Daha önce bitirdiğim ama kaydını yapmadığım kitabın son sayfalarını da okuyup yine bir inceleme yazmam gerektiğini düşündüm çünkü kendileriyle savaşanlar sadece ünlü düşünürler değil.
Üç farklı kişi, üç farklı karakter ve bakış açılarını gördüğümüz dilini biraz ağır bulduğum ama okudukça aslında kendimde değiştirmem gereken şeylerin varlığının farkına vardığım bir eser oldu.
Hölderlin’in “Söyle kalbine!
İnsan huzuru kendi kendine vermezse,
onu dışarıda boş yere arar.”
Kleist’ın “"... beklemek, varmaktan uzun sürer."
Ve Nietzsche’nin ''İflah olmazlara hekim olunmaz, bu yüzden geçip gitmelisiniz.'' Sözü kesinlikle yer edindi yaşamımda.
Önemli olan eylemlerdir, sözler değil. Huzuru önce içinde yaratıp dimdik bir ruhla kendini inşa etmelisin çünkü insanlar yapmanı söyler ama ancak sen kendini dönüştürebilirsin.
Beklemek belirsizlikten ve üzüntüden başka bir şey vermez. Beklemek yerine harekete geçmeli insanlar eğer ki harekete geçen birileri yoksa senin harekete geçmiş olman sonucu değiştirmez. Senin için çabalamayan hiçbir şeye hiçbir kişiye varmak zorunda değilsin varmak istersen uzun sürer, beklemek istersen daha da uzun. Eylemler karşılıklı yapılır öteki türlü diğerkamlılık seni üzer.
Laftan anlamayan, çabanızı görmeyen insanların anlaması için tekrar tekrar uğraşmanıza gerek yoktur. Öylece geçip gidebilirsiniz. Herkesin kendisine öz saygısı vardır çünkü. Hiç kimseyi çabalamaları için zorlayamayız ve tek taraflı çabamızın da bize zarar verdiğini bilmeliyiz.
Son olarak, belirsizlik değersizliktir. Bir hikayenin tek taraflı çabayan, öylesine, silik bir karakteri olmaktansa o hikayede asla yer almayın.
Özellikle Kleist ve Nietzsche üzerine tekrar okuma yapma isteği uyandıran güzel bir eserdi. Bazen detaylara boğsa da beğendim.
Stefan ZweigKendileriyle Savaşanlar