İnceleme yazdım demeyelim de hem düşüncelerimi kaydetmek istedim hem de kendimle biraz sohbet etmek istedim diyelim.
Önceliklee.. Ankara'da uzun süredir yaşayan insanların çoğu Sedat Anar'ı biliyormuş. Açıkçası ben tanıyalı 6-7 ay oldu. Daha önce hiç duymamıştım. Bir parçayı ilk defa dinlemiştim, "kimmiş ki bunun sahibi" diye merak edip araştırmıştım kendisini. Sonra kitapları olduğunu öğrendim ve aldım hemen.
Kendisi bir santurî. Santurî, santur çalan kimse demek. Santur ise, neredeyse unutulmaya yüz tutmuş bir enstrümanmış bir zamana kadar. Sedat Anar, bu enstrümanı öğrenmek için İran-Türkiye yollarını aşındırmış. Kitapta da tüm bu serüveninden bahsediyor.
Ankara'da sokak müzisyenliği yapmış. Karanfil Sokak, Sakarya Cad. çaldığı santurun sesinin izlerini hâlâ taşıyodur belki de. Özellikle bu parçayı Karanfil'de Dost kitabevinin önünden geçerken dinlediğimde, parçayla parçanın isminin bu kadar uyumlu olduğunu daha derinden hissettim.
Santuru ilk dinlediğim günden beridir vuruldum bu enstrümana. Komik gelecek belki çoğu insana ama sanki santur içli ve hüzünlü bir insanmış da "gel, gel de anlat derdini, dinleyeyim" diyesim geliyor. Karanfil Sokak, tam da böyle bir parça..
youtu.be/NBIYnmWRAsc?si=...
Beklemek.. Beklemenin anlatacakları olsaydı, eminim böyle bir şey olurdu. Kendisini sıkıcı, yavaş, bunaltıcı bulan sabırsız insanlara karşı; böyle dert yanardı, kimbilir..
youtu.be/d4003nbwPic?si=...
"asrımız,
insanlığın ölüm çağıdır!
ben, bir gül dalının solmasından,
hasta bir çocuğun sessiz bakışından,
kafesteki bir kanaryanın inleyip sızlamasından,
zincirlere, prangalara vurulmuş birinin üzüntüsü yüzünden
idam sehpasında asılmak üzere olan bir katilin bile
gözleri yaşlı, kızgınlığı boğazında düğümlenen
biriyim."
İnsanlığa bir ağıt belki de..
youtu.be/wk0WZP95vA4?si=...
Bu inceleme, zamanla santurla ilgili dinlediklerimi, okuduklarımı vs eklediğim bir mekân olacak.