Arturo’nun Adası

Elsa Morante
Tahmini Okuma Süresi:
12 sa. 42 dk.
Sayfa Sayısı:
448
Basım Tarihi:
Nisan 2024
İlk Yayın Tarihi:
1957
Yayınevi:
Can Yayınları
Orijinal Adı:
L’isola di Arturo
ISBN:
9789750762963
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·448 syf.··
2024 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2024 23:27
Elsa Morante’den okuduğum ve dilimize çevrilen 3 kitaptan 3.’sü Arturo’nun Adası. Aralarında her zaman en favorim Ve Tarih Devam Ediyor olsa da tabii ki bu kitabını da çok beğendim. Öncelikle yazarımızın kendini sıkmadan okutmak gibi bir özelliği var. Öyle ki bu kitapta da bir an olsun sıkılmadan sayfalar aktı geçti. Elsa Morante Arturo’nun Adası Bir kadın yazarın bir erkek çocuğunun ağzından bu kadar iyi gözlem gücünü ortaya koyması, bir çocuk/ergen olarak cinselliğe giriş dönemlerini oldukça gerçek bir biçimde yansıtabilmesi mükemmel. Kahramanımız Arturo’num, babası haricinde neredeyse başka bir insan ile iletişim kurmadan büyüme sürecine tanık oluyoruz. Onun ağzından bir çocuktaki anne eksikliğini, iletişim eksikliğini, temas/sevgi eksikliğini net bir şekilde görüyoruz. Yalnızca babasının yaşamının bu kadar gizemli kalması benim için kitapta eksik kalmış kısımdır. Onun haricinde çok güzel bir kitap, okumanızı öneririm
Arturo’nun AdasıElsa Morante · Can Yayınları · 202491 okunma
9/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
Arturo'nun yalnızlığı nasıl yüreğime dokundu kitabı okurken, ruhumu hüzün sardı.Yazarın okuru ilk sayfadan içine çeken bir anlatımı var. Şiirsel, akıcı bir dil ile merakla okutuyor kendini kitap. İtalya'da küçücük bir adada (Procida),ada gibi yapayalnız büyüyen bir çocuk Artuto, köpeği, sandalı... Anne sevgisini hiç bilmediği gibi hayatına hiç kadın dokunmamış.Kadının sıcak yüreğini bilmeden "Oğlanlar Evi"diye anılan evde erkek hizmetkârı ve sürekli seyahate çıkan başına buyruk babası ile büyümüş.Ta ki babası ondan birkaç yaş büyük bir kızı Napoli 'nin kenar mahallesinden alıp ona üvey anne yapana kadar...Nunziata'nın gelişi ile yaşamı değişir Arturo'nun , duyguları karmaşıklaşır, sancılı bir büyüme ve alışma sürecine girer.Babası küçükken onun için bir kahramandır,yere göğe sığdıramadığı bir idole dönüşmüştür. Zamanla büyüklerin dünyasını tanıdıkça babasının içini de anlamaya başlar. Arturo'nun büyümesi, yalnızlığı, kıskançlığı,gönül ilişkisi, sevdası, hayatı anlamlandırmaya çalışması, kendiyle mücadelesi, aldığı kararlar, babasının ev halkına olan ilgisizliği, hayatlarına hediye gibi gelen bir kardeş,baba kavramına atılan bir neşter, yaklaşan savaşın ayak sesleri... Nunziata'nın yüreği, duyguları da çok güzel verilmiş, Arturo'nun psikolojisi, iç dünyası da oldukça güçlü ve çarpıcı bir şekilde aktarılmış. Hoş kitaptı, etkileyici,merak uyandırıcı...
