·463 syf.····Okunma: 22 Ekim 2024 22:44 Konu: Brian Holmes komaya girer. Kara defterine yazdığı bilgiler yüzünden mi hastanelik olmuştur? Amiri ve meslektaşı Rebus, bu bilgileri araştırırken 5 yıl önce olan Central otel yangını ve yanmış bir ceset ile bağlantılı olduğunu öğrenir. Yangının sebebi nedir? Ceset kime aittir? Günümüzle ilgisi nedir? Bu bir cinayet, intihar veya kaza mıdır? Rebus geçmişi kazıdıkça başına tehlikeli olaylar gelmeye başlar. Birileri olayın gün yüzüne çıkmasından rahatsız olmuştur. Peki kimdir bu birileri?
Bu kitaba uygun yaş önerim: +20
Cinayet, intihar, kan, vahşet, ölüm, cinsellik... içerir. Bazı yerler tüyler ürpertici.
Bu kitabı okumalı mısınız?
Yazarın diğer kitaplarına göre ortalama bir kitap. Tüm kitapları gibi anlam kargaşası, olayların bölünüp durması, uzun süre düşük tempoda gitmesi özellikleri hala var. Ama alıştığımdan zaten böyle bir şey bekliyordum. Tüm olayların sonuca bağlanması iyi bir gelişme. Bu güzel. Rebus zekasını kullanarak birçok olayı çözüyor, bu da iyi. Tüm olayların ilerlemesini düşünürsek sonu biraz sönük kalmış. Evet, fena olmayan bir kitap ama çok da harikulade bir eser değil. Boş vaktiniz varsa neden olmasın?
Puan: 4/10
SPOİLER
Kitabın Özeti:
Karakterler:
John Rebus: Ana karakter müfettiş, zeki ve dövüş yeteneklerine sahip, esprili
Michael Rebus: Rebus'un *y*şt*c* kullanmaktan 3 yıl hapis yatıp çıkmış erkek kardeşi, hipnozcu
Dr. Patience: Rebus'un şuan beraber yaşadığı sevgilisi.
Brian holmes: Nell ile evli, genç, zeki ve hırslı Dedektif çavuş
Siobhan Clarke : Zeki, soğukkanlı, çevik kadın dedektif polis
Müdür Watson: amir
Amir Lauderdale: Müdür Watson'ın koltuğunda gözü olan, keskin zekalı, çıkarçı biri
Müfettiş Flower: Hırslı ve yalaka biri, Rebus'tan nefret ediyor.
İki adam bir cesedi uçurumdan aşağı atar. Konuşmalarından bu işi yapmaya alışkın oldukları anlaşılır. Bir polise yakalanmalarına rağmen kafasına vurup bayıltırlar ve kaçarlar.
Rebus, doktor Patience ile yaşamaktadır. Kendi evini öğrencilere kiralar.
Rebus, erkek kardeşi Michael ile buluşur. Konuştuktan sonra Michael, Rebus'un evinde diğer öğrencilerle yaşamaya başlar.
Bıçaklanmış bir adam ( Rory Kintoul), Kasap Bone'un dükkanına gelir. Bu ikisi kuzenler. Rory, polisin sorularına cevap vermez ve hastaneye kaldırılır.
Her hafta masaja giden Rebus, orada eski arkadaşı Deek Torrance ile karşılaşır. Deek, her şeyi - silah, mal, kadın...- satabileceğini söyler. Deek ile konuştuğundan eve çok geç dönen Rebus, valizini kapının önünde bulur. Patience yemeğe geç kalınca ona kızmış ve evden atmıştır. Bu daha önce de birkaç kere olmuş. Geçen kitapta Rebus'un hemşire ile flört etmesine kadar gidiyor sorun. Rebus, kendi evine döner.
Andrew McPhail, çocukları tacizden hüküm giymiş eski bir suçludur. Yurt dışına kaçmış, orada hapse girmiş ve ülkeden kovulmuştur. Edinburgh'a gelir.
Rebus, Clarke ve Holmes'u bıçaklanmış adamı araştırmak ve sorular sormak üzere görevlendirir. Clarke ve Holmes'un arasında bir şeyler olduğundan şüphelenir. ( eğer ki bu doğruysa yazıklar olsun sana Brian! Sen evlisin be adam!) Holmes da Rebus gibi evden atılmıştır. Her akşam Heartbreak kafede yemek yediğini söyler ve Rebus'u davet eder.
Amir Watson, Rebus'a bir operasyon yapacaklarını söyler. Koca Ger lakaplı tefeciyi yakalamak için müfettiş Flower ile ortak çalışma yürüteceklermiş. Rebus, Koca Ger'i yakamayı çok istiyor ama uzun zamandır peşinde koştuğundan biraz pes etmiş durumda.
Rebus eve gelir ve Patience onu arar. Biri Heartbreak kafenin arkasında Brian Holmes'un kafasına vurmuş. Brian hastanedeymiş. Bilinci kapalı. Rebus olay yerine gider ve kafenin sahibi aynı zamanda aşcısı olan Eddie ile konuşur. Ortağı Pat da kendini tanıtır. Eddie ve Pat arasında bir ilişki vardır. Brian Holmes'a ne olduğunu bilmediklerini, Holmes'un Eddie ile arkadaş olduklarını söylerler.
Holmes'u ziyaret etmek için hastaneye giden Rebus, Nell ( Holmes'un karısı) ile karşılaşır. Aralarının kötü olduğunu söyler ve kara defterden bahseder. Kara defter Holmes'un araştırdığı suçları şifreleyerek kaydettiği bir defter. Bu defter yüzünden Holmes'un başına vurulmuş olabileceğini ima eder.
