Beklemek ve umut etmek!
8/10
·1552 syf.··
2024 18. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2024 14:47
Öncelikle bu incelemeyi biraz buruk hislerle yazıyorum, 21 gündür büyük bir merak ve hayranlıkla eşlik ettiğim Edmond Dantes ve hikayesine veda etmek beni garip bir boşluğa düşürdü. Hani en sevdiğiniz dizinin son bölümünün son sahnesinden sonra alıştığınız o karakterlere veda etmenin hüznü içinizi kaplar ya, hah işte öyleyim. Açıkcası bir yandan bitsin artık diye düşünürken bir yandan da kitabın sonlarına yaklaştıkça bitiyor diye hüzünlenmeye başladığım çelişkili bir okuma yolculuğu oldu benim için. Neyse, kendi duygu karmaşıklığımdan sıyrılarak bu harikulade başyapıtla ilgili fikirlerimi aktarmaya geçeyim. Kitabın asıl zevki hikayenin ana temasında değil de, gizli detaylarda bulunduğundan, henüz kitabı okumayanlar için buralara dokunmayacağım. (Bir kaç söylemeden geçmek istemediğim detayı, incelemenin en sonunda spoiler uyarısıyla yazdım.) Edmond Dantes; kendi mütevazi dünyasında yaşayan, yardımcı kaptan ünvanıyla denizcilik mesleğinde çalışan, biricik aşkı Mercedes ile evlenmek ve hayatta en sevdiği 2 kişiden diğeri olan babasını rahat bir yaşama kavuşturmaktan başka arzusu olmayan genç, azimli, masum bir delikanlı. Emeğiyle kazandığı birinci kaptan ünvanını almak ve sevdiği kadınla evlenmek üzereyken, haince atılan bir iftira sonucunda bu güzel düşlerinden uyandırılır ve hayatın acımasızlığıyla en yakın mesafeden tanışır. Tam 14 yılını karanlık bir zindanda geçiren Dantes, burada yaşadığı farkındalıklar, tanıştığı rahip ve karakterindeki mecburi değişimler sonrasında intikam almaya yemin eder ve Tanrı'nın bu dünyadaki yüzü olarak gördüğü Monte Cristo Kontuna dönüş hikayesi başlar. Kitapta karakterlere daha doğrusu karakterlerin isimlerine alışmam biraz uzun sürdü. İkinci kitabın ortalarına kadar karıştırdığım, durduğum ve geriye döndüğüm kısımlar oldu. Bunun sebebi yan karakterlerin fazla olmasının yanı sıra ikinci kitapta herkesin farklı ünvanlar ve isimler almış olarak karşımıza çıkması. Bir de tabi alengirli diyebileceğim özel ikili ilişkiler de işin içine girince, 'bu kimdi?, bu bunun karısıydı bunla ne işi var?, bu neden bundan hamile?, aaa bu onun şu'su muydu?' şeklinde tepki ve sorular yavaşlattı beni. 2.kitabın ortalarına doğru tüm karakterler anca oturdu bende diyebilirim. Fakat kitap bir yandan bu karakterler ve hikayeleriyle sizi büyük bir merak kuyusunun içine attığı için, ne kadar derine inerseniz inin geri dönmek istemiyorsunuz. İlk kitap benim için daha sakin ilerleyip sonlanırken ikinci kitabın başlarından itibaren beni saran merak duygusu özellikle yarısından sonra heyecanın doruk noktalarına çıkardı. Öyle ki, gece uykuma direnerek okumadan kitabı kapatmak istemediğim bölümler oldu. Yazarın bu kadar uzun bir kitapta okuyucuyu çok fazla sıkmadan aksine oradan oraya sürükleyerek odağı kaybettirmemesi hayranlık uyandırıcı. Genel hatlarıyla bir intikam hikayesi olarak anılsa da bence öyle değil. Sabır, adalet, adaletin ahlaki sınırları, politikanın yaşantıya etkisi, aristokrasi eleştirisi, intikamın birey üzerindeki etkileri gibi birçok tema işlenmiş. Bu yüzden kitaba salt bir intikam hikayesi demek yazara büyük bir haksızlık olur. Kitap 1800lü yılların