·296 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Ekim 2024 20:16 O kadar garip hissediyorum ki kitabın konusundan bahsetmeyeceğim. Sadece bana hissettirdiklerinden bahsetmek istiyorum, hem de saatlerce.
Romantik okumayı pek seven biri değildim. En nefret ettiğim türdü kendisi, hala çok sevdiğim söylenemez ama sanırım artık bana iyi gelen bir tür olmaya başladı.
Oh dostum, bu inceleme çok kişisel olacak gibi.
Kitabın hatırına sanırım sadece gerçeklerden bahsetmek istiyorum. Sadece düşüncelerimden.
Bu kitabı elime aldığımda pek iyi bir ruh halinde olduğum söylenemezdi, sadece kaçmak istemiştim. Çok geç fark ettim bunu ama bu kitabı bitirdikten sonra gerçekten gerçek hayattan ve kendi sorunlarımdan kaçtığımı anladım. Yüzleşmeye o kadar cesaretim yok ki, o kadar korkağım ki hayatım için dökmem gereken gözyaşlarını hep kitap okurken döküyorum (kitap okurken en ufak cümlede ağlama nedenimi çözdüm şükür) . Bir gece bile yatağıma uzanıp ağladığımı hatırlamıyorum, genelde unutmayı tercih ederdim ve bunun bana yardım ettiğini sanıyordum. Oysa şimdi anlıyorum ki tek yaptığım kendimi patlayana kadar doldurmakmış.
Sonunda depom patladığında tahmin ederseniz ki pek de iyi şeyler olmuyor.
Ana karakterimiz Eliza arkadaş edinmekten aşırı korkan biri. Zoe isimli tek bir arkadaşı var. Kitapta kalbimi kıran kısım buydu zaten. Daha önce hiç en yakın arkadaşınızla durduk yere aranız açıldı mı bilmiyorum. Hiç neden yokken, kavga bile etmemişken, sadece o sizi artık görmezden gelmeye karar verip aranızın açılmasına neden oldu mu bilmiyorum.
Tam olarak bu geldi başıma. Durduk yere. Nedensizce. Ve ben yine yüzleşmek yerine korkak gibi kaçtım, bu sorunu unutmaya çalıştığım günlerde elim bu kitaba gitti. Ve sanki evrenin bir oyunu gibi kitabın ana karakterinin de böyle bir sorunu olduğunu öğrendim bir anda. Cidden evrenin komik bir şakası. İhtiyacım olan bir şakaymış anlaşılan, yoksa yüzleşmeye asla cesaretim olmayacaktı.
Kitapta her bölüm başında sayfa sayısının iki yanında iki şekil vardı. Başta bunları kapak resmi yüzünden yağmur damlası sandım. Ama bölümler ilerledikçe ve şekiller birbirine yaklaştıkça anladım ki o iki şekil kırık bir kalbin parçalarıymış. Son bölümde iki kırık parça birleşip bir bütün oluşturduklarında nedensizce daha iyi hissettim (tasarımcıya teşekkürler).
İnsanlarla ilişki kurmak gerçekten o kadar kırılgan bir olay ki, Eliza'nın hislerinin bu konudaki şeffaflığı çok güzeldi, ağlatmış olabilir yani bana alıştınız artık. Eliza'nın yavaş yavaş etrafındaki sevgiyi kabul etmeye başlaması çok güzeldi. Eliza'yla beraber iyileşmiş gibi hissediyorum. Kendimi toparlamak için bir kitaba ihtiyaç duymam belki garip gelebilir ama ne olacak ki? Artık etrafımdaki sevgiden ve samimiyetten kaçmayacağım çünkü birçok samimiyetimin eninde sonunda büyük bir kırgınlıkla bitmesi umut etmemem için bir neden değil. İyi hissetmek istiyorum, o halde bunun için çabalamalıyım. Çünkü sorun sadece hayatınızın "aşkını" bulmak değil. Sevginin birçok farklı yolu var ve bence gerçek bir dostluk bütün aşkları ezer geçer.
Kitaptan hiç bahsetmedim gibi ama bahsettim aslında. Çünkü bu kitap sadece iki gencin birbirine aşık olmasıyla alakalı değil, bu kitap bahsettiğim her şeyle alakalı.
Dilenci gibi gözükmek istemem ama lütfen okuyun *yalvaran el emojisi