Gönderi

Feminizm Propagandasıyla Okuyucu Çekmek
4/10
·250 syf.··
2024 41. kitabı
İlk kitaba yaptığım yorumdan sonra ikinci kitapla devam ediyorum. Önceki yorumumda yaptığım yine gibi madde madde ilerleyeceğim. Kitabı BEŞ SAATE YAKIN eleştirdiğim videomu dinlemek isterseniz: youtube.com/watch?v=zpdmRIK... Ayrıca Youtube kanalımda başka kitap eleştirileri de mevcut. Kanal adım: benSülde 1) Sözde Kadın Gücü Ama Hâlâ Erkek Sözü Kitabın arka kapağı muazzam bir "feminizm" propagandasıyla dolu. Öyle ki arka kapağını okuyan birisi kitabın ve sonrasında gelecek kitapların vârislerin baş kaldırışı, Elemental'deki güç dengelerin kadınlar yönünde değişimi olduğunu sanabilir ama bu sadece bir yem. Sırf "Bakın, nasıl da feministim! Bakın, nasıl da kadınları öne çıkarıyorum! Bakın, nasıl da bu ataerkil topluma, patriyarkaya baş kaldırıyorum!" demek için yazılmış bir arka kapak yazısı çünkü hikâyede olanların arka kapak yazısıyla zerre alakası yok. Bu bir satış stratejisi olarak yapılmışsa yüzyıllık tarihiyle haklı kadın direnişini böylesine bir strateji olarak kullanıp cebini doldurmak isteyen herkesi KINIYORUM. Kitabın başında vârisler gizlice buluşup Nova'yı hapsolduğu İlmek'ten çıkarmak istiyor. İlmek'ten Nova'nın çıkması için birisinin gönüllü olarak orada kalması gerektiğinden bu cezayı Ariana üstlenmeyi kabul ediyor. Nova çıktıktan sonra Ariana'yı ziyarete gittiğinde İlmek'in kendisine eziyet ettiği gibi Ariana'yı yokluk ve hiçlikle terbiye etmediğini, ona göller, vahalar, çardaklar, bahçeler sunduğunu görüyor ve orada da bir sinir ve de kıskançlık krizi geçiriyor. Ardından Kerberos'u da kandırarak Ariana'yı oradan çıkartıyor. Bu noktadan sonra vârisler artık Elemental'i lordların değil vârislerin yönetmesi gerektiğine dair bir konuşma yapıyor. Siz sanıyorsunuz ki vârisler kendi içlerinde örgütlenecek, belki darbeyle belki silahla belki de bir takım akıl oyunlarıyla lordları tahtlarından edecek fakat hiçbir şekilde hikâye bu yönde ilerlemiyor. Yine lordlarının yanında duran, onlarla hareket eden, erkekleri kral yapmak için uğraşan kadınları görüyoruz. Bu olay 3. kitapta dahi devam ediyor, yönetici olmak isteyen Ayzer gibi kadınlar da parmakla işaret edilip gülünüp geçiliyor.Tahta erkekler oturur ama kadınlar yönetir gibi sözlere de katılmıyorum, gerçek bir yönetici halkının başında durur ve tahtının üzerinde oturur. O yüzden arka kapağı bir satış stratejisi olarak görüyorum, asla da tasvip etmiyorum. Madem böyle bir misyonla kitabı pazarlamaya karar verdiniz o zaman bu misyonun altını dolduracaktınız. "Taşları artık vârisler tutuyor, bizim zamanımız geldi" gibi cümleleri ortaya atıp yine lordlara baş eğen kadınları okutamazsınız. 2) Kişisel Meseleler ve Çocuk Oyuncağı Olan Krallıklar Bu kitapta bir kez daha görüyoruz ki aslında kitapta aklı başında tek bir yönetici yok. Arın su halkını her şeyden önde tutan ve geçmişte olanların hırsından kendini arındıramamış (bir takım şakalar, şakalar) birisi. Yapılan tüm tartışmalar, edilen tüm kavgalar "Sen ona şöyle dedin, sen Nova'ya böyle yaptın, sen Amon'a beni savunmadın, sen benim halkıma ihanet ettin!" şeklinde devam ediyor. Kimse neredeyse şu anda değil hepsi geçmişte bir yerlerde. Kimsenin