Arturo’nun AdasıElsa Morante · Can Yayınları · 202491 okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2024 45. kitabı
Arturo'nun büyüme yolculuğuna tanık etmek buruk bir tat bıraktı bende. Şiirsel anlatım beni etkiledi. Ada yaşamlarını eskiden beri severim zaten, kitabı okurken de Procida resimlerine baktım internetten. Arturo'nun içinde hepimizden (tüm insanlik) bir parça olduğunu düşünüyorum..Bu hüzünlü kitabı sevdim
Arturo’nun AdasıElsa Morante · Can Yayınları · 202491 okunma
7/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2025 21. kitabı
Arturo annesi doğumda ölmüş,erkek dadı tarafından büyütülmüş,babası sürekli seyehatlere giden,hiç öpülmemiş,hiç sevilmemiş procidia adasında yalnız yaşayan,yazları kayığına binip vakit geçiren,kitaplar karıştırarak dünyayı keşfetmeye çalışan,hiç arkadaşı olmayan bir çocuktur.Yaşadıkları evin önceki sahibi kadınları hiç sevmediğinden orası yıllardır oğlanlar evi olarak anılır.O yüzden Arturo hiç kadın sevgisinin ve düzeninin ne olduğunu bilmez.Babası bir gün evlenip Nunziata'yı eve getirene kadar.Onun gelmesiyle evde süren erkek egemenlik değişir. Arturo babasına hep hayranlık duyup onu gözünde çok büyüttüğünden kıskançlık duymaktadır.Daha sonra kardeşi Carmine doğunca aynı kıskançlığı kardeşine de duyar.Anne sevgisini bilmediğinden dolayı üvey annesini o şekilde sevmek ister ama büyüdükçe bu sevgi onun gözünde aşka dönüşür.Babası Wilhem Grace hem Arturoya hem eşine ve oğluna karşı hep ilgisiz ve sevgisizdir.Aslında Arturo'nun sadece sevgiye ihtiyacı vardır. Çocukluk,ergenlik zamanları,büyüme sancıları,sevgi eksikliği, aile üyelerinin iletişimsizliği, düş kırıklıkları,kıskançlığı,hayran olduğu babasının gerçek karakterini görmesi, anne eksikliği, ölüm korkusu, procidia adasında sıkışıp kalmışlığı psikolojik çözümlemeler çok güzel anlatılmış. Anneliği hem yüceltiyor hemde aşağılıyor ayrıca anne yokluğunun üzerindeki etkisi çok güzel anlatılmış. Arturo ebebeynlerini sevmeyi ve hayranlık duymayı bıraktığı ve onlara acımaya başladığı zamanda büyüyor ve onlar tarafından sevilme isteğinden vazgeçiyor ve çok sevdiği adasından sonsuza dek ayrılıyor.
Arturo’nun AdasıElsa Morante · Can Yayınları · 202491 okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2025 40. kitabı
Hiç öpülmemiş,başı oksanmamış ,sevmeye ve sevilmeye aç bir ergenin büyüme sancılarının anlatıldığı bir roman Arturo'nun Adası. Annesi onu dogururken ölen, babası sürekli kaçıp kaçıp giden Arturo Gerace'nin bir dönem bakıcılarla genel olarak da yalnız kaldigi bu gelişim döneminde en büyük sığınağı kitaplar,deniz ve kayalıklardır. Ana karadan uzak bir adada ,adanın tepesinde görkemli bir evde yaşayan Arturo'nun tek amacı bir gün babası gibi uzaklara gitmektir. Günde bir kez sefer yapan bir gemi onun kaçış noktasına olacaktır. Adadaki diger halkla pek yakın bir iletişimi yoktur. Biraz münzevi bir yasami vardır. Bu münzevi yaşam bir gün babasının yanında genç bir kadınla çıkıp gelmesiyle değişir. Babasının evlendiği bu genc kadina karşı kıskançlık, aşk, tutku gibi daha önce pek hissetmedigi duyguları hissetmeye baslar. Bu noktada babasini da kiskanmaktadir. Baba karakteri ise başlı başına bir vaka. Seviyor mu sövüyor mu belli olmayan bir karakter. Baba kendi annesinden nefret etmektedir. Zaten romanin genel havasında bir "anne problemi" teması var. Yazarın kişisel hayatında da okudugum kadarıyla bir "anne" sorunu var. Baba bulunduğu yere sığamayan ve cinsel kimlik bunalımı yaşayan bir karakter bence. Romanin sonlarına doğru bu iyice açığa çıkıyor. Romanin dili çok edebi,cok şiirsel. Bol betimlemeli. Bir kadin yazarın bu kadar eril bir dille, kahraman anlatici ağzıyla, ağırlıklı karakterlerin erkek olduğu bir roman yazmasi takdire şayan. Cok nitelikli ve karakter sahibi bir roman. Okuyun...
