Sokak müzisyenliği bir çaresizlik değil duruştur.Cumlesi uzerine kurgulanmış bir kitap...Sedat Anar kendi hayatından kesitler sunarak yapmamızı istedikleriyle değil istediklerimizi yapmamızla ne kadar yol kat edebileceğimizi anlatarak sokak muzizyenliğinin insana ait özgüler taşıdığını ve insanın has gücünde muskinin yer aldığını konu edinmiştir.Sokak,müzik,insan ruhu,duygular,gerçekler..iyi okumalar.
Bu kitap hayatınız boyunca okuyacağınız en iyi kitap değil evet. Edebi açıdan enfes ya da sizi hayretler içinde bırakacak bilgiler de içermiyor. Fakat okurken kulağımda seslerin oluştuğu, okurken güldüğüm, okurken Ankara’daki yıllarımı yaşadığım bir kitap oldu. Çok beğendim.
İlk defa bir ramazan günü araç trafiğine kapalı bir cadde de kanuna benzeyen bir enstrüman çalarken gördüğüm Sedat ANAR Bey'in kaleminden çıkan eser de, bir sokak sanatçısının başına gelen trajikomik hadiseler anlatılmakta . Ayrıca kitap ile beraber müzisyenin çaldığı mistik ve lahûti bir sese sahip SANTUR icralarını dinlemeniz tavsiye olunur efendim.
Kitap bir santur sanatçısının sokaklardaki anılarından oluşuyor. Anılarından hareketle kaleme alınmış.
Ve bunu yaparken de edebiyatla harmanlayarak güzel bir üslup kullanmış.
Kendisinin bestelerini çok severek dinlerim. Favorim ise " Kendimden Uzak Bir Yerde " adlı bestedir.
Kitabı kısa bir sürede sıkılmadan okudum. Tavsiye ederim.
SokaknâmeSedat Anar
İnceleme yazdım demeyelim de hem düşüncelerimi kaydetmek istedim hem de kendimle biraz sohbet etmek istedim diyelim.
Önceliklee.. Ankara'da uzun süredir yaşayan insanların çoğu Sedat Anar'ı biliyormuş. Açıkçası ben tanıyalı 6-7 ay oldu. Daha önce hiç duymamıştım. Bir parçayı ilk defa dinlemiştim, "kimmiş ki bunun sahibi" diye merak edip araştırmıştım kendisini. Sonra kitapları olduğunu öğrendim ve aldım hemen.
Kendisi bir santurî. Santurî, santur çalan kimse demek. Santur ise, neredeyse unutulmaya yüz tutmuş bir enstrümanmış bir zamana kadar. Sedat Anar, bu enstrümanı öğrenmek için İran-Türkiye yollarını aşındırmış. Kitapta da tüm bu serüveninden bahsediyor.
Ankara'da sokak müzisyenliği yapmış. Karanfil Sokak, Sakarya Cad. çaldığı santurun sesinin izlerini hâlâ taşıyodur belki de. Özellikle bu parçayı Karanfil'de Dost kitabevinin önünden geçerken dinlediğimde, parçayla parçanın isminin bu kadar uyumlu olduğunu daha derinden hissettim.
Santuru ilk dinlediğim günden beridir vuruldum bu enstrümana. Komik gelecek belki çoğu insana ama sanki santur içli ve hüzünlü bir insanmış da "gel, gel de anlat derdini, dinleyeyim" diyesim geliyor. Karanfil Sokak, tam da böyle bir parça..
youtu.be/NBIYnmWRAsc?si=...
Beklemek.. Beklemenin anlatacakları olsaydı, eminim böyle bir şey olurdu. Kendisini sıkıcı, yavaş, bunaltıcı bulan sabırsız insanlara karşı; böyle dert yanardı, kimbilir..
youtu.be/d4003nbwPic?si=...
"asrımız,
insanlığın ölüm çağıdır!
ben, bir gül dalının solmasından,
hasta bir çocuğun sessiz bakışından,
kafesteki bir kanaryanın inleyip sızlamasından,
zincirlere, prangalara vurulmuş birinin üzüntüsü yüzünden
idam sehpasında asılmak üzere olan bir katilin bile
gözleri yaşlı, kızgınlığı boğazında düğümlenen
biriyim."
İnsanlığa
Değil aşkta, hemen hiçbir şeyde ümide yer sebebe lüzum kalmadığı zaman köstebek-toprak metaforu devreye girer. Yeni yollar aranır. Toprak eşelenir. Darbeler indirilir. Böyle bir çabayı sezmek iyi geldi.