Rebus, defteri Holmes'un üzerinde bulur. Şifreyi çözüp 5 yıl önce yanan Central Otel ile alakalı olduğunu görür. Otel en başlarda nezih bir yer, şık bir buluşma yeriydi. Ama son zamanlarda tefecilerin, suçluların girip çıktığı bir yasadışı işletmeye dönüşmüştü. Kavga, hır gür eksik olmazdı. Polis baskın yapıp kapatacakken otelde bir gece yangın çıktı. Her şeyi yakıp kül etti. Bir ceset buldular. Otopside anladılar ki bu ceset yangından önce tabancayla kalbinden vurulmuş. Yıllarca kimliği bulunamadı ve olay böyle kapandı.
Kara defterde R. Kardeşlerin olay gecesi Central otelde olduğu yazılıydı. El bunu söylemişti. Bu şifrelere anlam veremeyen Rebus eve gider ve yatar.
Ertesi gün, Holmes hala komadadır. Clarke ile konuşur, Clarke üzgündür. Yanmış ceset hakkında bilgi almak isteyen Rebus, adli tıpçı dr. Curt ile görüşür. Cesedin kolunda yıllar önceden kalma bir kırık olduğunu öğrenir.
Rebus karakola döner. Flower, amiri Lauderdale ile operasyon için görev dağılımı yaparlar. Rebus ve ekibi taksi durağını gözetlecektir. Koca Ger'in adamlarından biri olan Dougary burada faaliyet yürütmektedir.
Rebus, Clarke ile konuşup bilgi alışverişi yapar. Central otel yandığı gece Matthew Vanderhyde'ın da orada bulunduğunu öğrenir ve onu ziyarete gider. Matthew karakteri 2. Kitapta vardı. Kendisi zeki, yaşlı, kurnaz ve kör bir adam. Matthew, o gece Aengus Gibson ile buluşmuş ve nasihat vermiş. Limon kokulu bir adam da varmış. Rebus ile Hamburger yiyip ayrılırlar.
Rebus, Clarke ile konuşur. Rory'in ( bıçaklana adam) karısından aldığı bilgileri aktarır: bahiste iyiymiş, kasap dükkanı ve bir araba kazanmış.
Rebus, memur Morton ile telefonda görüşür. Andrew McPhail, birlikte yaşadığı kadının küçük kızına -ismi Melanie- sarkıntılık yapmış. Şuan da Edinburgh'da. Rebus'tan bu herifi yakalamasını ister. Melanie'nin annesi yeniden - öfke sorunu olan Alex ile- evlendi. Morton, Alex'e Melanie'yi taciz eden adamın Edinburgh'da olduğunu ve kaldığı yeri söyler.
Rebus eve girerken kapıda ansızın dev gibi bir adam çıkar. Rebus birkaç saat önce de onu görüp şüphelenmiştir. Adama saldırıp pataklar. ( Rebus'un dövüş yeteneklerini kullandı, nadir anlardan biri. Tebrikler :)] Adamın adı Andy'imiş. Yıllar önce Rebus'un babası ve kardeşinin arası bozulmuş. Rebus'un amcası yeni ölmüş ve amcasının karısı Ena yenge Rebus ile görüşmek istiyormuş. Andy de Ena yengenin komşusuymuş. Andy özel dedektif olmak istiyor. Rebus, Ena yengeyi ziyarete gideceğini söyler. Andy burada biraz daha kalacakmış.
Clarke maça giderken, Rebus'u yol üstünde yengesine bırakmak üzere Clarke ile anlaşırlar.
Rebus ve Clarke, araba yolculuğunda konuşurlar. Clarke, Holmes ile arasında bir şey olmadığını, olsa da Rebus'u ilgilendirmediğini söyler. Sonra Clarke, Koca Ger ile bilgiler aktarır. Koca Ger'in şifreli bir günlüğü var ama kimse çözememiş. Alacaklıları zamanında ödemezse ortadan kayboluyormuş. Kıyıya vuran cesetler varmış. Ama adamı hapse tıkacak hiç ipucu yok.
Tam ve Eck Robertson kardeşler Koca Ger'in yanında çalışmış ama bir süre sonra Koca Ger'den para çalıp ortadan kaybolmuşlar.
O sırada Rebus, kara defterde yazan R. Kardeşlerin Robertson kardeşler olduğunu anlar. Yani Central yangını ile Koca Ger arasında bir bağlantı var. Tam Robertson temizliğe düşkünmüş ve gittiği her yere limon kokulu sabun götürmüş. Yani Matthew'in limon kokusunu aldığı kişi Tam. Yani olay gecesi Tam ve Eck oradaymış.
Rebus, Ena yengeyle konuşur. Babası ve amcasının bir fotoğrafını alır. Ayrılır.
Aynı zamanda evde olan Michael, Chrissie ile olan ilişkisini düşünür. Hapisteyken sürekli ona mektup yazmış. İyiye gidiyorlarmış vb. Kapı çalınca açar ve Michael'ı bağlayıp kaçırırlar.
Rebus'u karakoldan ararlar ve Michael'ın köprüde ayaklarından aşağı doğru asılmış bulunduğunu söylerler. Rebus, karakola koşar. Michael çok sarsılmıştır. Rebus, polisten ifadeyi dinler. Michael kapıyı açmış, adamlar onu bağlamış, başına bez torba geçirmiş, ağzını ve kolunu bantlamışlar. Bir minibüse bindirmiş, köprüye götürmüşler. Sonra da yavaş yavaş köprüden aşağı salmışlar.
Michael ile Rebus sarılır, Michael bağıra çağıra ağlar. ( burası çok duygusaldı, gözlerime kardeşlik kaçtı , Rebus'un Michael'a sarılması hoşuma gitti.)
Michael şoktan dolayı hastaneye kaldırılır.
Rebus, Michael ile çok benzediklerinden onu kendisi zannettiklerini anlar. Biri onu korkutmaya çalışıyordur.
