Thesilenceof readingbook

Puan vermedi·288 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 10:59
Cadılar bayramı ile başlıyor kitap. Bu zamanda ölülerin ruhu özgürce insanlar arasında gezmektedir. Yazar da kendi ölülerini bekler. Ama istediği kişileri göremez de hatırlamak istemediğini görür. Tanıdığından daha farklı bir insan olarak gelir. Daha sakindir. Aslında ikisinin de çok farklı olmadığını söylemek için oradadır. Kendi çocukluğuna dönen yazar babasıyla , onun yalanlarıyla ve zorlu geçen çocukluğuyla yüzleşir. Babası terk edilmiş bir çocuk, olduğu yerden farklı bir yerde olursa her şeyin düzeleceğine, daha mutlu olacağına inanan biri. Alk*l bu ruh durumunda onun biricik eşlikçisi. Bir yerden gelmek onun için önemli. O yüzden yalanlarına sığınıyor. Bir yerden geldiğini hissetmek istiyor, terk edilmiş biri olmak istemiyor. Yetersizliklerini alk*lle, şidd*tle ve yalanla çözen birisi. İşçi sınıfı olarak yoksullukla geçen yıllar, ayak bağı olarak gördüğü ailesi, mutsuz, depresyonda bir eş ve kafası karışık, babalarının sertliği ve şiddetini yaşayan çocuklar ise onun gerçekliği. Dışarıdaki imajı onun için önemli. Gittiği barda öfkeli, sert ve tehlikeli imajı bozulsun istemez. Değersizliği, yetersizliği ve kıl payı kaçırdığı başarışarıyla suçlayacak birilerini arar. Oğluna zamanında kendine öğretilen erkek benliğini öğretmek, oğlunda yumuşak gördüğü ne varsa yok etmek ister. Erkek yıkar, döker, kontrol eder ve sevmek zayıflıktır. Ailenin bu hali çocuklara da tabi ki olumlu yansımaz. Yazarımız okulda başarılı bir çocukken zamanla okulu umursamayan bir çocuğa dönüşür. Kendini sigaraya, alk*le ve uy*ştur*cuya verir. Farkeder ki zamanla babasına benzemektedir. Onu anladığını hisseder. O da babası gibi olması gerektiği yerin başka yer olduğunu düşünür. " Nasıl ki aynaya onun yüzünü görmeden bakamıyorsan, kendimden söz etmeden onu anlatamam." Yazar samimi bir
Babam Hakkında Bir YalanJohn Burnside · Sel Yayıncılık · 20265 okunma
Reklam
Puan vermedi·153 syf.··
2026 7. kitabı
·
45 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 19:07
Bir Hayat Nefesi monolog şeklinde kaleme alınmış. Erkek bir yazar olan ana karakter kendi gibi yazar olan kadın bir karakter yaratıyor. İkisinin diyologlarından ilerliyor metin. Kimi zaman yarattığı karaktere karşı Tanrı rolüne girse de erkek yazarımız, yarattığı kadın karakter yani Ângela kendi benliğine kavuşuyor, yazardan farklılaşıyor. Hem bir bütün hem de ayrı kişiler. Ângela kendi iç sesine kavuştukça düşünüyor. Tanrı, ölüm, hayat, şeyler, nesneler ve yaşamak üzerine. Varoluş sancıları çekiyor. Yazmak ikisi içinde var olma biçimi. Yazarımız Clarice Lispector için de öyle. Youtube'da dinlediğim bir röportajında yazar hayatın tahammül edilemez geldiğinde yazdığını söylüyor. Ayrıca kendini bir profesyonel olarak da görmüyor amatör olarak nitelemek de ısrarcı. Özgür olabilmek için bunu yapıyor, ona göre profesyonellerin bağlılıkları, adanmışlıkları var. O kendi istediği zaman yazıyor. Ne kadar kendini öyle nitelese de Brezilya edebiyatının önemli bir figürü. Dili çok iyi kullanıyor. Çeviri de bir o kadar iyi.
