·448 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Ekim 2024 10:30 Kitabı hiç böyle beklemiyordum. Elimden bırakamadan okudum. Adada geçiyor diye arada sıkılırım diye düşünüyordum ama yazarın dili çok akıcı, çeviri de bir o kadar iyi.
Arturo yalnız büyüyen bir çocuk. Annesi onu doğrurken ölür, babası ise sürekli seyahata çıkar. Belli bir yaşa kadar erkek bakıcısı ona bakar. Hep erkeklerle birlikte büyür Arturo. Evin önceki sahibi de kadınları sevmediğinden kadın sevgisinden uzak kalır. Babası evlenip üvey annesi olana kadar bu durum böyle ilerler. Onun gelmesiyle süren bu erkek egemenliği değişime uğrar.
Bu değişimle birlikte Arturo’nun da iç dünyası değişir. Babasına hayranlık duyan, onun onayını isteyen kahramanımız kıskançlık duymaya başlar. Yazar bir erkek çocuğunun duygu durumundaki değişimleri, onun psikolojisini bize iyi yansıtıyor. Arturo hissettikleriyle oradan oraya savrulur. Aslında o sevgi ihtiyacı giderilmemiş bir çocuktur.
Yazar bir erkek çocuğunun ergenlik, çocukluk zamanlarını, sevgi eksikliğini, aile üyelerinin iletişimsizliğini, düş kırıklıklarını ve anne eksikliğini iyi yansıtmış. Arturo’nun bütün bunlarla nasıl baş etmeye çalıştığını okuyoruz.
Biraz araştırma yaptım ve aslında gözlem gücü iyi olan yazarın bu kitapta kendi iç dünyasını, hissettiklerini yazdığını öğrendim. Erkek egemen toplumda yaşadıklarını , savaşın yansımasını, ölüm korkusunu ve anne figürünün eksikliğini bu kitapla dile getirmiş yazar.
Kitabı öneririm. Severek ve beğenerek okudum.