ortasında, Marsilya, Roma ve Paris’te geçiyor. İhtilal sonrası iktidar savaşlarının yarattığı belirsizlik ortamı ve bunun toplumsal ve hukuki etkileri kitapta iyi yansıtılmış hatta hikayenin çıkış noktalarına etkili şekilde yerleştirilmiş. Başta bahsettiğim gibi; kitap detaylarda gizli sırlarla zevkli bir okuma sunuyor. Bölümler ilerledikçe perdeleri yavaş yavaş kaldırıyor ve tüm ilişkileri kuruyorsunuz. Bu bakımdan hikayede eksik kalmış birşey olmadığını düşünüyorum. Kitabın sonu (bir detay haricinde) beni tatmin edecek şekilde bağlandı. Aslında kitap 2 cilt ve 1500 küsur sayfa olduğu için başta gözüm korkmuştu sıkılır mıyım diye, yer yer sıkıldığım zamanlar ve gereksiz bulduğum detaylar olsa da genel olarak keyifle okudum. Ayrıca yazarın Dantes için işlediği hikayeyi biz okuyucular için de tasarladığını düşünüyorum. Kitap çok büyük bir sabrın çevresinde şekilleniyor, Alexandre Dumas karakterini sabırla doldurup uzunca beklettikten sonra amacına ulaştırırken bizleri de sabırla okuyup, hikayeyi içselleştirdikten sonra keyifle ödüllendiriyor. Son, tüm yan hikayelerin ince ince işlenmiş ve ortak bir noktaya hizmet etmiş hali olduğundan kitabın uzunluğundan çok fazla yakınmadım. Daha iyi olabilirdi dediğim kısımlara gelecek olursam; evet hikaye yan karakterle zenginleştirilmiş ve her karakterin Monte'nin intikam amacına uygun bir rolü var fakat bazı yan karakterlerin kitaptaki konudan bağımsız hayatları çok fazla işlenmiş. Kitaptaki olaylara ve sonuca dolaylı olsa bile etki etmeyen bu fazla ayrıntılar kitabı gereksiz uzatmış. (Yer yer kitabın ana konusundan uzaklaştığım ve yeni bir kitap okuyorum gibi hissettiğim kısımlar bile oldu.) Bunun dışında kitaptaki bazı tesadüfler de inandırıcılığa yatkın olmamış. Herkes her zaman doğru zamanda, doğru yerde olamaz yani. En sevmediğim kısım ise, kitaptaki çoook gereksiz çevresel betimlemeler oldu. Hikayede geçen tüm salonları, odaları, masanın üzerindeki vazodan duvarda asılı tablonun kenar süslerine kadar bize aktaran canım Dumas, sen bunları yazarken hiç kendini boğma isteği duymadın mı? Atmosferin genel havasını ve gözümüzde canlanmasına yetecek kadar çevresel betimlemeyi seven bir okucuyum fakat ilerisini hayal dünyamıza kasıtlı bir darbe olarak görürüm. Evet, muhtemelen bana katılmayanlar olacaktır ama kitap okumayı film izlemekten ayıran o ince çizgilerden biri de hayal gücümüzdür! Yazar hamuru yoğurur fakat ona şeklini okuyucu verir. Öyle olmasa, kitapların her okuyucuda farklı dünyaları uyandıran öznel etkisinin ne önemi kalırdı? Bu büyüleyici öznellikten bizi mahrum bırakırcasına betimleme yapmış Dumas. Teessüfler ediyorum. Oysa bunun yerine karakter derinliklerini daha iyi işleyebilirdi, iç dünyaya yönelik psikolojik betimlemeleri klasik türünde bir kitaba göre bence yetersiz kalmış. Dantes'in o adalet terazisindeki dengesinin kayışlarını ve sorgulayışlarını daha çok okumak isterdim. Neyse, kalemin sağolsun Dumas. ##Spoiler(hafif spoiler) Kitapta sevdiğim yan karakterleri de anmadan geçmek istemedim. Öncelikle Maximilien.. üzümlü kekim.. Sen ne sadık, ne yüce bir aşıksın. Aşkını ifade edişin, sevdiğin kadın olmadığı için bu dünyaya terk edecek kadar hüzne boğuluşun, tüm zenginlikleri onsuz reddedişin.. Böyle karakterler sadece kitaplarda olur diye üzüldüğüm