"Dünyanın bu tenha köşesinde dolaşırken, çocukların verandalara oyulmuş balkabakları yerleştirdikleri küçük kasabalardan geçerken pekala görünmez olabiliyordum; yersiz yurtsuz bir adam, gelip geçen herhangi biri. Bir süredir yollardaydım ve sadece araba sürmekten, arada bir kahve içmek için durmaktan ve canlandırılacakları kendi dramları ve acıları olan yöre halkı varlığımı hafif bir rüzgar gibi, şöyle böyle fark ederken, şâyet fark ediyorlarsa tabii, yola devam etmekten çok memnundum.
Yani yalnız olmaktan mutluydum, yanımda başkaları olmadığı zaman olduğum kişinin sessizliğinin tadını çıkarıyordum ve öğle yemeği için küçük bir kasabada duruncaya kadar da durumumu değiştirmeyi hiç niyetim yoktu."