Kalp Muhafızı Kitap İncelemesi
6/10
·320 syf.··
2024 8. kitabı
Güzel bir konusu olan ama basit işlenmiş bir kitaptı bence. 11-16 yaş grubu için bence daha uygun gibi. Evet akıcıydı, çok güldüğüm kısımlar oldu ama derinlik eksikliğini okurken kesinlikle hissettim. Kitapta bariz bir basitlik var. Yazarın güzel cümleleri, ifadeleri ve hoş bir kurgusu var ama bence çok daha derin işlenebilecek güzel bir konuya sahipti kitap. Zorlama bulduğum kısımlar yerine daha detaylı ve de daha mantıklı olabileceğini düşündüğüm yerler var, spoiler kısmında detaylıca bahsedeceğim. Yine de merak uyandırıcı bir sonla bitti ve diğer kitabı merak ediyorum ama bu seriden sonra bir daha Beyza Alkoç okuyacağımı pek sanmıyorum. Kalemi bana hitap etmedi. BURADAN İTİBAREN SPOİLER Kitap güzel başladı. Kehanet çok merak uyandırıcıydı. Sara'nın annesi kraliçenin ölmeden önce bıraktığı not çok duygusaldı güzeldi. Bence daha fazla betimleme ve duygu ifadesine yer verilebilirdi. Sara'nın yaşadığı saray hakkında pek bilgimiz yok mesela. Kral 7 şövalyeyle birlikte kızını yollarken bir at arabası ve nedime de verebilirdi ama bunu hızlı gitmeleri gerekiyordu v.s diyerek geçebiliriz. Kitapta okurken güldüğüm ve utanç verici bulduğum yerler oldu. Mesela yola çıkmadan hemen önceki at sahnesi :D Gerçekten güzeldi. Sara'yı şımarık bulduğum yerler oldu. Tamam bir prensessin ama şu an tehlikeli bir yolculuktasın ne demek "Ben balık yemem." ! Ne bulursan onu yiyeceksin. Şövalyeler orda uğraşıyor balık tutuyor. Bizimki "Ben balık sevmem." diyor -_- Hazar'ın anlatmak istemediği hikâyesini statüsünü kullanıp emrederek anlattırıyor falan. Çok şımarıkçaydı. Tuvalet meselesi de çok sorun oldu yaa. Bence buna gerek yoktu. Prenses de olsa her koşula hazır olmalı bir yerde. O balık yemem deyince Hazar'ın elma bulup getirmesi gerçekten çok hoş bir jestti. Hazar'ın kardeşi Atlas'ı da sevdim ama Atlas ve Vera dışında yan karakterler çok arka planda kalmıştı. Beraber yolculuk etmelerine rağmen kitap boyunca Sara'yla diyaloğunu okumadığımız şövalyeler var :D Bir de kitap sonunda "En çok hangi yan karakteri sevdiniz?" diye bir soru vardı. Biz pek yan karakterleri okumadık ki? :D Yan karakterlerle daha çok sahne olabilirdi. Birkaç hafta boyunca seyahat ettiler ama biz bir kısmını okuduk sonrasında zaman atlaması oldu. Çok daha fazla macera, heyecan, dostluk ve aşk dolu yolculuk kısımları eklenebilirdi. Sara'yı kitap başında şımarık buldum ama sonrasında Hera amcanın evinde kendini bulduğunu düşünüyorum. Adamı sahte bir mektupla yollaması çok efsanevi ve hoş bir hareketti. Kar sebebiyle evde mahsur kaldıklarında Sara da kılıç antrenmanına katılmak istemişti. Yolculuk boyunca öyle birkaç sahne okumayı gerçekten çok isterdim. Sara'nın Hazar ve şövalyelerle kılıç çalışmasını okumak çok keyifli olurdu. Kurt sürüsü saldırısını heyecanla okudum. Hazar'ın Sara'nın canı çeken yemekleri aklında tutup hizmetliler geldiğinde yaptırması yine çok hoş bir hareketti ve de güzel bir kısımdı. Kurt sürüsü saldırısı sonrası Sara'nın kolu yaralı olduğu halde banyo yapmak istemesi bence aşırı saçmaydı. 2 gün daha beklese kirli olduğu için ölmezdi diye düşünüyorum. Hazar'ı resmen uşağı yerine koydu. Banyosunu hazırlattı, dolaptan temiz kıyafetler çıkarttırdı, banyosu bitince saçlarını tarattırdı falan bence saçmaydı. O kısımları beğenmedim. Bazı arkadaşlar kitabın geçtiği zaman dilimi sebebiyle "patron" ifadesine takılmış. Ben de "Duş" ifadesine takıldım açıkçası :D O dönemde duş olmadığı için banyo yapmak ya da temizlenmek ifadelerini kullandıklarını düşünüyorum. Duş kelimesi biraz gözüme battı. Atlas'ın "Kessen anlatmaz." dediği hikâyeyi Hazar'ın bize detaylıca anlatması garibime gitti :D Yalnız karısı gerçekten kötüymüş. Düşman askerlerinin Hera amcanın evini bastığı sahne de çok aksiyonluydu. Sonrasında çok fazla kayıp verdik. Helga'nın ve Hazar'ın atının ölümüne gerçekten çok üzüldüm. Sonrasında Hazar'ın atından kalan nalı Sara'ya hediye etmesi de çok anlamlıydı. Daha öncesinde de Sara'ya güzel kokmak için lavanta yağı sürmüştü :D O sahnede güldüm ama biraz da gereksiz