biriydi. Eugénie; okurken KRALİÇE BE demekten kendimi alamadığım, bağımsız, özgür ruhlu ve cesur kadın. Onca ruhsuz, sefil, boyun eğmiş kadın karakterin içinde bir ay gibi parlıyordu. GO GİRL. Sevmediğim detaya gelecek olursam; Hayde karakterinin işlenişinde beni rahatsız eden bir şeyler vardı. Bunu kitap boyunca sorgulayıp durdum. Gençliği, güzelliği, masumluğu ve başına gelen felaketler sebebiyle melek olarak nitelendirilmesi, dokunulmazlığının olması vs. Kendini Tanrı'nın yüzü olarak gören Monte'nin bu kız çocuğunu kölesi olarak tanıtması ve hikayesini kullanması bana etik gelmedi. Okuyanlar diyecek ki kızı prenses gibi yaşatıyordu, haklısınız ama sonuç olarak babasının intikamını almak isteyen saf bir genç kızı o büyüleyici dünyaya sokarak pek de bağımsız bir iradeyle seçilmiş bir hayat vermedi kıza. Yaşı ve yaşadıkları sebebiyle Monte'ye hastalık derecesinde bağlanmış olması gayet normal. Bunun özgür bir irade olduğunu değil aksine kör bir aldanış olduğunu düşünüyorum. Ayrıca aralarındaki onca yaş farkıyla kitap boyunca güzel kızım diye sevdiği Hayde'ye kitabın sonunda kadın olarak bakıp aşık olması.. En hafif tabirle hiç hoş değildi diyebilirim. (Kibar biri olduğum için) Bir de Ezel dizisi bu kitaptan esinlenilmiş diye Mercedes karakterine incelemelerde sayıp sövenlere bir sorum var; arkadaşlar aynı kitabı mı okuduk? Mercedes'in bu hikayede suçu nedir tam olarak? Sadakatsiz olması derseniz kabul edemem, Dantes öldükten sonra yasını tuttu ve sonra evlendi. Kocasının ve diğerlerinin ihanetinden haberi yoktu. Kitapta da Dantes onu beklemedi diye 'sadık olmayan bir sevgili' diye söz etti Mercedes için ama yani insaf yahu! Ne yapsaydı? Ölü bir adamı mı bekleseydi? Erkekler her yerde aynı gerçekten. Ölü de olsa sadakat bekliyor. Neyse, sinirlenmeyeceğim. Sonuç olarak okuyun keyifli bir kitaptı. Hoşçakal Dantes!
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202537,2bin okunma
·
1.163 Gösterim
5 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Emeğinize sağlık hocam✨👏hafif Spoiler güzeldi 👏😊Mercedesin bir suçu yok habersizdi, kurulan tezgahtan habersizdi. kitabın da ezel dizisiyle alakası yok. Ezel dizisi bu kitabın önsözü olabilir ✨👏👏
B.
Gönderi Sahibi
Berceste size de keyifli okumalar 🙏☘️
Ellerine sağlık Hebun'cum, okuduğum ikinci incelemende de yine nokta atışı tespitlerine ve olaylara bakış açına bayıldım. Sen bu işi biliyorsun :)
B.
Gönderi Sahibi
Tuğba❤️😍 çok teşekkür ederim senin gibi donanımlı birinden böyle dönüş almak beni mutlu etti 🤗 keyifli okumalar 🍀
Kaleminize sağlık. spoiler kısımlarını okumadım. Spoilerin hafifi olmaz gibi sanki 😬 Kitabın da incelemeniz gibi sade ve anlaşılır olmasını umut ediyorum.
B.
Gönderi Sahibi
Teşekkürler Erol Bey. İsteğe göre okuyanlar olur diye belirttim. Vurucu bir kısımdan bahsetmediğim için hafif dedim. Kitap sade değil, zengin bir dille yazılmış. Anlaşılırlık kısmı ise kişiden kişiye göre değişir. Keyifli okumalar.
Yorumunuzu çok beğendim. Kitap analiziniz muhteşem. Okumak istediğim bir kitaptı lakin dediğiniz gibi 2 cilt olması gözümü korkutmuştu. Gönül rahatlığıyla okuyabilirim 🌸
B.
Gönderi Sahibi
Çok sevindim çok teşekkür ederim ❤️ tavsiye ettiğim bir kitap kesinlikle, keyifle okuyun. Sonunda sizin de fikirlerinizi bekliyorum ☘️🌸