Arturo’nun AdasıElsa Morante · Can Yayınları · 202491 okunma
Ada var ada var.
Puan vermedi·448 syf.··
2026 8. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 11:07
Ah çocuklar, sanki mutsuzluğumuzun arka bahçesi gibiler. Gözden kaçan, gözden düşenler hep orada. Ağlayarak baktığım ruhlarındaki derin çiziklere bugün başka bir gözle bakabiliyorum. Yalnızmış, kimsesizmiş; olsun. Bir tüy kadar faydası dokunmayan ana babalar var. Dünyadan uzakmış, olsun. Dünyada hep kan ve gözyaşı var. Olsun varsın adada olsun. Arturo’nın adası o Epstein’in değil şükür.
Duygu ve Düşünce
Arturo’nun AdasıElsa Morante · Can Yayınları · 202491 okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2024 54. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2024 00:00
“Mutlu bir ülke gibiydi çocukluğum, babamın mutlak egemen olduğu!” Arturo’nun Adası’nın uzun zamandır baskısı yoktu, #canmodern diziden yayımlandı @sirinetik Kitabın alt başlığı Bir Çocuğun Anıları. Arturo Porcida Adası’nda (3-4. görsel) geçen çocukluğunu anlatıyor. Annesi doğumda ölmüş, babası sık sık seyahatte ve ‘Oğlanlar Evi’ denilen evinde erkek hizmetkarlarla kalıyor. Evin daha önceki sakini kadınları sevmediği ve eve kabul etmediği için eve halk tarafından böyle bir isim takılmış, hurafelerle karışık. Arturo sadece anne sevgisi değil, kadın sevgisini ya da şefkatini hiç görmemiş bir çocuk. Birgün babası Arturo’dan birkaç yaş büyük bir kızla evleniyor ve Arturo’nun narsist erkeklerin egemenliğindeki dünyası da değişmeye başlıyor. Arturo’nun çocukça anlamlandırmaları, bastırılmış arzuları, trajik ilgi arayışları çerçevesinde şekillenen bir hikaye. Hayatta kendi trajedisini hazırlıyor, Dünya Savaşı yaklaşmakta… Elsa Morante’nin anlatımını sevdim, okudukça içine çeken bir hikaye ve akıcılığıyla da çoğu okura hitap edecektir. Şadan Karadeniz önsözde Morente’yi keşfetmesini anlatıyor, Bilge Karasu bu kitap için ‘Zamanım olsa hemen çevirirdim.” demiş… #şadankaradeniz çevirisi #nükhetpolat editi Öztürkçe çeviriye bazı okurlar mesafeli, ben de pek anlaşamam. Bu kitapta bu sorunu yaşamayacaksınız:)
Edebiyat
Arturo’nun AdasıElsa Morante · Can Yayınları · 202491 okunma
7/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2024 25. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2024 00:05
Hikaye, İkinci Dünya Savaşından önce Procida adında hayali bir İtalyan adasında geçiyor. Annesi onu doğururken ölen Arturo, ilgisiz, sürekli seyahat eden babasının onu erkek hizmetkarların bakımına bıraktığı 14 yaşında bir çocuktur. Babasına, dostu, kadın düşmanı, Amalfili Romeo’dan miras kalan, rahiplerin yaşadığı bir manastırdan eve dönüştürülen Oğlanlar Evi’nde, zengin oldukları halde, ilkel ve sefil bir hayat sürerler. Babasının kısa süreli ve seyrek eve dönüşlerini özlemle bekleyen Arturo zamanını, kayığıyla denize açılarak, kitaplarıla ve köpeğiyle geçirmektedir. Seyahatlerinden birinden dönen babası yanında Arturo’dan birkaç yaş büyük yeni eşini getirince Procida’da yaşam değişmeye başlar Arturo için. Çok fazla diyaloğun olmadığı, uzun betimlemelerin olduğu bir roman. Faşizmin İtalya’da yükseldiği, hayatın ve toplumun her alanında kendini gösterdiği bir dönemde yaşayan Elsa Morante’nin kaygılarını, sıkıntı ve korkularını yansıttığı romanı olarak biliniyor.