Ertesi gün Rebus, hastanede Michael ve Brian Holmes'u ziyaret eder. Holmes hala komadadır. Michael öğleden sonra taburcu olacaktır. Rebus, kendi evinin kapısına kilit takar ve gözetleme deliği açar. O gün Michael ile sakince vakit geçirirler.
Pazartesi günü Para Babası operasyonu başlar. Clarke ve 2 kişi daha taksi durağını gözetlerler. Rebus arada sırada gelip bakar. O sırada Holmes uyanır. Rebus hemen hastaneye gider. Kafasına vurulduğu gece ne olduğu, Heartbreak kafenin sahipleri ve Central oteli yangınını, kara defteri konuşurlar. Holmes, El'in Eddie olduğunu söyler.
Rebus, Heartbreak kafeye gidip Eddie ile görüşür. Eddie zorla da olsa ona bir ipucu verir ve aşcı yardımcısı Willie'nin Eddie'yi kıskandığını anlar. İpucu Midtown adlı bir bardır.
Andrew ( tacizci) , Rebus ile görüşür. Peşinde Melanie'nin üvey babası olan Alex'in olduğunu söyler ve yardım ister.
Rebus'un hiç umrunda olmaz.
Rebus, Robetrson kardeşlerin şuanki hallerinin tahmini resimlerini çizdirip - en son 5 yıl önceki fotoğrafları var- Midtown bara gider. Bu kişileri tanıyan var mı diye sorar. Tam bir bilgi alamaz.
Sonra Clarke ile görüşür ve amaçlarını söyler. Cesedin Robertson kardeşlerinden birinin olduğunu kanıtlamak ve katili bulmak. Ardından telefonda dr. Patience ile uzun uzun konuşur.
Rebus, gözetleme yerine uğrar. Bir olay çıkmış ve dikkat çekilmiştir. Amiri Lauderdale ve kendisine kin güden Müfettiş Flower tarafından azarlanır.
Rebus'a Pat Calder'dan( Heartbreak kafe sahiplerinden biri) telefon gelir. Eddie'nin kayıp olduğunu söyler. Rebus, onunla görüşmeye gider. Pat Calder, dün Eddie ile Rebus'un kavga ettiğini Willie'nin söylediğini söyler. ( Dün Eddie'den zorla alınan ipucu olayı= kavga, Willie= aşçı yardımcısı) Eddie kaybolmuştur.
Rebus, Aengus Gibson ile görüşür. Matthew ile o gece otelde konuştuğunu, yangından saatler önce ayrıldığını söyler. O sırada Aengus Gibson'un babası Broderick Gibson gelir. Kendisi nüfus sahibi, yukarılarda bir adamdır. Rebus, baba ile tanışıp gider.
Rebus eve gelince muhbiri Chick arar. Aradığı adamı bulduğunu söyler. Rebus, hemen Chick'in olduğu yere gider. Deek Torrance ( her türlü şeyi satan eski arkadaş) ile konuşur ve silah ister. Anlaşırlar. ( yani bir polisin kendini korumak için yasa dışı olarak silah alması? Ne kadar uygun? Kendi silahı yok mu? Hani kendini koruma içgüdüsünü anlıyorum ama böyle mi olmalı?)
Deek, Rebus ile anlaştıktan sonra biriyle konuşur. Bu şüphe uyandırıcıdır.
Sonraki gün, Rebus gazeteci Marie ile görüşür. Genç kadınla arkadaşlardır. Rebus, ondan Aengus'u araştırmasını istemiştir. Aengus, yangından sonra uzun süre psikiyatri hastanesinde kalmıştır. Rebus, bu olayı iyice incelemesini ister. Marie, kabul eder.
Rebus, karakola dönünce Amiri Watson çağırır. Rebus'u azarlar çünkü Broderick Gibson nüfusunu kullanmıştır. Rebus, elde ettiği bilgileri anlatır. Amiri ikna olmaz. Bu olayı araştırmaya devam edebilmesi için 24 saat içinde bir kanıt getirmesi söyler. Bu pek olası değildir.
Andrew McPhail'in kaldığı pansiyonda bir olay olduğunu öğrenen Rebus, oraya gider. Mutfaktayken Andrew, kaynar sıcak suyu peşinden gelen Alex'in üstüne boşaltmış. Adamın yüzü çok feci yanmış. O panikle Andrew kaçmış.
Rebus, telefonla Pat Calder ile konuşur. Eddie'nin hala eve dönmemiş. Rebus yüz yüze konuşmaya gider. Eddie'nin gaz ile ilgili kabuslar gördüğünü öğrenir.
Mo Johnson adlı bir kadını araştırır. Aengus Gibson, yanlışlıkla Mo'nun evine girmiş. Yangından sonra Mo taşınmış. Kadını bulamaz.
Rebus, Koca Ger(tefeci) ile konuşmak üzere buluşur. Sonra tehlikeli bir son koz oynar. Holmes'un kafasına vurulduğunu söyler ve Koca Ger şaşırır. Koca Ger'in karısının Mo Johnson olduğunu görür. Yani Aengus Gibson, Robertson kardeşler ve Koca Ger arasında bir ipucu olarak Mo vardır. Rebus, Michael'ı köprüden sarkıtanın Koca Ger olduğuna emindir. Evden ayrılır.
O sıralarda Clarke, Heartbreak kafeye gaz koktuğu için girer. İçerde kafası fırına sokulmuş bir cesetle karşılaşır. Gömleğinde Eddie Ringan yazar. İçerisi gaz doludur, elektrik düğmesine dokunmak odayı patlacaktır. O sırada bir adam gelir ve merakından ışığı açar. ( olayların akması için raslantısallığın bu kadarı!) Pat, güm! Kafe havaya uçar. Clarke iyidir ama ceset yanmıştır.
Rebus bunu duyar, biraz orayı burayı araştırır. Hastanede Holmes'u ziyaret eder ve Eddie'nin öldüğü haberini verir.