gündemine o anda yaşanılan sıkıntılar yok kavgalar hep vârisler ve geçmiş yaşanmışlıklar üzerinden dönüyor. Karakterlerin durumu bu hâldeyken Ayzer'i "olayları kişiselleştirme" diyerek tabir-i caizse zorbalamak da iki yüzlülüktür. Kimse halkının çıkarlarını düşünmüyor. Arın'ın da bir noktada düşündüğünü çok fazla hissetmiyorum. O hâlâ vârislerin kaçırıldığı ve ihanete uğradığı gecede takılı kalmış. İntikam istiyor, ona sırt çevirmiş herkes yansın, kül olsun istiyor. Böyle bir adama "Hakkı olan tacı istiyor" diyerek sempati beslemek, Amon'un yandan yemişine sempati beslemektir. Kaldı ki Arın'ın nasıl "İlahi Lord" olduğunu bana açıklayacak birisi çıkar mı? Arın neden bu kadar güçlü? Ondan daha uzun süredir yaşayan Amon değil de, annesi de babası da Lord olan Daren değil de, en sağlıklı krallıkta gücünü korumuş şekilde yönetimde kalan Sina değil de nasıl Arın en güçlü olabiliyor? Herkes neden ondan korkuyor ve herkes neden Arın'ın götünü bu kadar ıslatma suretiyle bazı hareketler yapmaya hevesli? Seride halkını düşünerek tahta geçmek isteyen tek karakter Ayzer, belki ondan sonra gerekçelerini mantıklı bulmasam da Arın. Herkes kişisel hırsları ve intikamları için hamleler yaparken Hava Krallığı'nda harman toplayan çiftçilik yapan bir Alfini düşünen birisinin olduğunu sanmıyorum. Halklarından kopuk, her şeyi kendi aralarında halleden burjuva sınıfından öte değiller. Halk adamı imajı çizilen Arın da öyle değil çünkü Arın su halkının lordu, Elemental'in değil. Kişisel meseleleriyle lordçuluk oynarlarken oyuna yeni bir piyon sokarak tanrıçaları uyandıran Ayzer'e cephe almaları da (sebebi Nova) aslında bu krallık meselelerini ne kadar kişiselleştirdiklerinin başka bir kanıtı. 3) Güç Uyumsuzluğu, Anlaşılmazlığı ve Yine Ayrımcılık Yukarıda bahsettiğim gibi Arın'ın çok yüce olmasını, bu kadar güçlü olmasını algılayamıyorum. Kitapta kaçırdığım bir nokta varsa lütfen beni aydınlatın. Unutmuş olabilirim, insanlık hâlidir düzeltirim lakin Arın'ın bu kadar güçlü ve korkulur olmasını "sen susun, yaşam verensin" olarak kestirip atmak dünyanın en mantıksız hareketidir. Yazar isteseydi en tehlikeli lordu pekâlâ Sina yapabilirdi, sonuçta hava olmazsa yaşamın ta kendisi olmaz. Nova su gücünden dolayı kan bükebiliyorsa (ki bunun da Avatar: Son Hava Bükücü'den alındığı belli) Sonay'ın da hava gücünden dolayı insanların ciğerlerini patlatabilmesi lazım. VE. Bunu yapmayışları olarak bana "savaştan kaçmalarını" gerekçe gösterecek olan arkadaşlar için açıklamak istiyorum, Hava Krallığı'nın savaştan kaçmasını isteyen kişi yazar. İsteseydi onları da mücadeleye dâhil edip daha da karmaşık ve dişli bir şeyler sunabilirdi. Hadi diyelim ki bir krallığın kendini muhafaza etmek istemesi normaldir (ki illa tarihte emsalleri vardır) Sina'nın bu kadar "en etkili saldırı etkili bir savunmadır" mentalitesinin altının doldurulması gerekirdi. Mesela felaketten önce bir hava lordu Elemental'de kral olup kızgınlığından ötürü kıyım yapmış olabilirdi. Sina'nın ve ondan önceki hava lordlarının savaşa karşı bu uzak tutumu da o kıyımla bağdaştırılabilirdi. Böyle bir şey en azından Hava Krallığı'na bir karakter katardı. Bir tarih katardı. Fakat görüyoruz ki tarihi