10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2024 616. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2024 20:28
​Cadı avcılığı, halkın bütün tabakalarında uyanan bir korkunun sapık bir belirtisi oldu. Bu korkuyu, teker teker herkeste gittikçe artmaya başlayan bir özgürlük isteği doğuruyordu. ​İşlediği bir günah için üzerine saldırılan bir adama acıyabiliriz, aynı şey bir gün kendi başımıza da gelebilir, o zaman bize de acırlar. Ama hiçbir baskı olmaksızın da toplumsal bir yaşam kurulamaz. Düzenle özgürlük arasında bir denge bulmak zorundayız. ​Bununla birlikte, cadı avı sadece bir baskı değildi. Bu işe baskı kadar önemli bir gereksinim daha karışıyordu: Herkes, kurbanları suçlandırma bahanesiyle, içlerinde uzun zaman saklı kalmış suçlarını, günahlarını uluorta söyleme fırsatını buluyordu. Şöyle bir şey birdenbire söylenebiliyor; hatta milli, kutsal bir ödev haline geliyordu: “Martha Corey gece benim yatak odama geldi, karım yanı başımda uyurken Martha göğsüme abandı ve beni neredeyse boğacaktı.” Tabii, bu gelen Martha’nın ruhuydu yalnız. Ama, Martha’nın kendi de gelmiş olsa, bu iç boşaltmaktan duyduğu haz daha hafif olmayacaktı. Çünkü, insan böyle şeyleri herkesin önünde söylemek fırsatını kolay kolay bulamaz. Herkesin uzun zaman içine attığı komşu kinleri artık açıkça ortaya dökülebiliyor, dinin acıma buyruklarını unutarak herkes istediğinden öcünü alabiliyordu. O güne kadar sınır, senet kavgalarıyla ortaya çıkan toprak hırsı şimdi artık ahlak alanında yükseliyordu. Komşu komşusuna büyücü derken, üstelik kendini pekala haklı da hissediyordu. Eski hesaplar Tanrı ile şeytan arasındaki savaş planında görülüyordu. Yoksulun mutlu kişilere karşı içten içe duyduğu hınçlar da bu arada patlak verebilirdi, nitekim verdiği de oldu
Hayata Dair
Cadı KazanıArthur Miller · Mitos Boyut Yayınevi · 2011570 okunma
·
25 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.