin çocuğu İstanbul'da tıp fakültesini kazanır, başarıyla mezun olur okulundan. Hayali kız arkadaşı Damla ile beraber güzel bir yere atanıp ülkede son yıllarda artış gösteren kanser vakalarıyla ilgili tedavi yöntemleri konusunda araştırma ve kariyer yapmak, insanlığa büyük hizmetler vermek, kendini onkoloji alanında geliştirmektir. Özellikle endüstriyel toplumlarda oldukça yaygın olan, Anadolu kırsalında yaşayanların varlığından dahi haberi olmayan kanser vakalarının önlenmesi için kanser tedavisinin geliştirilmesi gerektiğini düşünür. Ataması Karadeniz'in küçük bir kasabasına yapılınca hayallerini bir süreliğine ertelemek zorunda kalır. Küçük ve tıbbı ekipmanda eksikler olan hastaneye doğru dürüst hasta bile gelmemektedir. Kasabada halkın tek derdi yaşam mücadelesi, geçim ve çay hasadıdır. Damla ise Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesine atanmış, Prof. Dr. Füsun Gürgen ile radyasyonun canlılar üzerinde olumsuz etkileri ile ilgili çalışma fırsatı bulur. Hocası İsveç'ten gelen habere göre nükleer sızıntının dünyayı tehdit ettiğine dair bilgiler gelir ve olay her ne kadar gizli tutulmaya çalışılsada olay Ankara'ya kadar ulaşır. Damla, Osman'a haber vermesi ile Çernobil şehrinin Karadeniz Bölgesine olan mesafesini kestiremez Doktor Osman. Köyün bir kısmı vurdumduymaz davranırken Osman, köyün öğretmeni Cemal ve hoca Abdullah endişe içindedir. Çernobil faciası patlak verince Osman, Öğretmen Cemil ve köyün hocası Abdullah ile yöre halkını uyarmak, çay hasadını ertelemeleri için bir mücadele başlatılırlar. 12 Eylül olayının izleri sürerken böyle bir facia yaşanması, halkı bilinçlendirmek için çalışanlara karşı bir antipatinin oluşmasını ve yöneticilerin söylemlerinin sorgusuz kabul edilmesini sağlamış. Ekonomik kayıpların önlenmesi adına toplum sağlığının nasıl hiçe sayıldığı, bunun önüne geçmeye çalışan insanların nasıl çaresizliğe sevk edildiği gözler önüne seriliyor. Onca uyarıya rağmen kasaba halkı faciaya karşı hiçbir tedbir önlem almaz, itaat etmezler, onca çalışma başarısız olur. Asılsız her söz, söylenen her yalana itibar eden bir topluluktan oluşuyor kasaba. Faciadan habersiz ünlü bir balerin 'Kuğuların Ölümü' adlı dansı ise aslında canlıların nasıl büyük acılar çekerek öldüğünün bir anlatımı. Çernobil Nükleer Faciasının meydana geldiği süreçte yaşanmış olan gerçek olayları kurgulayarak kaleme alan yazarımız, dönemin ekonomik, sosyal, siyasi durumuna değinirken güzel âhlak, eğitim, bilim, insani değerler ve duygular, dayanışmanın önemini de vurguluyor. Kitapla Kalın.
Edebiyat
Karşıyaka ÇernobilMemet Çerkez · İkinci Adam Yayınları · 202410 okunma
·
66 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.