olan, gücü olan, onuru olan tek krallık su. Bu da hikâye açısından çok itici duruyor. Nova'nın Gökyüzü Vârisi olmasının üzerinden ilerlemeye çalışan bir hikâye olmadığı için biz bu unvan nedir, nasıl bir işlevi vardır, bu vâris ne yapar ya da ne yapamaz bilmiyoruz. Bunu Nova da bilmiyor ve pek de merak etmiyor açıkçası. Yazar bunu açıklamayı son kitaba dek ertelemiş ve size bir şeyleri açıklamıyor. Aslında yazar size neredeyse hiçbir şey açıklamıyor diyebilirim çünkü Nova soru soran, öğrenmek isteyen birisi değil. Nova'nın kişiliği şu şekilde: Birisi ona yardım eder, gider ve onunla konuşur, karşısındaki kişi ona bir şeyler anlatır (bu çoğunlukla kendini acındırma ya da ikinci bir kişiyi kötülemek olur) Nova buna inanır ve o ikinci kişiye karşı cephe alır, ikinci kişi kendini ya hiç açıklama zahmetine girmez ve sayfalarla bunların saçma düşmanlıklarını okursunuz ya da ikinci kişi kendini açıklar ama Nova inanmaz ve sayfalarca ona yardım eden kişiyi kendi içinde "Doğru mu acaba?" diye tartışını okursunuz. Kitabın başında Nova İlmek'ten çıktığında çok güçlü olduğunu, sadece lordların yapabildiği şeyleri yapabildiğini ve diğer vârislerin katbekat önünde olduğunu görüyoruz. Ana karakter olması, Gökyüzü Vârisi olması, bir de 3. kitapta çıkacak başka bir şeyden ötürü böyle olması anlaşılır lâkin biz Nova'yı bu noktaya getiren şeye tanık olmuyoruz bu da inandırıcılığını yitiriyor. Harry Potter'da olduğu gibi Harry'nin büyüyüşüne ve derslerine birebir tanık olmuyoruz, Percy Jackson'da olduğu gibi görevlere gidişine ve düşe kalka öğrenişine tanık olmuyoruz - İlmek'ten çıkıyor ve bir anda 5 yıllık idmandan sonra aşırı güçlenmiş oluyor. Zaman atlaması yapan shounen mangalar gibi bunun inandırıcılığına kapılıp gitmemizi istiyorlar ama Amon'u, koskoca bir kralı deviren karakterin daha Elemental tarihinden, krallıkların geçmişinden, birçok tılsımdan, siyasetten, Lilit nedir, gelirse ne olur, tanrıçalar kimdir, gelirlerse ne olur gibi sorulara verecek cevabı yok. Aldığı power up'ın bir altyapısı olmamakla birlikte fazlaca erken bir hamle olduğunu düşünüyorum. Bana göre Nova bu kitapta İlmek'ten çıkıp güçlenmeli, mücadeleler ve sınavlar vermeli, öyle güçlenmeli, tarihi, halkları, siyaseti öğrenmeli ve Amon'u da kitabın sonunda öldürüp kaçmak zorunda kalmalıydı. 3. kitapta geçen Sadakatsizler kısmı (okuyanlar anlamıştır) bu kitapta olmalıydı. Aşırı bir planlama hatası mevcut. Arın'ı getiren Nova'ya doğru dürüst tepki vermeyen Elemental halkının ve lordlarının tanrıçaları getiren Ayzer'e neler edeceğini ve ettiğinden bahsetmeme gerek var mı? Unutmayın, her şey sınıfsaldır. Ayrıca sırf sevildiği için bir o saraya bir bu saraya gidip gelmesi de diplomasi ve bürokrasinin Elemental'de nasıl da çürüdüğünü gösteriyor. (Nova'yı sevmiyorum.) 4) Beylik Laflar ve Hareket Geçmemeler Karakter bir süre boyunca sürekli bir araya geliyor, bir felaket olacak gibi oluyor, Nova araya girip "Durun yapmayın!" falan diye cırlıyor sonra lordlar "Yarın saat 5'te Maçka Parkı'nda" diyerek sözleşiyorlar ardından dağılıyorlar. O kadar saçma bulduğum şeyler ki. Ortam çok gergin (sözde), herkes birbirinin kuyusunu kazıyor (sözde), ittifaklar kuruluyor ama bilinmeyen bir durgunluk var. Savaşacaksanız da savaşın kurtulalım diyesim geliyor artık. 