Eddie'nin otopsi sonucu için dr. Curt ile görüşür. Karaciğeri her gün alkol alan birine göre fazla iyi durumdadır.
Ardından Rebus, Pat Calder'ı ziyaret eder. Başın sağolsun dileklerini iletir. Kafeyi kapatacaklarını öğrenir, netice de artık aşçıları yok.
Otopsi de yardımcı olan Hamish'in hayatı anlatılır. Ne gerek vardı ki? Anlamsız sayfalar dolusu yazı...
Rebus eve döner ve telefondan Patience saatlerce konuşur. Sonra Deek ile buluşup sipariş ettiği yasa dışı silahı alır.
Ertesi gün, Rebus Andy'nin karakola düştüğünü görür. ( Andy, Ena yengeyi haber veren genç ) Kandırılmış, iyilik yapayım derken kötülük yapmış. Neyse Eddie'nin yemek defterinde karalanmış bir şekilde " tek yaptığım gazı açmaktı." cümlesi vardır. Bu da Rebus'un aklını karıştırır, çünkü Eddie gaz ile ilgili kabuslar da görüyordur.
Rebus, kiliseye gidip silahı olduğunu söyler. Rahip, silahı denize atmasını öğütler. Rebus da ikna olur. ( neden? Bu zahmete ne gerek vardı o zaman? Almasaydın, aldın bari kullann!)
Neyse Rebus, karakola gelir. Amiri Lauderdale ve Flower gelip ondan arabasının anahtarını ve tabancayı ister. Rebus verir. Silah da Central yangınında bulunan cesetteki kurşun yarasıyla eşleşmesin mi!! (Evet, biri polisi arayıp Rebus'un silah aldığını söylemiş ve Rebus da suç üstü yakalanmıştır. Yani Rebus tam olarak tuzağa düşmüştür. Biri Rebus'un ayak altından çekilmesini istemektedir.) Rebus, görevden uzaklaştırılır. Deek'i arar ama bulamaz. Eve döner. Michael'a uzaklaştırıldığını söyler.
Sonraki gün Rebus, Clarke ile konuşur. Central oteli olayı dosyalarını incelemek için evine davet eder. Sonra Rebus, gazeteci Marie ile görüşür. Central yangınındaki cinayet silahının bulunduğu bilgisini verir. Polis olarak böyle bir bilgi vermesi etik değil ama bu cinayeti örtmemeleri için böyle bir koz oynar. Bu haber gazetenin ilk sayfasında yer alır. Günün geri kalanında Clarke ile davaları okurlar.( bence baba kız ilişkisi var ama herkes yanlış anlıyor, yazar da bilerek yanlış yönlendiriyor, sevmedim. Baba-kız, çırak usta olsun işte! Niye sevgililik vb. katıyorsun? )
Rebus, Fife'ye babasının mezarını ziyarete gider. Ne tesadüftür ki orada okul arkadaşı Heather ile karşılaşır, sohbet eder. Kasabada Hutchi'nin yeri adlı dükkanı Tommy adlı birinin aldığından bahseder. (belki de Robertson kardeşlerden Tom veya Eck, biri buraya gelip bu dükkanı açmıştır.)
Clarke arar. Gözetledikleri adamın kaza yaptığını söyler. Onun yerine kara para işlerine devam etmesi için bizzat Koca Ger ve koruması gelir. Bu onu iş üstünde yakalamak için bir şanstır.
Halk, cinayet silahının bulunmasıyla polise bu davanın tekrar açılması için baskı yapar. Amir Watson, Rebus'u çağırır ve silahı bulan kahraman misali davranmasını söyler. (Rebus için her şey fazla yolunda gidiyor sinir bozucu, çünkü gizli bilgi aktarmanın da bir bedeli olmalı. Gazeteciye bilgi verdi. Bunun bir cezası olmalıydı.)
Eddie'nin cenazesi yapılırken Rebus'a bir ilham gelir. Hmmm... Eddie alkolik... karaciğer temiz... Hmmm. Birkaç şeyle daha ( Eddie'nın çıktığının söylenmesi ama kimsenin çıktığını görmemesi vb.) anlar ki Eddie ölmedi. Ölmüş gibi gösterdiler. Pat de rol yapıyor. Hemen Pat'in evine gider. Orada Eddie'yi bulur. Aşcı yardımcısı Willie'yi öldürüp Eddie gibi göstermişler. Amaç Eddie'yi öldü göstermek. ( Eddie'nin ölmediğini tahmin etmiştim, gömleğin üstündeki isim ve Clarke'ın bunu görmesi özellikle konulmuş gibiydi... Okuyucuyu yanıltmak için)
Rebus, Eddie'yi alıp arabayla Koca Ger'in evine doğru götürür. Eddie ağlar. Korkarak o gece ne olduğunu anlatır. Eddie o gece otelin mutfağında yemek yapıyor. İçeri yüzü gözü kan içinde Aengus girmiş ve gazı sonuna kadar açmasını söylemiş. Gazı açıp kaçmış. Ceset olduğunu sonradan öğrenmiş. Koca Ger, Eddie'yi ziyaret edip ağzını kapalı tutmasını söylemiş. ( Buradan anlıyoruz ki Eddie'nin gaz ile ilgili kabusları, yemek tarif kitabına yazdığı cümle " tek yaptığım gazı açmaktı." hepsi bu cinayet gecesi yaptığı ile ilgiliymiş. Ayrıca cesetten kurtulmak için yangın çıkarılmasına yardım etmiş ve katil de Aengus Gibson.) Rebus, Eddie'yi karakola bırakır. Netice de Pat ile beraber Willie'yi öldürmüş cinayet ortaklarıdırlar. Cezalarını çekmeliler.
