Puan vermedi·216 syf.··Beğendi
· Hotel Milano
Tolstoy’u anarak başladım okumaya: “Tüm muhteşem hikâyeler iki şekilde başlar: Ya bir insan bir yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir.”
“Hotel Milano”da da kahramanımız Frank bir cenaze daveti ile Milano yolculuğuna çıkar. Hiç düşündünüz mü bir cenaze daveti hayatınızı ne kadar değiştirebilir? Evet geçmişle yüzleşme, şimdiye odaklanma ve geleceği daha özgür karşılamayla ilgili anlık bir yükseliş sağlar; ama hikayede yaşanan bundan çok daha fazlasıdır.
Yetmişli yaşlarındaki Frank hem eski dostu; ancak eşiyle de bir ilişki yaşadığından daha sonraları ezeli rakibi olan Dan’in cenazesinde sadece bir şehre değil; anılara, keşkelere, şüphelere de sahiplik eden bir kadrajın içine çekildiğini anlar çok geçmeden. Kendini sorgular: Bir eş, bir baba, bir yazar olarak gözden geçirir toplumsal rollerini. Hayatının yüzeyinde değil de derinlerde bir yerlerde bir şeyleri eşeleyip gün yüzüne çıkarma dürtüsü duyar içinde. Yalnızda değildir hani, okuru da katar peşine. Romanın gücü de burada belki de; sayfaların arasında kaybolurken kendi hafızamız rahat durmuyor; iyi kilerin, pişmanlıkların defterleri açılıyor; hadi bir cesaret şu çılgınlığı da yapsam mı dedirtiyor.
Cenaze sonrası Hotel Milano’ya yerleşen Frank’in sakin başlayan günlerine çok geçmeden pandeminin gölgesi düşer bu arada. Maskeli & dezenfektanlı otel odasındaki yalıtım günlerine davetsiz misafirler eklenir bir anda: Bir adam, bir kadın, bir çocuk ve bir kedi.
Başlangıçta belki sevgi ihtiyacını kanalize etmek için dahil olduğu bu misafircilik oyunu çok geçmeden Frank’in başına hiç tahmin edemeyeceği çoraplar örer.
Kimi zaman rüyalarında çoğu kez de kendini hiç olmadığı kadar uyanık hissettiği anlarda geçmişini temize çekmek istercesine ki biraz korkak da olsa, Frank’in çırpınışını görmek, özünde okuru kendi içine yönlendirdiği için hüzünlüydü ve Roza Hakmen’in billur çevirisiyle hem çok zarif hem de çok şiirseldi. Kaldı ki içerisinde Kral Arthur ve Yuvarlak Masa Şövalyeleri, Odysseus ve Montaigne’den satırların kol gezdiği bir metin roman kadar da şiirdir benim için.
Çok güzeldi, Hotel Milano
naçizane tavsiyemdir
#alıntılarım
“Birbirimize o kadar yakın olmamızın sebebi diğerlerine o kadar yabancı düşmemizdi.”
“Çekilmek bile bir çeşit tepkidir.”
“Hiç birlikte yaşamadığın bir sevgiliyle yan yana gömülmek bir tür inkârdır.”
“Hangi çağ böyle tıklım tıklım doluydu tehditle, delilikle, yazılı ve sözlü yalanla?