5) Yaşanan Kimliksizlik Bunalımı İlk kitabın yorumunda bahsettiğim kimliksizlik bunalımı bu kitapta da devam ediyor. Bizden, dünyadan efsaneler kullanılıyor (ki bence fantastik eserlerde çok büyük bir eksi, bana yazar kendisi bir efsane oluşturamamış da hazıra konmuş gibi hissettiriyor), karakterlerin birçoğunun ismi Türkçe ama Amerikan bir yazarın elinden çıkmaymış gibi sürekli "Lanet olsun dostum!"lar, "Ayz" şeklinde isim kısaltmalar devam ediyor. Sonra bir bakıyorsunuz kımız içmekten bahsediyorlar? Bu Alfinlerin kendilerine ait kültürleri, içecekleri, dilleri, ritüelleri yok mu? Her şeyin ismi ya da özelliği neden oradan buradan alınma? Yaşadıkları kimlik bunalımlarını hayal edemiyorum gerçekten. 6) Seride Orijinal Olmayan Şeyler Naguel = Bir hayvana ruhsal olarak bağlanmak yeni bir şey değildir Sigil = Yüze işlenen dövmeleri 2010larda Gece Evi'yle bırakmıştık biz Gücü Taştan Alma = Çok chessy Sadakatsizler = En son Uyumsuz'da Topluluksuzlar olarak görmüştük? Bedenleme = Harry Potter'daki Cisimlenme değil miydi? (Orijinal olmayışı kötü kullanıldığı ya da kullanılamayacakları anlamına gelmez. Bu fikirleri orijinal sanan, fantastik okumamış kişilerin yorumlarını gördüm ve bilgilendirmek istedim.) 7) Ateş VE Toprak Lordu Ya Daren nasıl hem Ateş hem de Toprak lordu olabilir? Ya bu nasıl bir saçmalık? Hiçbir mantığı hiçbir düzeneği yok gerçekten delirmek istiyorum. Tek derdi Nova da Nova olan bir adamın, yok biri kötü olmalıydı o rol bana düştü, yok ben gece yarısı lorduyum, yok karanlık şöyledir ama gece yarısı böyledir triplerindeki lordunun iki krallığın da kralı olması o kadar saçma ki. Ateş halkından yok mu kral olacak birisi? Toprak halkından yok mu diyarın seçeceği bir Alfin? Bir kere bu adam ne kadar adil olabilir? Hani diyar adildi? Kaldı ki krallıkları ülke olarak düşünelim, halk neden kendi çıkarını gözetmeyen, kendinden olmayan birisini desteklesin? Bu ishalığın babadan oğula geçiyor olması öyle saçma ki bana asla mantıklı gelmiyor. O zaman vârislerin olması başlı başına falso. Vârisler neden var o zaman? Yine de tüm bu maddelere rağmen ilk kitabın bir tık üstündeydi yine de bence HGOİ yazarın iddia ettiği gibi "epik fantastik" değildir, olamaz, yakınından geçemez. Olsa olsa ancak "fantasy romance" olabilir.
Krallar ve SoytarılarıN. G. Kabal · Martı Yayınları · 20237,1bin okunma
··
3.282 Gösterim
6 Yorum
Ve bu sonayın havayla ciğerleri patlatma meselesi benim de aklıma gelmişti. Okuyan başka bir arkadaşıma demiştim "su kanı bükebiliyorsa hava da ciğerlere giden nefesi kontrol edebilir" ve onun cevabı: yok artık, abartma :) kova burcu olduğum için mi bu kadar hava krallığına takıldım bilmiyorum ama sonayla 3 ortak noktamız var: XX kromozomluyuz, kitap seviyoruz, kova burcuyuz. Bu kadar. Nasıl en özgürlükçü burç olarak geçen kova, en itaatkarı oluyor anlamıyorum. Sonayın yerinde olsam sinayı kilitler kütüphaneye gider kendim yönetirdim. Bu vasıfsız lordların hiçbirini de adamdan saymazdım. Bu halk bu mallara inanıyorsa bana hayli hayli inanırlar, derim. Halk gerçekten koyun :) hepsi hem de. Bi sadakatsizler aklını kullanmış o kadar.
