Dikkat! Sevgili okur, bu kitap İsimsiz kitap, birazdan okuyacağın şeyler seni derinden etkileyip hassas ruhlara nüfuz edebilir.
Anladığım kadarıyla (bunu özellikle söylememim sebebi; kitap büyük bir dikkat ve sebat ile okunsa dahi ufacık bir konsantrasyon kaybı aradaki bağlantıları kaçırmanıza neden olabiliyor.) Feyza adlı karakterimizin ruhsal ve psikolojik bir takım sorunları mevcut. Başkaları tarafından görülmeyen, lakin Feyza’yı adeta bir gölge gibi takip eden, herbiri bir diğerinden çirkin ve biçimsiz yedi gözün meydana getirdiği hilkat garibesi suret, Feyza’nın benliğinde açtığı derin ve mahzun yaraların silinmez izlerini taşımaktadır. Yedi gözlü canavar kim bilir belki de Feyza’nın yedi parçaya bölünmüş zihnini simgeliyordu. Feyza’nın oda arkadaşı ‘Simin’ de yedi gözlü tuhaf yaratığı görebiliyor, üstelik varlığı ile birlikte canavarın kapalı gözlerinden birini de açmayı başarabiliyordu. Lakin bu oda arkadaşı gerçekte var mıydı yoksa psikoz ve nevrotik temayüller gösteren Feyza’nın hiçlikten yarattığı tahayyülden başka bir şey değil miydi? Hilkat garibesi yaratık da içinde bulunduğu durumdan hoşnut olmadığı belliydi, sanki o da yaptıklarının kefaretini ödemek istercesine azat edilmek istiyordu. Başlangıçta, yaratığın gözlerinden sadece ikisi açıktı. Feyza’nın hafızasındaki kuytu bir köşeye hapsettiği geçmişte yaşadığı travmatik olayların bedbin anıları, gün yüzüne çıkması ve onlarla yüzleşmesiyle kendinden aciz ve zavallı canavarın gözlerinin tamamı açıldığında, yaratık yok olup hiçliğe karışabilecek ve bedbaht sürgünden azat edilebilecekti.
Yazar bir yerde o kadar güzel bilgiler aktardı ki sanki Harari’nin kitaplarından bölümler okuyor gibi hissettim, o derece insanlığın tarihsel değişimi ve tekamülünden bahsediyordu. Yazarın buradaki bilgi ve birikimine açıkçası hayran kaldım hem aktarmak istediklerini doğrudan ve açık bir şekilde aktarmış, hem de bu bilgi ve birikimleri aktarırken hikayedeki senaryoyu ve kurguyu ilmek ilmek dokumuştu.
En dramatik olaylar silsilesi ise Büşra’nın başına gelen talihsiz ve kaderin acımasız ızdırabıydı. Burada yazar yaşananları öyle karamsar izah etmiş ki okurken tahayyül etmekte bile zorlana biliyorsunuz.
Feyza’nın belleğine kazınan acıklı hatıraların hüzünlü öyküleri, canavarın kapalı olan gözlerinin yavaşça açılmasıyla zihnini bocalayıp bulandıran ve hafızasının her zerresine ve hücresine sirayet eden hazin anılar, evveliyatında soluk bir renge dönüşüp kararırken nihayetinde hiçliğe ve sonsuzluğa karıştı.
Yedi gözlü yaratığın gözlerinden birinin hala kapalı olması kim bilir belki de yazarın dediği gibi Feyza’nın yedi parçaya bölünmüş ruhunun ortaya çıkan son karakterinin belki de bizlere yansımasıdır Kitap melankoliğin ve karamsarlığın vücut bulmuş hali diyebilirim. Öyleki hikayenin bitiminde mutlu bir son arayanlar sükutu hayale uğrayacaktır.
Yazarın kelamını ve üslubunu çok beğendim. Betimlemeler ve çoğu yerdeki psikolojik, melankolik ve kasvetli tasvirler acayip hoşuma gitti. Cidden sağlam bir kitap okuduğunuzu girizgâhtan anlıyorsunuz. Çok az kitapta edebi hazzı hissetmeniz mümkün. Adeta başka bir seviyeye ulaşmış bir eser muhakkak. Açıkçası bu kadar temelleri sağlam, derinliği olan bir kitap okuyacağımı zannetmiyordum. İsimsiz Kitabın sonuna geldiğimde hem kendime çok kızgındım zira ön yargılı davrandığım için hem de küçük dilimi yutacak kadar şaşkındım tabir caizse afallamıştım.
Birkaç kelam da kitabın ortaya çıkışı ile ilgili etmek istiyorum. Yani öyle muazzam bir emek var ki yani anlatması gerçekten zor. Tamamı elle ciltlenmiş, üstelik üst düzey bir deri cilt ile, kitabın konusu ile ilgili yedi gözlü canavarın gözleri de kitabın ön kapağında korkunç derecede harika bir görüntü oluşturmuş. Şirazeli kitabın yer yer bölümlerinde ebru sanatı kullanılarak daha da çekici bir hale bürünen kitabı satın aldığınızda yazarın şahsınıza ait bir mektubu da size merhaba diyor. Sadece 666 adet saf emekle üretilen bu muhteşem ötesi kitabı anlatmaya şahsım adına kelimeler kifayetsiz kalıyor.
Çok kısa sürede ancak sindire sindire büyük bir dikkatle okuduğum bu kitabı herkese önermiyorum zira ruhu ve kalbi hassas bünyelere göre değil. İşte bu kitabı da değerli kılan şey bu; melankolik, dengesiz, habis ve kasvetli bir ruh haline bürünmüş olması.
İsimsiz KitapCihan Gülbudak