·191 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Ekim 2024 20:22 "Yalnız yürü.
Çağrına kulak vermiyorlarsa eğer, yalnız yürü;
Korkar da dehşet içinde duvara dönerlerse yüzlerini,
Ah sen, kara bahtlı,
Aç zihnini ve yalnız konuş.
Yoldan cayar da bırakırlarsa yabanda seni,
Ah sen, kara bahtlı,
Yolun üstündeki dikenleri çiğne ve
Kana bulanmış o yolda yalnız yürü.
s.175
"Yaşamak için ayağa kalkmamışken, yazmak için oturmak nasıl da beyhudedir." HENRY DAVID THOREAU
Nietzsche'nin Kara Orman'da yürürken göz çukurlarına dolan mutluluk gözyaşları, Rimbaud'nun tahta ayağıyla açılacağı çöllere dair kurduğu düş, yasaklı Rousseau'nun Alpler'deki adımları, Thoreau'nun Walden'daki gezintisi, Nerval'in dar sokaklardaki aylaklığı ve daha niceleri... Aylaklar, göçebeler, sürgünler, hacılar, kaçaklar, seyyahlar, münzeviler ve mülteciler yürüyorlar. Peki yürümek sadece evle iş arasında gidip gelmek, bir yerlere yetişmek ve koşuşturmak değil de evrenle özel bir ritim, akort ya da hafifleme içinde buluşmak olabilir mi? Yeryüzüyle hemhal olup kendimizi başkalaşmaya açarak yürüyebilir miyiz?
Yürümek iki mesafe arasında gidip gelmek değil yaratıcı bir eylemdir. Hem kendi yalnızlığımıza çekildiğimiz hem de toplum olarak bizi dönüştürecek bir ayağa kalkıştır."
Böyle diyor arka kapak yazısının bir bölümünde. Güzel dile getirmiş. Oradan almayı tercih ettim. Kitap benim yürümeye olan bakışımı çok değiştirdi. Beni çok değiştirdi. Okumadan önceki ben ile şimdiki ben aynı değiliz. Tanınmış kişilerle ilgili de pek çok bilgi öğrendim.
Güzel bir yolculuktu. Ara ara dönüp bakacağım yerler olacak. Herkese tavsiye ederim hem yürümeyi hem Yürümenin Felsefesi 'ni okumayı. Wordsworth, Nietzsche, Gandi, Kant, Nerval, Thoreau, Rimbaud, Rousseau... Hepsi çok etkiledi beni.
"Bir gün "Lung-gom-pa" olabilir miyim acaba?" diye düşünmeden edemedim. Biraz zor gibi duruyor benim için ama neden olmasın.