Sonra Clarke'a Eddie'nin ölmediğini söyler. Clarke şok. Clarke bulmuştu ya Eddie'nin cesedini. Patlamadan son anda kurtulmuştu. Neyse...
Clarke otel gecesi yanan cesedin kolundaki kırığın Tam Robertson kardeşe ait olduğunu gösteren bir belge bulmuştur. Cesedin kimliği bellidir.
Rebus, kasap Bone'un dükkanına gider. Orada kasap minübüsü vardır. Michael'ın tarifinden ve birkaç bilgiyle daha, Michael'ı kaçırırlarken kullanılan minibüsün bu olduğunu anlar. Yani Kasap Bone, Koca Ger ile bağlantılıdır. Onun adamıdır.
Rebus eve döner. Arabasının camına taş atılır. O da bakmak için aşağıya iner. Bir araba yanına yaklaşır ve yolcu iner. Sorar: Ne oldu Allah Allah?? derken şakkk diye Rebus'un kafasına vurur. Bir daha, bir daha... Rebus yere yığılır. Yolcu hemen arabaya döner ve Rebus'un üstüne sürer. Son.
Şaka şaka.
O sırada pencereden Rebus'u izleyen Michael hemen aşağı iner. Araba ile tam ezilecekken Rebus'u çeker, kurtarır. Rebus'un bacağı biraz ezilir. Ama hayattadır kardeşi sayesinde. ( bak şimdi, Rebus tamam aşağı indin. Yanına yaklaşan kişiye de şüpheli bakarsın ya. Böyle olaylarda millet yardım mardım etmez. Uzaktan izler. Hangi iyi niyetli kişi gelip yardım etsin? Hem peşinde Koca Ger var. Kardeşini köprüde sallandırmış. Biraz tetikte ol be oğlum. Hadi düşmanı son anda fark ettin. Sen özel kuvvetlerin en kalifiye adamıydın hani. Nerede kendini savunma becerin? Hızlı refleskler? Abi, Michael gelmese ölmüştün be ölmüştün. Michael'ın olan sevgim burada arttı. Kardeş gibi kardeş be.)
Hastaneye giderler, Rebus bacağı - ağır zedelenmiştir- iyileşene kadar baston kullanmalıdır.
Eve dönerler. Bu saldırı dünkü haberin - hatırlatma: cinayet silahı bulundu manşeti-sonucunda olmuştur. Birileri Rebus'un geçmişin sırlarını deşmesinden memnun değildir.
Ertesi gün Rebus, Gibsonların evine gidip Aengus Gibson ile görüşür. Bulduklarını anlatır ve onun katil olduğunu açıklar. Aengus, ona hiç bir şey bilmediğini söyler.
Tam o sırada baba gelir ve Rebus'u evden kovar. Topallaması karşısında şaşırmamasından bunu Broderick Gibson'un -babanın- yaptırdığını anlar.
Kasap Bone'un dükkanının yarısı Koca Ger'e aitmiş ve Koca Ger'in karısı Mo'nun sürdüğü arabanın da kasap Bone'a ait olduğu ortaya çıkar. Demek ki geçmişte kumar oynarken bahisler kazanılmış, kaybedilmiş.
Rebus, Fife'deki dükkana gidip Tommy Greenwood ile konuşur. Tommy'nin aslında Eck Robertson olduğunu bildiğini söyler. El yazısı asıl Tommy'nin el yazısından farklı olması da bu teori destekliyor. Tommy, yani Eck pes eder ve Eck olduğunu kabul edip o gece olanları anlatır. Tam ve Eck, Koca Ger'den para kaçırmış ve tüymüşler. Otelde o gece Koca Ger ile poker masasında karşılaşmışlar. Aengus da varmış. Herkes gergin. Aengus tabancayı çekip hile yaptığı için Tam'ı vurmuş. Herkes kaçmış. Eck, Aengus'un arkasında Koca Ger olduğundan intikamı bile düşünmeden canını kurtarmak için kaçmış. Buradan da Koca Ger'in de o gece orada olduğunu anlıyoruz. Koca Ger'in kurduğu bu imparatorluğun sonraki varisi Aengus idi. Bu yüzden Aengus'u koruyor.
Eck, Koca Ger'in öldürdüğü insanları uçurumdan attığını ve bunun için kasap minübüsünü kullandığını söyler. Böylece Michael'ı kaçıranların Koca Ger olduğu ispatlanır. Rebus, Koca Ger aleyhine tanıklık yapmasını söyler, yapmazsa kimliğini açıklamakla tehdit eder. Gider.
Aengus, bira fabrikasındaki tankların en yukarısına çıkmış ve tankın boş olan içine atlamış. Yani intihar etmiş. Ölmüş. (Allah'ım bir katil daha kendini öldürdü. Neden yahu? Sonuna kadar savaşabilirdin... Önceki seri kitaplar için spoiler: Diş izleri kitabındaki katil ve Masadaki düşman kitabındaki katil de inithar etmişti. Neden katiller hep intihar ediyor?)
Rebus'un eline Aengus'un yazdığı bir günlük ulaşır. Yangın yani cinayet gecesini anlatır. Poker masasında Robertson kardeşler, Kasap Bone, Koca Ger, Aengus vardır. O sıralar Robertson kardeşler, Koca Ger'e kazık atmıştır. Koca Ger, tabanca çıkarıp Aengus'un elini tabancaya yerleştirir. Üstünde Koca Ger'in eli. Tam'ı vurur. ( buradaki betimlemeler ve anlatım çok iyi. Gerim gerim gerildim. Tüylerim ürperdi. Örneğin yüzümde kandan çiller oluştu...) Ama tabancada Aengus'un parmak izleri vardır. Koca Ger, tabancayı alıp saklar. Bu tabancayı tehdit için kullanacaktır. ( Eck, Aengus'un Tam'ı vurduğunu söylemişti. Ya gerçekten böyle sanıyor ya da yalan söyledi.)
