John Stuart Mill’in “Düşünce ve Tartışma Özgürlüğü Üzerine” ; aslında bu kitabın, Mill’in Özgürlük Üzerine eserinin ikinci bölümü olduğunu öğrenince bu ay kitabın tamamını okumaya karar verdim.Ayrıca araştırırken, Mill’in önemli bir kadın hakları savunucusu olduğunu öğrenince hemen ‘Kadınların Köleleştirilmesi’ adlı eserini de aldım; en kısa zamanda onu da okumak için sabırsızlanıyorum
Kitaba dönersek… Mill, düşünceleri ve inançları sorgulamanın ne kadar önemli olduğunu öyle net ve mantıklı bir dille anlatıyor ki! Ona göre, yanlış düşüncelerin bile ifade edilmesi gerekiyor; çünkü bu, doğru fikirleri daha da güçlendiriyor. Okurken Mill’in görüşünün, Hypatia’nın “Düşünme hakkınızı saklı tutun; yanlış bile olsa düşünmek, hiç düşünmemekten iyidir.” sözüyle nasıl örtüştüğünü fark ediyorsunuz.Voltaire’in bu konuda favori sözü de aklıma geldi: ‘Söylediklerinizin hiçbirini kabul etmiyorum; ama düşündüklerinizi söyleme hakkınızı sonuna kadar savunacağım.’ Hypatia, Voltaire, Mill ve aklınıza gelen tüm filozofların ve yazarların… Hepsinin savunduğu gerçek şu: Düşünceyi kısıtlamak, hem bireyi hem toplumu bir yere sürükler ama o yer gidilebilecek en kötü yerdir..!
Aynı zamanda, hiçbir fikrin mutlak doğru kabul edilmemesi gerektiğini, her düşüncenin eleştirilmesinin ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. Bir fikir tartışılamaz hale gelirse, ‘dogmatik bir kalıba’ dönüşür ve düşünce özgürlüğü yavaşça körelir. Toplum için en büyük tehditlerden biri de bu aslında.
Mill’e göre, fikirlerin birbirine meydan okuması ve tamamlaması, bireyler ve toplum için doğruya ulaşmanın en sağlam yolu. Gerçekten de, düşünce özgürlüğü, doğruya varmamız için sahip olduğumuz en kıymetli değer. Ve unutmayalım, ‘Sokrates öldürüldü belki ama sokratik felsefe gökyüzünde bir güneş gibi doğdu ve tüm entelektüel dünyayı ışığıyla aydınlattı.’
Bu kitapla Mill’in sesine bir kez daha kulak verelim derim; çünkü bugün susturulan her fikir, yarının susturulacak düşüncelere kapı aralar. Bu noktada, Orwell’in hepimize seslenen o uyarısını hatırlatmadan olmaz: ‘Düşünün, çünkü henüz yasaklanmadı.’
İfade özgürlüğünün giderek daha çok göz ardı edildiği bu dönemde, bu kitabın kıymeti bambaşka. Bazı okurlar anlamadıklarını söylemiş; bence “ Özgürlük Üzerine” kitabınada şans verip biraz daha sindirerek okusalar bu harika eserin derinliğini fark edeceklerdir.Bu kısa ama etkileyici kitaptan en fazla verimi alacağınızı düşünüyorum. Umarım öyle olur! Keyifli okumalar dilerim!