7.BÖLÜM SON SÖZE DOĞRU . . . İHSAN OKTAY ANAR’IN KİTABINA VERDİĞİ YÜCE FELSEFİ MİSYON : Bir Acaba Sorusu? İhsan Oktay Anar, edebiyat camiasından ziyade felsefe camiasından gelmektedir. Ege Üniversitesi Felsefe Bölümünde emekli bir öğretim görevlisidir. Dolayısıyla edebiyatın içine felsefeyi kaçırmıştır. Pek tabii ki yazarın amacı öyledir ya da böyledir değil Bir acaba?sorusunu okurunun aklının içine kar suyu misali kaçırmaktır. Hem ön yüzünden hem tersinden bir öyle bir böyle evirtip çevirtip baktırarak düşündürtmektir. Anar’ın felsefeci kimliği, farklı bakış açılarıyla okuru düşünmeye sevkeder. Okuru bilinenlere karşı özellikle yabancılaştırır, tarihsel olaylara özellikle yeni yorumlar getirir ki genel-geçer bilinen ve herkesçe doğru olarak kabul edilenler hakkında okuru kuşkuya düşsün ister. Felsefe’nin temel amacı olan; ‘’Şüphe Etmek’’ ile bilinenlerin/anlatılanların - kabul görmüş subjektivitelerin – tarihin perspektifinden farklı yorumlanabileceğini anlatmıştır. Bu doğrultuda tek bir doğrunun varlığını da tahtından indirmiş olur. Tek salt bir doğru yoktur. İnsan aklının oluşturduğu tüm yasaların gerçeği bütünüyle saptayamadığı gerçeği Yazar aslında hiçbirini derinlemesine tartışmaz sadece bu konuların uyandırabileceği bir merak değerinin peşindedir. İyinin kötü, kötünün iyi olabileceği bu öğretinin temelinde her şeyin bir başkasının sonucu olduğu sarmal döngüsü gerçeğine varmaktadır. Her şeyden önemlisi de zirvedeki temel mesajı şudur: ‘’Üzerinde yaşadığımız bu dünya, ölümsüzlük peşinde koşmak yerine sevgi ile daha yaşanabilir ve anlamlı kılınabilir.’’ SON SÖZ : 1995 yılı 1.baskısından okuduğum bu kitap, Osmanlı tarihinden tutun da Kuantum Fiziği’ne kadar akla gelebilecek her konuya kıyısından köşesinden dokunmuş, birbirinden çok farklı kültüre davranışlara yaşantılara sahip insanların birbirinin etrafında dolanıp birbirleriyle içiçe geçerek sarmal bir yapıda birleştiği, buradan da kendilerine bambaşka bir dünya çıkardıkları bir roman bu. Kitap o kadar özgün ki türünü tarif edemiyorum; olsa olsa Tarihi Fantastik Bilim Kurgu Masalı olarak belki adlandırılabilir ya da hiç isim koymadan direkt İhsan Oktay Anar imzası ile açıklamak yeterli olacaktır diye düşünüyorum. Yazarın ilk yayımlanan, en çok okunan bu kült eseriyle mutlaka tanışmanızı dilerim. Kitabı bitirdikten sonra her şey düş mü yoksa gerçek mi sorusu akıllarınıza biraz kar suyu kaçıracak. Yerli yazarlarımız arasında benim gönlümün biricik Nobel Ödülü sahibi olan İhsan Oktay Anar’a derin saygı, sevgi ve minnetle… * * * Düşlerin gerçeği, gerçeğin de düşleri muallakta bıraktığı, uykunun bir uyanış düşlerin de salt gerçeğin ta kendisi olduğundan bile emin olamadığım, neyin hayal neyin gerçek olduğunu asla bilemeyeceğim, sanki uzanıp dokunmak istesem bir cıva buharı gibi aniden yok oluverecekmişcesine karşımda hassas, narin, kırılgan duran büyülü bir masal okudum. Engin Mavi
Edebiyat
·
89 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.