Aengus, şok olmuştur. Herkese gazları açmasını söyler ve yangın başlatır. Bu sayede Koca Ger'in cesedi saklamasını engeller. Ceset yangından sonra olsa da bulunur. Aengus'un arkasında bıraktığı kanıtları babası temizler.
Aengus, akıl hastanesinde yatar. Koca Ger, tüm cinayetin üstünü örter. Aengus, kabuslardan kurtulamaz. Hep vicdan azabı içinde yaşar. Koca Ger, Aengus'u hep avucunun içinde tutar, adeta kuklası yapar. Çünkü elinde cinayet silahı vardır ve üstünde Aengus'un parmak izleri vardır. Aengus bu azaptan kurtulmayı umar yıllarca... Günlükten anlıyoruz.
İşte cinayet silahı ortaya çıkınca kendisinin hapise gireceğini düşünüp intihar etmiş. ( burası çelişkili geldi bana. Bir yandan bu cinayet açığa çıksın, vicdan azabımdan kurtulayım diyor. Öteki yandan ortaya çıkınca intihar ediyor? Aengus'un geçmişiyle yüzleştiği ve Koca Ger'in elinden kurtulduğu için rahatlaması gerekmez miydi? Onun yerine intihar ediyor? Saçma geldi.)
Aslında silah Rebus'un parmak izleriyle dolu. Rebus, Deek'ten yasa dışı tabanca olarak bilmeden cinayet silahını eline aldı. Bu sayede Aengus'un parmak izleri de silinmiş oldu. Yani burada Tam Robertson'u vuran da aslında Koca Ger. Suç işlemediği halde boşa öldü yani.
Rebus, Koca Ger'i adalete teslim etmek için bir plan kurar. Dedikodularla Koca Ger'in peşinde bir tetikçi olduğunu ve belli bir yerde ve zamanda Koca Ger'i yakalacağını yayar. ( Yani Perşembe akşamı, taksi durağı önü gibi)
Andrew McPhail'i bulur ve onun için birine mektup götürmesini ister. McPhail peşinde Alex( öfke sorunu olan üvey baba) olduğundan kabul etmeye mecbur kalır. Ayrıca Rebus, ona suçlu koruma programına alınacağı sözü verir.
Rebus'un kendisi uzaklaştırıldığından Clarke ve Holmes'u çağırır.
Koca Ger ve koruması, bu dedikoduyu duyar. Taksi durağı önündeyken Andrew McPhail'in kendisine yürüdüğünü görünce bir güzel pataklar, tam öldürecekken polis (Holmes ve Clarke) suçüstü yakalar. Hapse atar. Rebus, Koca Ger'in şifreli defterini de çözer. Tüm defteri çözen polis, Koca Ger hakkında birçok suç bulur. Aleyhinde konuşacak bir kaç tanıkla hapse girmesi kesinleşecektir. ( Şimdi Koca Ger evet yakalandı, plan işe yaradı ama. Bu muydu plan? Rebus'tan çok daha iyi bir plan bekliyordum. Hani işe yaradı ama daha etkili, daha muhteşem bir şeyler bekliyordum. Koca Ger'in yemediği halt kalmamış. Yaptıklarını yaşasın istedim biraz. Adam katil, suçlu, psikopat. Daha tatmin edici bir planla hapse atılmasını isterdim.)
Rebus da en başta bıçaklanan adamın evine gider: Rory. Rory'nin ve Bone'un Koca Ger için cesetleri uçurumdan attığını öğreniriz. Rory bir süre sonra bu işi bırakmak istemiş. Ama Koca Ger izin vermemiş. Bıçaklamış ve ailesiyle tehdit etmiş. Rory, cesetleri domuz ahırında yüzlerinin tanınmaması için uzun süre bekletip çürüttükten sonra denize attıklarını söyler. Koca Ger'in zevkle birini boğuşunu izlediğini dehşet içinde kaldığı ifade eder. Rory tanıklık yapacaktır. ( Şimdi anlaşıldı ki en başta yazdığım iki kişi Rory ve Bone imiş. )
Rebus, hastanede yüzü kırıklar içinde olan McPhail'i ziyaret eder. Ona söz verdiği gibi suçluları koruma programında yer ayarladığını söyler. (Evet, Rebus onu kandırmış ve ölümüne dövdürmüştür. ) Yani Rebus'un tuzağındaki yem olmuştur. En son çıkarken de "kusura bakma." der. (Revus'un bu tavrı beni sinir etti. Adam sen dedin diye yüzünü kırmış, ölümden dönmüş ve dediğin tek şey kusura bakma. Çok gıcık oldum bu davranışa. McPhail'i bir peçete gibi kenara atan tavrı hoşuma gitmedi. Rebus'un adamı kandırmasını sevmedim.)
Andy, dedektiflik bürosuna yazılıp Edinburgh'da kalacağını söyler.
Rebus, Nell ile görüşmeye gider. Holmes'un kafasına vuran Nell'dir. ( şok şok şok! Sen gel kocam aklını başına alsın, polislikten ayrılsın diye kafasına vur. -Yani bu bir tahmin- Adam komaya girsin. Nell'in yaptığı resmen cinayete teşebbüs. Holmes'un kafasına kim vurdu diye uzun uzun düşündüm ama Nell çıkmasını hiç beklemiyordum. Yani Nell neden vurduğunu da açıklamıyor, açıklamaması beni sinir etti. Çünkü nedenini merak ettim. Rebus'un bunu keşfetmesi de güzel ama akıl yürütmesi çok havada kalmış. Dayanaklı değildi.)
Rebus, Patiencel oturup konuşur. İlişkileri ucu açık ve olumluya yakın giderken kitap biter.