Çünkü Sedat Anar, Türkiye'de doksanların sonlarına denk gelen ilk nüveleri ve bugün hemen her kentte muadili bulunabilen sokak müziğine edebiyatı ve tasavvufu hevesle, istek ve iştahla kazandıran nadir santurilerden. Santurî, evet, çünkü edebiyat ve tasavvufun bir aradalığı, doğrusunu kendisi bilir ama, bir meşk hâline dönüşmesini santurla tamamlamış. Yani eşyanın hakikatiyle. Hakiki eşyayla. Dolayısıyla bizler kitapta Halfeti'nin bir köyünden Ankara'ya, oradan da İran'a ve tekrar vatana uzanan bir anlatının samimiyetini buluyoruz. Üstatlardan, İbn-î Arabî'den, Mahzuni Şerif, Metin-Kemal Kahraman'dan; Mihemed Şexo, Ciwan Haco, Şiwan Perwer'den, sesten ve sözden, Kardeş Türküler'den alıntılar, bahisler, referanslar da buluyoruz.
Bir santurînin ihlâslı notları.
Ümide yer, sebebe lüzum bırakan notları.
Sokak müzisyenliği bir çaresizlik değil duruştur. Cümlesi üzerine kurgulandığı düşündüğüm bu kitap, bir santur sanatçısı olan Sedat Anarın müzik yolculuğu içinde ön söz olmuş..
Nihavend kıvamında bir taksim verir gibi yazdığını düşünüyor insan bazı bölümlerde..
Yazarın kimi zaman kendini tiye alması okuyucuya tebessüm ettiriyor.
Kitap mı sıcak?
Sokak mı sıcak?
Sorularının cevabını cüretkar bir şekilde veriyor..
Bu bir meydan okumadır tam diyecekken..
Sokaklara veda, istanbul a yerleşen yazar.
Sahi saçlarına rastalar yapanlar nereye gitti?
Kendi hayatından kesitler sunarak yapmamızı istedikleriyle değil istediklerimizi yapmamızla ne kadar yol kat edebileceğimizi sedat abi çok güzel anlatmış...
"Ummandan gelen yağmur bulutları gibi var da sefere çık, seyahat etmeden inci olamazsın ." Feridün Attar. Sedat Anar bu dizeyi hayatına nakşetmiş adeta bu kitapta. Şiirle, müzikle seyahat etmiş hep. Inci olma yolunda sonsuz çaba görüyoruz kitapta.
Kitaptaki akıcılık bir çırpıda okumanızı sağlıyor. Müzik ve şiir bütünlüğüne cok yer veriliyor. Açıkçası bir müzisyenin şiirle bu denli hemhal oluşu beni çok mutlu etti.. Müzik ve şiiri oldum olası cok yakıştırırım.
Kitapta yazarımızın müziğe dair hayallerini gerçekleştirmek için Iran 'a gitmesi ve ordaki ortamı betimlemesi , oranın kültürü hakkında bilgi vermesi de ilgimi çeken kısımlardı.
Bir sokak müzisyeni neler yaşar, sorusunun cevabını alabiliyoruz kitapta. Keyifle okuduğum bir kitap oldu.
1988 yılında Şanlıurfa Halfeti’de doğdu. Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nü üçüncü sınıfta bıraktı. 2007 ve 2014 yılları arasında Ankara’da sokak müzisyenliği yaptı. Doğu müziğini ve başta santur olmak üzere doğu müziği çalgılarını daha yakından tanımak ve öğrenmek için sık aralıklarla İran’a gitti. 2016 yılından beri İstanbul’da yaşamaktadır. Müzik hayatına profesyonel olarak devam eden Anar’ın sekiz albümü bulunmaktadır. Diskografi: Belâgat (Ahenk Müzik, 2013, Enstrümantal-Solo Santur Albümü), A’mâk-ı Hayâl (Kalan Müzik, 2014), Aşık Ölmez - Yûnus’un İzinden (Kalan Müzik, 2015), Çağırıram Dost (Kalan Müzik, 2015), Ehl-i Beyt Besteleri (Ahenk Müzik, 2016), Ayrı Dilden Aynı Gönülden (Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2016), Osman Kemâlî Baba Besteleri (Ahenk Müzik, 2017), Suyun Ayak Sesi (Ahenk Müzik, 2018).