Hayattan alacaklı olanların hikayesini okumaya hazir misiniz?
Zeynep çok çocuklu bir ailenin sevgisiz büyüyen sevgiyi başkasın da bulurum diye çocukken kaçıp evlenen genç kızlardan. Kaçtıkları gece kocasının sevgisiz halini keşfeder ama artık çok geçtir.
Askere giden kocasının arkasından kendi ayakları üzerinde durmayı,kendi kararlarını almayı öğrenir. Çalışkanlığı ona bir çok kapı açar ta ki kocası askerden dönene kadar.Mehmet'in içindeki zalim ve sevgisizlik uyuyan bir aslan hıdır ne zaman uyanacagi belli olmaz.Sağ sol davalarının yaşandığı dönemde çocuk okutmak,onlara gelecek sağlamak çok zor olmak ile birlikte kendi talihsizliği çocuklarına da geçti. Büyük oğlu Ali'ye yıllarca hasret kalması gibi...
Sonra istenmeyen hamileliği ile Çiçek dünyaya gelir.Çiçek küçük bedenine binen yükü,sıkılan boğazı, tacize uğrayan bedeni,ağzına,burnuna kaçan talaş tozunu unutamaz.
Çiçeğin yaşadıkları geceleri kabusları olur.Mutsuzluk hissi her yerini sarmıştı.Ailesi ve Çiçek bu hayatın neresindedir.İnsanları ötekileştirmek ne kadar doğru.
Bir çoğumuz Abdi İpekçi suikastini,Maraş olaylarını, işaretlenen kapıları,kırılan camları,savrulan hayatları,Madimakta yanarak ölenleri hep okuyoruz,görüntülerini görüyoruz.Çiçek ve ailesi tüm bu olaylar cevresinde köyden, kasabaya,kasabadan büyük şehire göç etmiş zorluklar onu yıldıramamiş öğretmen olmuş.Bu kadar zorluğu çekip #yarımkalan hayatlara karşı savaş açmış .İnsanlar ne kadar büyürse büyüsün çocuk izleri hep kalırmış.Tıpkı Çiçek de olduğu gibi.
Bir olalım birlik olalim biz olalım açan ÇİÇEKLERİ soldurmayalim.