Son
Yorum
Öncelikle bu kitap, önceki seri kitapları gibi belli başlı özelliklere sahip. Kişi adlarında soyad ve ad karışık kullanılıyor. Kurgu yönünden olaylar sık sık kesiliyor, diğer olaya geçiliyor. Karakterler aşırı fazla. Betimlemeler ve anlatım çok gerçekçi, inandırıcı. Ayrıntılara aşırı yer verilmiş. Diğer kitaplardan ayrılan bir yönü ise tüm olaylar bir sonuca bağlanıyor. Yani soru işaretleri cevaba kavuşuyor. Yazar kendini geliştirmiş. Olaylar çözümsüz kalmıyor. Bu güzeldi.
Okuması yorucuydu. Yolda kalmış bir arabayı ite kaka ilerletmeye çalışmak gibiydi. Çünkü kitaptan pek beklentim yoktu. 4.kitapta 1/10 vermiştim. Bunu da 0/10 olarak bekledim. Ama daha iyiydi. Her olayın bir sonuca bağlanması beni tatmin etti. Yine ucu açık bırakılan olaylar vardı: Nell ile Holmes, Rebus ile Patience ilişkileri gibi. Ama aksiyon, gizem kısmının çözülmesini sevdim.
Katilin gerçekten Aengus çıkacağını düşündüm. Yanılmışım. Bu iyi bir şaşırtmacaydı.
Elvis'in her şarkısı bir yerde kullanılıyor. Kafe, yemek adı...
Kurgu
İyı gizlenmişti. Olay, Holmes'un kafasına vurulmasıyla başlayıp Koca Ger'in işlediği cinayete uzanıyor. Parça parça ipuçlarını bulmak ve sonunda tüm yapbozu bir bütün olarak görmek güzeldi.
Karakterlerin ad ve soyadları karışık
kullanılıyor ve olaylar sürekli bölünüp duruyor. Bu da okumayı zorlaştırıyor ve okuma hevesini kırıyor. Kafam karışıyor ve sıkılıyorum. Bu burada ne alaka? diye düşündüm. Gizemi arttırmak için böyle işleniyor ama sürekli olayların kesilip durması bir yerden sonra merakı arttırmak yerine sinir bozucu bir hal alıyor.
Kitabın sonunda aksiyon ön planda oluyor. Okuyucu da haliyle okurken sıkılıyor. Yani 400 sayfa beklediniz, en sonunda da muhteşem beklediğinize değecek bir son istiyorsunuz. Ama son da böyle olmayınca sıkılıyorsunuz. Agatha Christie'nin anlatımı da böyle genellikle. Yani bir olay olur, dedektif çözmeye gider. İpuçları, inceleme... Bekleme süreci yani. Sonu ise şok eder. Tatmin edici ve çok keyifli bir son olur. Bu kitapta böyle sonlar eksik.
Başka bir çözümde kitabın içine aksiyon, kovalamaca eklemek olabilir. Ana karakterin katille yüzleştiği sahneler vb. Bu yönden Tess Gerritsen - Rizzoli serisi çok iyidir. Aksiyon sürekli var ve okuması çok sürükleyicidir. Neyse konumuza dönelim..
En sonunda o gece olanları Aengus'un günlüğünden öğrendik. Bunu sevmedim. Biri bize gerçeği anlatmalıydı. Bir günlükten okumak hoşuma gitmedi. Aengus itiraf etse ve Rebus ile birlikte çalışsalar güzel olurdu.
Kitabın sonu çok da tatmin edici değildi. Koca Ger daha iyi bir planla yenilmeliydi. Bir plan kurdu evet iyi ama, yenilişi çok kısa sürdü. Daha efsanevi şekilde yenilmeliydi.
Dil ve Anlatım
Bazı yerler gerçekten olmasa da olurmuş. Aşırı bilgi, kafamı karıştırdı.
Bazı sahneler gerçekten çok iyiydi. Cinayet gecesinin anlatıldığı bölüme bayıldım. Sanki bende o masada oturuyorum veya kamerayım gibi. Soluksuz okudum.
Karakterler
Karakter tasarımları ayrıntılı ve gerçekçi. Bunu sevdim. Örneğin Koca Ger karakteri -psikopatlık, acımasızlık vb.- gayet iyi tasarlanmış. Beğendim.
Rebus'un karakter gelişimi var. Kendi zekasını çok iyi kullandı. Bağlantıları fark edip doğru parçaları birleştirdi. Birçok olayı kendi çözdü, onunla gurur duydum. Gözlerim yaşlı...
Rebus ve patience
Açıkçası hala birlikte olmalarına şaşırdım. Rebus'un çoktan yeni biriyle olacağını düşündüm. Ama birlikteler. Evli gibi bir halleri var. Diğer karakterlerden anladığımız kadarıyla, bu kadın Rebus'a iyi gelmiş. Üstü başı düzgün giyinmeye başlamış. Bu da hoşuma gitti.
Tabi Rebus'un her şeyi berbat etmesi hoş değil. Hemşire olayı.
Ama sonu güzel bitti. Rebus yine Patience'e döndü.
Rebus ve Holmes
Aralarında baba-oğul gibi bir ilişki var. Meslaktaş gibi. Rebus gerçekten Holmes için endişeleniyor. Önem veriyor. Holmes da Rebus'a saygı duyuyor ve güveniyor. Holmes, Rebus'tan kadınlara sadıklık bakımından olumsuz etkilenmiş olabilir. Nell ile evli ama polis memuru Clarke ile ilişkileri mi var acaba? Umarım yoktur.
Rebus ve Clarke
Aralarında baba-kız, usta çırak gibi bir ilişki var. Bunu sevdim. Millet "o senin sevgilin mi?" falan diyor. Buna sinir oldum.
Rebus ve amir Watson
Amir Watson da Rebus'u seviyor ve ona güveniyor. Aralarındaki ilişkiyi seviyorum.
