Puan vermedi·344 syf.··
2024 339. kitabı
“‘Bunca eşya!’ Sofanın ucundaki ahşap basamakları tırmanarak Mücellâ teyzenin yatak odasına girdiğimizde eşyanın, sahibinden geri kaldığında nasıl bir yüke dönüştüğünü ilk kez anladım.” Mücellâ… Kitap bitti, kelimeler koca bir düğüm olarak geldi boğazıma oturdu. Ne kadar hüzün ne çok yaşanmışlık… yaşlanmışlığın içinde eriyen umutlar… Kitap gerçekten çok hüzünlüydü. Konu olarak yakın zamanda bitirdiğim Ayfer Tunç’un “Kuru Kız”ı ile neredeyse aynıydı. Bu tarz benzer konuları işleyen kitapları arka arkaya okuyunca üslup farkını karşılaştırma imkânı da doğuyor. İkisini de çok beğendim. Nazan Bekiroğlu’nun kaleminin ne kadar kuvvetli olduğunu söylememe gerek yoktur herhâlde. Kitapla kalın. “Her şeyi ciddiye almaya yazgılı, yalnız ve mutsuz ama mutsuzluğunun farkında bile değil, kendi içinde bir nabız gibi atarak çoğalıp duran bir kız çocuğu ile kuruyup gitmiş yaşlı bir kız arasında yaşanması her zaman için olası bir sahneydi bu. Tek farkla: Gerçek oldu.” Almanya’dan oğlunun gönderdiği neskafe ile yeni tanışan Neyyire Hanım’ın düşünceleri: “Cezvede ağır ağır pişmek yerine çabucak hazırlanıyor. Köpürmüyor, fincanda içilmiyor ama yine de kahve. Tek yudumunun bile kıymeti bilinmesi gereken kahvenin koca su bardağında içilmesini dişleri çoktan takma olsa da ağzının tadı hâlâ yerinde Neyyire Hanım’ın aklı pek almadı. Kahveye hakaret gibi geldi bu bol kepçelik ona. Kazan gibi bardakta kahvenin keyfi tamam olur muydu hiç? Bu kadar bol olursa kahve eksik kalmaz mıydı? Kahve bu. Minicik bir fincandaki azlığı güzelliğinin garantisi, en bol olduğu anda bile nadirliğinin uyarısıydı peşinen. Cezve başında çekilen zahmet değerinin diyeti. Bu yüzden kahve tek fincanla sınırlıydı. Çay gibi aynı vakitte ikincisi, üçüncüsü, tekrarı olmazdı onun. Oysa bu, üst üste iki hatta üç kere içilebiliyordu.” Mücellâ Nazan Bekiroğlu
1000Kitap
MücellâNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202112,9bin okunma
·
42 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.