Arturo’nun AdasıElsa Morante · Can Yayınları · 202491 okunma
9/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2024 41. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2024 10:30
Kitabı hiç böyle beklemiyordum. Elimden bırakamadan okudum. Adada geçiyor diye arada sıkılırım diye düşünüyordum ama yazarın dili çok akıcı, çeviri de bir o kadar iyi. Arturo yalnız büyüyen bir çocuk. Annesi onu doğrurken ölür, babası ise sürekli seyahata çıkar. Belli bir yaşa kadar erkek bakıcısı ona bakar. Hep erkeklerle birlikte büyür Arturo. Evin önceki sahibi de kadınları sevmediğinden kadın sevgisinden uzak kalır. Babası evlenip üvey annesi olana kadar bu durum böyle ilerler. Onun gelmesiyle süren bu erkek egemenliği değişime uğrar. Bu değişimle birlikte Arturo’nun da iç dünyası değişir. Babasına hayranlık duyan, onun onayını isteyen kahramanımız kıskançlık duymaya başlar. Yazar bir erkek çocuğunun duygu durumundaki değişimleri, onun psikolojisini bize iyi yansıtıyor. Arturo hissettikleriyle oradan oraya savrulur. Aslında o sevgi ihtiyacı giderilmemiş bir çocuktur. Yazar bir erkek çocuğunun ergenlik, çocukluk zamanlarını, sevgi eksikliğini, aile üyelerinin iletişimsizliğini, düş kırıklıklarını ve anne eksikliğini iyi yansıtmış. Arturo’nun bütün bunlarla nasıl baş etmeye çalıştığını okuyoruz. Biraz araştırma yaptım ve aslında gözlem gücü iyi olan yazarın bu kitapta kendi iç dünyasını, hissettiklerini yazdığını öğrendim. Erkek egemen toplumda yaşadıklarını , savaşın yansımasını, ölüm korkusunu ve anne figürünün eksikliğini bu kitapla dile getirmiş yazar. Kitabı öneririm. Severek ve beğenerek okudum.
Arturo’nun AdasıElsa Morante · Can Yayınları · 202491 okunma
Puan vermedi·448 syf.··
Beğendi
·
2025 30. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2025 21:20
#arturonunadası esasında çok kıymetli bir kitap lakin ben yanlış bir zamanda okumaya çalıştım. Malüm ülke gündemi bütün yaşam enerjimi sömürmüş gibi hissediyorum. Üzgünüm, öfkeliyim, çaresizim. Bütün bunlara rağmen yine de umut hep var. Güzel günlerde göreceğiz inşallah. Neyse hiç benlik olmamasına rağmen kitabın arka kapak yazısını buraya bırakıyorum. Durağan ilerleyen okumalarda sıkılıyorsanız bu kitap sizlik değil. Ama benim gibi okurken empati yapmayı, duyguları, düşünceleri özümseyerek okumayı seviyorsanız mutlaka okuyun derim. ~ “Bunca zaman uzaktan bakınca o günlerde tuhaf bir biçimde yüreğime oturmaya başlayan duyguları anlamaya çalışıyorum şimdi; içimde düzensizce birbirine karışan duyguların, hiçbir düşüncenin aydınlatmadığı biçimlerini ayırt edemiyorum hâlâ.” Arturo, eve pek az uğrayan babası, köpeği ve küçük kayığıyla birlikte Procida Adası’nda, vakti zamanında görkemli olan köhne bir evde izole bir yaşam süren bir gençtir. Gündüzleri adanın yemyeşil doğasında gezinerek, akşamları büyük keşif yolculukları ve gizemli Doğu hakkında kitaplar okuyarak vakit geçirmekten hoşlanır. Ancak babası günün birinde, Napoli’nin kenar mahallesinden genç bir kadınla dönüp onunla evlenir ve evin dinamikleri değişir. Arturo çok geçmeden dünyanın hayal ettiği cennet gibi olmadığını keşfeder. 1957’de Strega Ödülü’ne layık görülen Arturo’nun Adası, İtalya’daki faşist rejimin siyasetten kültüre, sanattan mimariye, eğitimden müziğe, edebiyattan dile yaşamın her alanında kendini hissettirdiği bir dönemde yaşamış Elsa Morante’nin iç dünyasını, sıkıntılarını, kaygılarını ve korkularını içtenlikle yansıttığı en önemli yapıtıdır. “Morante destansı duygular yaşatıyor.”