Rebus ve Michael
Kardeş ilişkileri çok güzel işlenmişti bu kitapta. Birbirlerine destek olmaları, zor zamanlarda pes etmemeleri ve tavsiyelerde bulunmaları çok hoştu. Michael'ı ilk kitapta pek sevmemiştim ama bu kitapta sevdim. Hayatına bir çeki düzen vermiş. Beyaz bir sayfa açmış.
Kötü adamlar
Çok fazla kötü adam var. Kim kimdi? diye karışıyor. Birkaç tane olsa yeterliydi.
Koca Ger
Adam psikopat ve zeki. Zekasını sevdim. Zeki düşmanlar her zaman hoşuma gitmiştir. Daha da hoşuma giden zeki bir ana karakterin bu kişiyi zekasıyla alt etmesidir. Rebus ile bir geçmişleri var.
Aunges Gibson
İntihar etmesine üzüldüm. Adam dışarıdan çok kayıtsız görünmesine rağmen içinde vicdan azabından ölüyormuş. Keşke Rebus'tan yardım isteseydi.
Brioderick Gibson
Evladını kurtarmaya çalışırken aslında öldüren kişilerden biri. Aengus'un geçmişle yüzleşmesine izin verseydi adam en azından geçmişin yüklerinden kurtulurdu. Aengus suça ortak olup sessiz kaldı, yüzleşseydi vicdanı daha rahat olurdu.
Otoriter bir baba ve sonucu ölüm oldu.
Clarke güçlü bir hafızası olan zeki bir kadın polis. Böyle güçlü karakterleri seviyorum. Holmes ile umarım ilişkisi yoktur. Sadakatsizlik hoş değil. Bence Clarke'ın geleceği parlak. İyi yerlere gelecek. İlerleyen kitaplar da önemli roller alabilir.
Bu kitapta eski karakterler var. Holmes, Michael, Matthew Vanderhyde gibi. Tanıdıkların olması güzel. Her kitapta yeni karakter üretmek yerine bu daha iyi olmuş. Yabancılık çekmedim.
Tüm serinin yorumu:
John Rebus serisi çok övülen ve uluslararası satılan bir seri. Ben de o yüzden aldım. Ama beklentilerimi karşılamadı. Çok abartıldığını düşünüyorum.
Ana karakterin çok büyük potansiyeli olmasına rağmen kullanılmadı. Rebus, zeki ve dövüş becerilerine sahip biri. Ama zekasını nadiren kullanıyor. Bu kitapta bayağı bir kullandı. Dövüş yeteneklerini nadiren 1-2 kere gördük seri boyunca. Yeteğine rağmen dövülmesi çok sinirimi bozdu. Bu da bana Dan Brown'un romanlarındaki ana karakterimizi hatırlattı. O karakterin başına türlü türlü olaylar geliyor. Kaçırılma, ölümle yüzleşme, kötü adamlarla savaşma vb. Ama ana karakterimiz demiyor ki gideyim kendimi korumak için tekvando, karate vb öğreneyim. Yazarımız da karaktere eklemiyor bu özelliği. Adam yine tehlikeli olaylar yaşıyor ve yine kendini savunamıyor. Yani karakterin fiziksel olarak bir gelişimi olmuyor, ilerlemesi yok. Yine de aksiyon ve zekanın bir arada olduğu gerilim, gizem romanlarıydı. Sevmiştim. Neyse konumuza dönelim...
Kitapların sonları çok ucu açık kalıyor veya okuyucuyu tatmin etmeden bitiyor. Tüm kitaplarda bölüklük, isim karmaşası, anlatımda kafa karışıklıkları var. Bu da okunmasını zorlaştırıyor. Bu kitabı da bitsin artık diye biraz zorlayarak okudum. 4.kitap beni çok büyük hayal kırıklığına uğratmıştı çünkü. Bu kitap daha iyi.
Kitaplar açısından genel yorum:
Düğümler ve Haçlar. 5/10
Saklambaç 6/10
Diş İzleri 4/10
Masadaki Düşman 1/10
Kara Defter 4/10
İlk kitap Düğümler ve Haçlar kitabı çok kişisel olaylarla başlıyor. Yani genellikle polisiye romanlarında önce ana karakter ve başarıları tanıtılır. Sonra olaylar büyür, katillerle falan savaşılır. En son mesele kişisel bir hale gelir. Yani aileye en son bulaşılır. Burada en başta aileye zarar geliyor. Bence çok erken olmuş.
Diş izleri kitabı çok yabancıydı. Bir anda Londra'dayız. Rebus'un memleketinde geçen olaylar daha iyi oluyor. Kurgu yurt dışında geçecekse bunu serinin sonlarına doğru olmalı bence.
Yani genel olarak anlatım çok kuvvetli ve inandırıcı. Hayattan bir sahne gibi. Karakterler de öyle. Ama birçok özellik kitapları olumsuz etkilemiş. Sonun eksik olması bunlardan biri. 5 kitap okudum ve "harika, kesin okuyun!" dediğim bir kitabı olmadı. Başka polisiyelere bakacağız artık.
John Rebus seriye devam etmeyi düşünmüyorum. Seriyi burada noktalıyorum. Serinin çok iyi 8/10, 9/10, 10/10 kitapları varsa ve nedenleriyle önerirseniz okumayı çok isterim.
Sağlık ve kitapla kalın.
Ufak bir Hatırlatma
Öncelikle bu kesinlikle benim düşünce ve yorumlarımdır. Başkası farklı düşünebilir ve katılmayabilir. Bu kitabı okumanızı ve katılıp katılmadığınız yerleri tartışmayı isterim. Önemli olan ortak kitap okumamız ve tartışırken eğlenmemiz. Kesin bir doğrusu yok, kimse kimseye katılmak zorunda değil. Saygı çerçevesinde yorumlarınızı paylaşmayı unutmayın.