Pandora'nın Kalbi 1Dilara Keskin Olmamış. Yazarı aslında çok severim gel gelelim bu kitabı tamamen mantıksızlıklarla dolu, her bir karakterin falsolu olduğu bir kitaptı.
Kitabın bölümlerinin kısa olması ve dilinin akıcı olmasından dolayı beş puan verecektim. Gel gelelim Çınar ve Elisa sahnelerinin- son sahnesi hariç- hepsinde güldüğüm için altı buçuk puana yuvarladım. Bir oturuşta bitireyim, başımı ağrıtmasın, biraz da güleyim diyorsanız kesinlikle okumalısınız gelelim karakterler ve falsolarına.
Elisa; geçmişte yaşadığı travmadan dolayı erkek arkadaşına karşı huzursuzluğu tamamen anlaşılabilirdi gel gelelim bunu erkek arkadaşından saklamasının yanı sıra, elini tutmasına izin vermeyip, onu öptüğün de iğrendiğini belli ederken, yan yana oturduklarında ondan uzaklaşırken sevgilisinin tam olarak ne düşünmesini bekliyordu?
Sevgililer cinsel ilişki yaşamak zorunda değillerdir fakat dünyanın en klasik koşullarından biri de sarılma, öpüşme gibi temasların var olmasıdır. Sen her birine duvar örersen karşındakinin kafasının karışması normal değil mi? Saygı istiyorsun KESİNLİKLE HAKLISIN ama bunların hiç birini yapamayacaksan ayrılsan daha mantıklı değil mi?
Serkan; sen nasıl kaypak, nasıl düşüncesiz bir adamsın. Sevgilin sana ‘ hazır değilim’ diyor ve sen onu sözlerinle, hareketlerinle manipüle etmeye çalışıyorsun ( haklı olduğun noktalar var yukarıda bahsettim ama bütün bunlar senin bir kadını ZORLAMANI gerektirmez) düşüncesiz, narsist bir herifin tekisin. Haklı olduğun tek noktanın Elsa’nın sana gerçekten bir çöpmüşsün gibi hissettirmesi idi.
İdil; Kitapta Serkan’dan sonra belki de daha çok gıcık olduğum tek karakter. Önüne gelene özellikle Serkan’a ‘ çekil önümden! Karşında beni bulursun vs’ şeklinde nara atmaları o kadar saçma ki. Kadınları küçümsemiyorum asla fakat bir kadının bir erkeğin ‘ fiziksel gücü’ karşısında pekte şansı yoktur.
Neyine güvenip bu atar yapmalar? Nasıl bir kendine güvenmektir bu? Her olayda birilerine meydan okumasından kendini yenilmez bir kahraman sanmasından gına geldi. Sırf Beren karakteri aptalca bir cümle kullandı diye kızı düşman ilan ederek, hatta daha ileri gidip kızı ‘ kaşar’ olarak adlandırarak ne kadar güzel bir tavır sergiledi öyle.
Son sahne de şoka girmiş bir Serkan varken bunu anlamak yerine sırf ona olan öfkesinden dolayı bunu göz ardı etmesi de.. abla adam senin kadar cesur değil bunu anlamak için çok zeki olmaya gerek yok. Her davranışı, her düşüncesi, her cümlesi o kadar falsoluydu ki. Nasıl Kraliçe ilan edildi hala anlamış değilim
Gelelim mantık hatalarına; sevgilisi uyurken/aşağıda kahvaltı hazırlarken YAKALANMA korkusu yaşamadan hemen yan odada ki arkadaşının odasına gidip onunla sevişmeye cesaret etmek?
Ablacım tamam sevgilini aldatırsın da erkek arkadaşının veya herhangi birinin basma ihtimali varken de buna cesaret etmek sadece saf geri zekalılıktır. Kimse buna cesaret edemez geçelim.
Adam seni kaçırmış, seni bırakamayacağını söylüyor ve sen SIRF SANA İYİ DAVRANIYOR, SENİNLE FİLM İZLİYOR diye o evden kaçmaya asla çalışmıyorsun. Yaw bu nasıl kafa?
Bir daha aileni görememe durumun var ve sen kaçmayacağına söz verdin diye kaçmıyorsun. Biri beni kaçırsa ve bu kaçıran kişi dünyanın en iyi adamı bile olsa fırsatını bulduğum da kaçarım.
Son sahne. Adam seni bırakmış git diyor, sen beni bırakma diyorsun. Kardeşim ailen var ailen! Sonsuza kadar esir olmaktan kurtulmuşsun hala beni bırakma diyorsun. Sen bir git yaşadığını belli et sonra istiyorsan gene gider bulursun onu bir şekilde. Aşk mantığı altında mantığın yerlerde sürünmesi..