buldum açıkçası. Kayıplar sonrasındaki matem bölümü güzeldi ve duygusaldı. Hazar'ın Sara'nın göğsünde ağladığı sahne çok duygusaldı. Yolculuk bitiminde Sara'nın halasının evine geldiklerinde yeniden bir zaman atlaması oldu :D Bence o kısımlarda bir çok olayla doldurulabilirdi. Vera karakterini sevdim. Atlas'la da sanki bir yakıştırdım gibi. Bakalım neler olacak. Bu ikiliyi okumak isterdim. Hazar'ın Sara'yı kıskanması ve daha öncesinde Kral Noyan hakkında yaptıkları sohbet güzeldi. O sohbet sahnesi Hazar'ın sözleri sebebiyle beni güldürmüştü :D Hazar "Savaş bitti. Kraliçem." dediği anda kralın öldüğünü anlamıştım. Sara için gerçekten çok üzüldüm. Sara'nın rüyaları gerçekten güzeldi. Kuzgun sembollü kılıç, annesinin ve sonrasında babasının uyarıları nokta atışıydı resmen. "Gözlerini aç!" "Evin yolu orası değil!" aşırı güzel sözlerdi. Sonrası bence şaşırtıcı ama aşırı zorlamaydı. Yine de Sara'nın karakter gelişimi açısından heyecan vericiydi. Bu doğrultuda kitabın kapağı çok güzeldi. Kalbe saplanan 7 kılıç (7 hain şövalyeyi temsil ediyor.) ve ortadaki kılıçta kuzgun sembolü var (Hazar). 10 kişi dönüş yoluna çıktılar. İkisi Sara ve Vera. geriye dörde dört asker grubu kalıyor, Hazar'ın grubu ve Sara'nın halasının verdiği asker grubu. Yani nasıl bir tuzak kurdular da sessiz 4 kişilik asker grubu Sara uyurken bu 5 kişiyi sessiz sedasız önden götürdü bir türlü aklım almadı açıkçası. Sara bir uyanıyor kendini başka bir sarayda buluyor. Meğer Hazar ve Atlas Kral Noyan'ın oğullarıymış ve babalarından nefret ettikleri için Sara'nın krallığına kaçmışlar! Bunca zaman herkesi kandırmış, koruyucu ailenin yanında büyümüş ve şövalye olmuşlar! Üstelik sadece ikisi de değil. Hazar'ın söylediğine göre onlar kaçarken arkadaşları yani diğer şövalyeler de onları takip etmiş. Benim anladığım kadarıyla 7 kişilik ekibin hepsi! Bana aşırı zorlama geldi. Kral Noyan neden varislerini aramasın? Diğer krallıklar kayıp prensleri nasıl duymuyor? Bunca zaman nasıl böyle saklanıp yükselmişler? Yani bence çok zorlama. En sonunda Noyan ölünce hazır Sara da ellerinde ve kalbin sahibiyken onu da krallığa götürüyorlar ve Hazar kral oluyor. Tehdit yoluyla Sara'yla zindanda evleniyor. Zindanda! İnsan bir bahçede, salonda falan evlenirdi be! Yalnız Hazar'ın "Kimsenin iyiliği için istemediğiniz şeyleri yapmak zorunda değilsiniz." deyip de kitap sonunda Sara'yı ailesiyle tehdit edip onunla zorla evlenmesi adiliğin kaçıncı seviyesi bilemiyorum. Yani cidden bu durumdan nasıl dönecekler hiç bilmiyorum. Hazar çok kötü bir şekilde ihanet etti. Hazar ve Sara aşkı bundan sonra nasıl olur hiç bilemiyorum. Hazar'ın hikâyesi aşırı zorlamaydı ama Sara'nın karakter gelişimi cidden beni heyecanlandırdı. Okurken onun prensesten kraliçeye dönüşümünü zaten hissettim ama kitabın sonunda işin içine intikam da eklenince onun çok güçlü bir kraliçe olabileceğine inanıyorum. Evlilik öncesi Hazar'a birkaç şart koştu ve Hazar kolaylıkla hepsini kabul etti. Açıkçası bence Sara orda herhangi bir şart koşacak durumda değildi ve Hazar bunu belirtebilirdi. Yine de şartları kolay kabul etti. Serinin son kitabını merak ediyorum. Acaba Sara ve Vera'yı neler bekliyor? Hazar pişman olur mu? Bence Sara'ya gerçekten aşıktı ve "Sana neredeyse hiç yalan söylemedim." diyerek bunu da ifade etti ama ihaneti ve tehdidi çok iğrenç ve hainceydi. Bu aşk nereye gider? Olaylar nasıl gelişir? Gerçekten çok merak ediyorum. Sara'nın güçlü bir kraliçe olup intikamını alması şart. Tüm gerçekler ortaya çıktığında Sara'nın yaşadığı hayal kırıklığı, öfke ve intikam duygularını yazar güzel ifade etmişti. O kısımlar çok etkileyiciydi ama genel olarak kitapta doldurulabilecek pek çok boşluk ve eklenebilecek pek çok kısım vardı. Bu sebeple kitabı basit buldum. Konu güzeldi ama çok daha derin ve anlam yüklü işlenebilirdi diye düşünüyorum. Bu seriyi bitirdikten sonra bir daha Beyza Alkoç okumayı pek düşünmüyorum. Kalemi pek bana hitap etmedi. Kalp Muhafızı Beyza Alkoç
Edebiyat
Kalp MuhafızıBeyza Alkoç · İndigo Kitap · 20232,871 okunma
·
187 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.