@aymavera bence lilithi uyandırma sebepleri: 1. Nova'yı Ayzer'in yaptığının daha kötüsünü yaparak daha korkutucu ve isyankar bir tip gibi göstermek. 2. Yazar olay bulamadı. 3. Bağı bozacak biri lazımdı ama pekala tanrıçalara falan ya da dış diyardan birilerine de yaptırabilirdi sadece benim havalı kadın yan karakterim var demek için ekledi. 4. 4 kitaba çekmek için düelloları buldu muhtemelen ama gerek yoktu. Atlantis, taht kavgası, gökyüzü halkı da rahatça 4 hatta 5 kitaba çekebilirdi kurguyu. Şimdi hepsi yüzeysel kalacak.
gerçekten kitap böyle anlatılabilir zaten yazar hanımefendi sırf 3.kitabın çok pahalı olduğunu söylediğim için ve kutulu setinide aldıgım için birçok kitabın fiytatını eleştiren kişiler gibi beni de engelledi..
Harika bir inceleme olmuş, emeğinize sağlık. Ayrıca, feministliği bir araç ve satış taktiği olarak kullanan kadın yazarların çok fazla olduğunu görüyorum. Bence bu yaptıkları çok acınası bir hareket. Merak ediyorum, kadınları bir araç gibi gören bazı erkeklerden ne farkı kaldı bu kadın yazarların?
Tekrardan merhaba, bu yorumuna da katılıyorum hatta sanırım diğer yorumundan daha fazla katılıyorum. Aslında güzel yerlere çevrilebilecek, kadının gücünü Ayzer gibi bir karakterle gösterebilecek bir kurguyken ben biraz da yazarın kendi kitabını harcadığını düşünüyorum. Özellikle üçüncü kitapta çok saçmalaştı ancak ben meraklı biri olduğum için ve seri yarım kalsın istemediğim için dördüncü kitabı da okuyacağım, finali nasıl vereceğini merak ediyorum ister istemez.
Sülde
Gönderi Sahibi
Üçüncü kitap bir felaketti, inceleme yazarken beni en çıldırtan da oydu. 4. Kitaptan hiçbir beklentim yok doğruyu söylemek gerekirse.
Yine her şeyine %100 katıldığım bir inceleme. En güçlü çok rahat bir şekilde hava krallığı yapılabilirdi ancak yazar su burcu olduğu için su krallığı oldu. Saçma saçma sebeplerden yazar ittire kaktıra su halkını en iyisi gibi göstermeye çalıştı. Elemanteldeki en cahil varis aynı zamanda en güçlüsü ancak biz ana karakterimizin aldığı eğitimi bile göremiyoruz. Shounen serilerde en azından arada flashback şeklinde verildiği oluyordu bunda o da yok. Toprak krallığı için de sen topraksın hayat verensin falan deniyor. E o zaman bunlar da gayat enerjisini çeksin milletin. Yazar istese (ya da kendi karakterine fan moodundan çıksa) her krallığa pekala eşit güçler verebilir ve daha dişli şeyler okuyabilirdik ancak ✨deli varisimiz nova✨en güçlü ve her şey olmak zorunda olduğu için kendi krallığı tabii ki en iyisi en ulusu ilahisi. Sürekli söylendiğim şeyleri bir kez daha yazmak isterdim ama papağan gibi tekrarlamaya gerek yok. İncelemede yeterince değinmişsin. Olmayan feminizm (bi ayzer var ama novamıza karşı çıktığı için onu adamdan saymıyorlar :D) içeriğiyle pazarlanmış romantizmden ötesi yok. Çok daha iyi şeyler görebilirdik oysa.
Sülde
Gönderi Sahibi
Yazarın burcunu bilmiyorum ama kesinlikle güçlerde tutarsızlıklar olduğunu, karakterlerine adil davranmadığını düşünüyorum. Sırf onu İlmek'ten çıkardı diye Ariana'nın önünde eğilen Nova'nın 20 sayfa sonra yeniden sebepsizce Ariana'ya sövmelerini okumak istemiyorum. Ariana garip geldi garip gitti, ona çok haksızlık edildi. Kimse arkasında durmadı.
Reklam
Bu kitaba bir yorum yapacak olsaydım kelimesi kelimesine böyle olurdu harikasın
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.