Arturo’nun AdasıElsa Morante · Can Yayınları · 202491 okunma

Yazar Hakkında

Elsa MoranteYazar · 3 kitap
Elsa Morante (d. 18 Ağustos 1918, Roma - ö. 25 Kasım 1985, Roma, İtalya), İtalyan romancı, öykücü ve şair. Gençliğin yetişkinler dünyasına uyum gösterme mücadelesi üzerinde yoğunlaşan, epik ve mitolojik öğelerle dolu yapıtlarıyla tanınır. İlk öykü derlemesi olan Il gioco segreto'da (1941; Gizli Oyun) insanın serüveninde gizli saklı ne varsa ondan esinlenen, bir türlü gizemli gerçekçilik dikkati çekti. Daha sonra yayımladığı üç romanla, savaş sonrasının en büyük kadın romancıları arasına girmiştir. Çok beğenilen ve birçok dile çevrilen ilk romanı Menzogna e sortilegio'de (1948; Yalan ve Büyü) XIX. yy. sonuyla XX. yy. başında geçen bir genç kadının anı ve düşleri etrafında Güney İtalya'daki belirsiz bir kentte yaşayan bir ailenin karmaşık tarihini anlattı. Bu romanda toplumun baskısı altındaki üç kadın kuşağının hezeyanları zengin bir dille anlatılır. İkinci romanı L'isola di Arturo'da (1957; Arturo'nun Adası) Procida adasının masalsı dekoru içinde, eşcinsel bir babadan olma bir delikanlının düşlerle dolu çocukluktan acı ve düş kırıklıklarıyla dolu yetişkinliğe geçişini ele aldı. Roman son derece lirik anlatımı ve gerçekçi ayrıntılarla gerçekdışı ustalıkla kaynaştırabilmesiyle dikkati çeker. Bunu izleyen La storia (1974; Tarih Devam Ediyor, 1977) birbiriyle çelişen eleştiriler almakla birlikte, ticari açıdan çok başarılıydı. Roman 1941-47 arasında Roma'da geçiyor ve Yahudi asıllı bir ilkokul öğretmeni ile kendisine tecavüz eden bir Alman askerinden olan oğlu Useppe'nin zorlu yaşamını konu alıyordu. Öbür yapıtlarında olduğu gibi bu romanında da Morante, insani bir politikanın artık geçerli olmadığını ve insanlık için bir kurtuluş umudunun kalmadığını savunur. Son romanı Aracoeli (1982), önceki yapıtlarının gerçekçiliğini ruhbilimsel nüanslarla zenginleştirir. Morante'nin ayrıca Lo scialle andaluso (1963; Endülüs Şalı, 1985) adlı bir öykü kitabı, Alibi (1958) ve Il mondo salvato dai ragazzini (1968; Küçük Çocukların Kurtardığı Dünya) adlı iki şiir kitabı vardır. 1941'de evlendiği kendisi gibi edebiyatçı olan Alberto Moravia ile yaşamının son yirmi yılında ayrı yaşadı