Bir Hayat NefesiClarice Lispector · Can Yayınları · 202568 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 6. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 22:16
Tarçın Dükkanları'nda yazar Bruno Schulz, yaşadığı kasabayı görünenden farklı bir şekilde yeniden yaratıyor. Bu kasabayı bir çocuğun gözünden fantastik öğelerle büyülü gerçekcilikle yeniden görüyoruz. Betimlemeleri ressamlık yeteneğiyle birleşince okuduklarımız gözümüzde bir resim gibi canlanıyor. Uzun betimlemeler okumak çoğumuzu yoran bir şey. Kimi zaman ben de dikkatimi kaybettim. O yüzden tekrar tekrar okuduğum yerler oldu. Ama bu etkileyici betimlemelerine gölge düşürür mü bilmem. Yazar çevresindeki her şeye dikkatle bakıyor. Onlardan çoğu kişinin göremediği şeyler çıkarıyor. Kitapta bulunan öykülerde babası çoğu zaman ana karakter. Schulz çocukluğundan beri babasının çöküşünü, onun ruhsal bozulmasını görerek büyür. Ama ondan bu şekilde bahsetmez. Onun anlaşılmadığını ifade eder. Çevresinin aksine ona farklı bir şekilde bakar, kaleme alır. Yazarın zor bir hayatı olmuş, içine kapanmış, hayal dünyasına, resim yapmaya ve yazmaya sığınmış. Nazilerin zülmünü yaşamış hatta bir Nazi subayı tarafından vurularak öldürülmüş. Yazdıkları kadar hayatı da dikkatimi çekti. Kitabı araya başka kitaplar alarak bir aydan fazla bir sürede okudum. Kum Saati Altındaki Senatoryum öyküsünün Kum Saati Senatoryumu adlı 73 yapımı bir filmi var. Adını aldığı öykünün yanısıra diğer öyküleri de filmde kullanılmış.
Tarçın DükkanlarıBruno Schulz · Aylak Adam Yayınları · 2017317 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 22:33
Çevrilmesini merakla beklediğim kitabı alır almaz okudum. Kendisi 2025 Booker Ödülü finalistiydi. Kitap, oyuncu bir kadın, onun eşi Tomas ve 25 yaşında bir genç olan Xavier etrafında şekilleniyor. İlk bölüm ikinci bölüme göre daha sakin ilerliyor. Ama orada iddia edilen şey bizi meraklandırıyor. İkinci bölümde iddia edilen şeyin gerçek olmuş versiyonunu okuyoruz. İkinci bölümde gerçeklik yeniden inşa ediliyor. Roller üzerine düşündürüyor kitap. İnsanın kendisinden beklenilen rolleri yerine getirmesini ve bu kişiye biçilen rollerin onu şekillendirmesini okuyoruz. Bu roller bir süre sonra insanı ele mi geçiriyor? Bu roller kişiye mi ait yoksa bekleneni mi yapıyor? Kitap, seçtiğin hayatla seçmediğin hayat, aile kavramı, kimlik, annelik ve evlilik konuları üzerine düşündürüyor. Farklı bir kitaptı. Herkes aynı şekilde kendisinden hoşlanır mı bilemedim. Kitabı bitirince sevip sevmediğime ben de emin olamadım ama zaman geçtikçe sevdiğimi fark ettim.
SeçmelerKatie Kitamura · İthaki Yayınları · 2026503 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 23:11
Çocukluğundan beri psikolojik sorunlarla uğraşan bu sorunlarla büyüyen Fanny'i çocukluk arkadaşının gözünden okuyoruz. Fanny ne kadar bu sorunlardan kurtulmak için uğraşsa da -doktorlar gitmek gibi- istediği mentaliteye ulaşamıyor. Ama kimi zaman da onu mutlu, neşeli ve canlı görebiliyor çevresindekiler. Leopar Şapka olayındaki gibi. Metnin dili, dağınıklığı, parçalı hali bence Fanny'nin ruh durumunu güzel yansıtmış. Kendi böyle hissederken çevresine de böyle hissettiriyor. Duygusal açıdan onun için zor olduğu kadar çevresi içinde zor bir durum. Çocukluk arkadaşının gözünden okumak da bize bunu anlatıyor. Onu ne kadar hayatta tutmaya çalışsa da hayatın içine çekmeye uğraşsa da istediği gibi bir sonuç alamıyor. Booker Book Club aracılığıyla okuduğum kitabın toplantısını da sonradan izledim. Orada aslında yazarın kendi yasını okuduğumuzu öğrendim. Yazarın kız kardeşi çocukluğundan beri mental sorunlarla uğraşan biri. Yazar çocukluğundan beri ona bakıcılık ettiğini, onu gözlemlediğini, anlamaya çalıştığından bahsetmiş röpartajlarda. Ne yaparsa yapsın hayatta tutamıyor onu. Yasını, yaşadıklarını erkek anlatıcı üzerinden bu metne döküyor.
Leopar Desenli ŞapkaAnne Serre · Dedalus Kitap · 2025955 okunma
Reklam