Gönderi

6/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2024 120. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2024 12:46
Merhaba arkadaşlar. Hayırlı cumalar. Uzun yıllar aradan sonra (2017) şimdi de bir Keith Ablow kitabını geride bıraktık. Tanrısal bir amaca hizmet etmek için başka insanları öldürmek sizce doğru mudur? Hukuksal olarak birini öldürmenin yanlış olduğu ve cezai müeyyideleri olduğu açıktır. Ancak sormak istediğim, bu işin hukuki boyutu değildir. Daha açık konuşmak gerekirse şöyle sorayım. Tacize uğradığınızı hatta taciz edildiğimizi düşünelim. Taciz eden yıllarca sizin daha yatmamış maaşınızdan kesintilerle beslenip giydirilecek ve devlet sistemi tarafından korunacak. Siz de ceza çekiyor hapiste diye ardınıza bakmayacaksınız veya hiçbir ceza almadan elini kolunu sallayarak dışarda gezecek ve size yaptıklarından sonra bir de günlük olarak karşınıza çıkacak. Şimdi soruyorum böyle bir durumla karşılaştığınızı düşündüğünüzde, soruya cevabınız ne olurdu? Yazar bu bakış açısını da kattığı hikayesinde yüksek zekaya sahip bir mimar olan West Crosse’nin hayatına farklı bir bakış açısı getiriyor ve bizlere bunu sorgulatıyor. Bu mimar, müşterileri arasından her zaman sorunlu ve ailelerine sorumsuzluklarıyla sıkıntı veren insanları oldukça ilginç ve mide bulandırıcı yöntemlerle ortadan kaldırıyor. Böylece bir amaca hizmet ettiğine inanıyor. Yukarıda verdiğimiz paragraf ise bambaşka bir örneği düşündürmek içindi. Diğer tarafta ise kitabın asıl kahramanı olan adli psikiyatr Frenk Clevenger (tam bir Amerikan klişesi adam. Sevdiğiyle problemleri olan, alkolik, sorunlu bir adam) devreye giriyor ve Crosse’nin geçmişine giderek onu katil olmaya iten sebepleri irdelemeye başlıyor. Mimar olmasının da etkisini burada yazar bizlere çok derinden yaşatıyor. Onun ince işçiliğini sadece işinde değil cinayetlerinde de her defasında görüyoruz. Üstelik cinayetlerini acı çektirmeden işlemesi ve sanatsal bir sunum yapması (cesetler için sanatsal bir sunum dedik ama) onun ilgi çekici nitelikleri. Zaten hikayenin en başından itibaren katil olarak o kadar ortada ki onun cinayetlerini anlatarak başlamakta da bir sakınca görmüyorum. Amaç zaten bundan sonra onun yakalanmasında ve o yakalanana kadar onun hayatını ve kişiliğini öğrenme süreci üzerine merak uyandırmakta bence. Şimdi bu iki paragrafın sonuna geldiğimizde aradaki bağlantı anlaşılmadıysa bunu da şu şekilde özetlemek istiyorum. Kurbanlar gerçek anlamda o kadar özenle seçilmiş insanlar ki, aileleri bu ölümlere üzülmek şöyle dursun, kolluk kuvvetleri kitaba dahil olmasa da polislerin olmadığı dünyada geçen kitaplardan olsa bu ailelerin cenaze töreninden ziyade kutlama törenleri yapacağı aşikar. Üzülmek şöyle dursun, dünyadan bir pislik daha eksildiği için mutlu olduklarını dahi söylemek mümkün. Örümcek ağı misali başkanlık sarayına kadar ulaşan bu hikayeye yine de bir şans verilmesi taraftarıyım. Peki, okuduğum polisiyelerden bir farkı var mıydı? Aslında hayır. Ama bunun sebebi kitabın kötü, sıradan veya buna benzer durumlar içermesinden ibaret değil. Çok fazla polisiye eser okuduğumuz için artık farklı bir fikir, farklı bir yaklaşım veya John Brunner kitapları gibi ilginç bir dünya hikayesi aradığımız için böyle olduğunu düşünüyorum. Yoksa sadece polisiye okumak aynı maçın özetini defalarca seyretmekten farksız benim gözümde. Daha önceki tek incelememiz ve kitap eki ise şu şekilde: https://1000kitap.com/gonderi/14538255 İçerikler: Mimar Psikopat Hepimize iyi okumalar dilerim..
MimarKeith Ablow · Pegasus Yayınları · 2013171 okunma
·
156 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.