Publius Ovidius Naso, yaşadığı dönemde Roma'nın en sevilen şairi olmasına rağmen sürgünde öldüğü için, tıpkı anlattığı trajik hikayelerdeki gibi bir hayat yaşamıştır. Çünkü İmparator Augustus tarafından ömür boyu Karadeniz kıyısındaki Tomis, günümüzde ki Köstence kasabasına sürgüne gönderilmiştir. Ayrıca sürgüne gönderen Augustus, bizzat Ovidius'tan Dönüşümler kitabını yazmasını isteyen kraldır.
Ovidius’un sürgün cezasının nedeni, sürgünden kısa bir süre önce yazdığı Ars Amatoria (Aşk Sanatı) adlı eserinin üçüncü kitabı olarak gösterilmiştir. Çünkü tamamen kadınlar üzerine olan bu kitapta, İmparator Augustus’a göre Ovidius, kadınlara aşk konusunda öğütler vermekte, Romalı saygın kızları ve evli kadınları yasak aşk ilişkileri için yüreklendirmektedir. Ovidius’un Roma’dan ayrılışı oldukça acı verici olmuştur. Kış ortasında Yunanistan’a gitmek için Brundisium’da bir gemiye, Trakya’ya geçmek için de bir sandala binmiş ve yolculuğunu karayoluyla tamamlamıştır. Bundan sonra sürekli İmparator Augustus’a ve ondan sonra gelen İmparator Tiberius’a kendisini affetmesi için dilekçeler ve mektuplar yazmış, özlemle yanıp tutuştuğu memleketi Roma’ya döneceğine dair umudunu hiçbir zaman yitirmemiştir ancak bütün çabaları boşa çıkmıştır. Ovidius, İS 18.
yılda sürgün edilişinin dokuzuncu senesinde ve altmış yaşındayken Tomis’te hayata gözlerini yummuş ve burada gömülmüştür.
Şimdi bu acı hayat hikayesini okuduktan sonra kitabı okumak, gerçekliği tartışılır olsa da anlatılan üzücü hikayeleri daha bir içselleştirmenizi sağlayacaktır.
15 kitaptan oluşan Metamorfozlar; "Dünya’nın Başlangıcı (Dize: 5-88) Dört Çağ (Dize: 89-150) Devlerin Savaşı (Dize: 151-162)" dizeleri ile başlar. Bu yüzden ilk 50 sayfada Hesiodos'un Theogonia - İşler ve Günler kitabı gibi her dizede Tanrı ve Tanrıça isimleri ile mitolojik kahramanların soy ağaçlarından oluştuğu için ben ne okuyorum diyebilirsiniz.
II. kitap Phoebus’un Yası (Dize: 381-400) bölümü ile birlikte hiçbir zaman unutamayacağınız kadar dokunaklı hikayeler curcunasının içerisinde hangi karaktere üzüleceğinize şaşırır halde bulacaksınız kendinizi.
Kral Minos, (Girit kralı Minos), Minerva, Bacchus, Daedalus, Ceres, Diana, Hercules, Atlas, Orpheus ve karısı Eurydice, Europa, Apollo, Kassandra, Medea, Aeacus, Cephalus, Priamos ve karısı Hekabe, Aeneas vb. gibi isimler en çok üzüldüklerimdi. En çok okurken içimi burkan hikaye ise Kız Kulesi hakkında bir efsaneye sahip olan Hero ile Leandros adlı iki gencin hüzünlü aşkını anlatan trajediydi. Hikayeleri kısaca şöyle; Hero, Çanakkale Boğazı'nın Avrupa yakasındaki Sestos'ta bir kulede yaşayan Afrodit'in rahibesidir. Leandros ise boğazın karşı tarafında Abidoslu genç bir adamdır. Leandros, Hero'ya aşık oldu ve onunla vakit geçirmek için her gece Çanakkale Boğazı'nı yüzerek geçerdi. Hero, ona yol göstermek için kulesinin tepesinde bir lamba yakardı. Fırtınalı bir kış gecesi, Leandros Hero'nun kulesinin tepesinde meşaleyi gördü. Güçlü kış rüzgarı Hero'nun ışığını söndürdü ve Leanderos yolunu kaybetti ve boğuldu. Hero onun cesedini gördüğünde, onunla birlikte olabilmek için kulenin kenarından atlayarak kendisini öldürdü.
Cesetleri kucaklaşarak kıyıya vurmuş ve kıyıdaki bir sevgili türbesine gömülmüşler.
Kitabı okurken dikkatimi çeken şeylerden birisi de günümüz fantastik-gotik edebiyatının esin kaynağı olmuş bir çok hikayesinin detayları bu kitapta anlatılıyordu. 2 bin sene önce kaleme alınmış bir kitapta kurt adamların, vampirlerin, devler ve cücelerin, titanların, büyü ve sihrin harmanlandığı hikayeler okumayı tahmin etmemiştim. Çoğu korku romanı ve filminin ilham kaynağı aldığı bariz belli hikayeleri okumak, Ovidius'un hayal gücünün ne kadar uçsuz bucaksız olduğunun kanıtıdır bence.
Kitabın bence tek sıkıntısı tüm hikayelerin bölüm bölüm değilde arka arkaya anlatılmasıydı. Çoğu yerde hikayenin nerede bitip yeni hikayenin nerede başladığını anlayamadım, bir de Yunan tanrılarının Roma mitolojisinde ki karşılığını okumak kafamı çok karıştırdı. Hades Pluto, Zeus İuppiter, Odyssus Ulisex ve bunun gibi birçok kahramanin isminin Latince isimleriyle Yunan mitolojisinde ki isimleriyle karşılaştırıp hikayedeki boşlukları tamamlamaya çalışmak oldukça yorucu gelmeye başladı. Nacizane tavsiyem araya kitap almadan, kısa sürede okuyabileceğiniz bir zaman diliminde başlarsanız kitaba daha faydalı olacaktır çünkü bir zaman sonra aynı kahramanı beş farklı isimde okumaya çalışmak hikayeden kopmanıza sebep olacaktır.
İncelemeyi bitirmeden önce Ovidius'un o harika aşk betimlemelerinden birisini de şuraya alıntılayım;
"Kollarımı sana uzattığımda karşılık olarak uzatıyorsun,
güldüğümde gülüyorsun; sık sık gözyaşlarını da fark ettim
ben ağlarken, başınla da işaretler veriyorsun
ve güzel ağzının hareketinden kuşkulandığım her an,
kulaklarıma ulaşmayan sözcüklerle karşılık veriyorsun!" 91
Dönüşümler 1-15Ovidius · Yapı Kredi Yayınları · 2019347 okunma