Aşık Kedi, grafik roman olarak ilk bakışta sıcak, naif ve duygusal bir okuma vaadi sunuyor. Sulu boya ağırlıklı çizimleri, pastel tonları ve yumuşak dokusu sayesinde okuru daha kapağından itibaren içine çekmeyi başarıyor. Görsel anlamda, özellikle illüstrasyonların samimiyeti ve sıcaklığı inkâr edilemez bir etki bırakıyor.
Ancak ne yazık ki bu görsel gücün, metinsel tarafla desteklenemediğini söylemek zorundayım. Hikâye ilerledikçe karşıma çıkan anlamsız diyaloglar, birbirinden kopuk cümleler ve net bir anlatı çizgisinden yoksun yapı, ciddi bir anlam karmaşası yarattı. Sayfalar arasında ilerlerken bir bağ kurmakta zorlandım; karakterlerin söyledikleri ya da yaşadıkları, bir önceki sahneyle çoğu zaman örtüşmedi. Bu kopukluk, okuma deneyimini keyiften çok bir zorunluluğa dönüştürdü.
Açıkçası kitabı okurken sıkıldım. Bitmesi için adeta sürünerek ilerlediğim nadir kitaplardan biri oldu. Benim için bir grafik romanın en önemli gücü olan “görsel ve metnin birlikte akması” durumu burada hiç yakalanamamış. İlk defa bu yayınevinden okuduğum bir grafik romanın, böylesine eziyete dönüşmesi beni ayrıca hayal kırıklığına uğrattı. Oysa kitabı canı gönülden arzu ederek satın almış, büyük bir hevesle okumaya başlamıştım.
Sonuç olarak, Aşık Kedi benim için maalesef bir zaman kaybı oldu. Tek ve net olumlu yanı; çizimlerin sıcaklığı, sulu boyanın verdiği duygusal atmosfer ve görsel olarak yaratılan etkileyicilik. Bunun dışında kalan anlatı kısmı, anlamsız tümceler yığını hissi veriyor ve okurla bağ kurmakta yetersiz kalıyor.
Görselliğe odaklanan, metinsel derinlik beklentisi olmayan okurlar için ilgi çekici olabilir; ancak anlatı bütünlüğü ve hikâye arayanlar için hayal kırıklığı yaratma ihtimali oldukça yüksek.
Aşık Kedi