·176 syf.····Okunma: 21 Eylül 2024 00:00 Bir kez daha sayfalarda kalmayıp beyaz perde de kendini gösteren eserlerden birini okudum. Kitabı okumadan önce filminin olduğunu biliyordum tabi. Çok da popüler bir film üstelik. Hep duymuştum adını ama hiç izleme fırsatım olmadı. Sırası gelmedi bir türlü. Ben de önce kitabını okumaya karar verdim. İyi ki de öyle yapmışım. Hemen ardında da filmini izledim. Bu inceleme de zaten kitap ile filminin karşılaştırılması şeklinde olacaktır. Kitabı okumak isteyenlere tavsiyem önce kitabı okumaları sonra filmini izlemeleri. Spoilerlı bölüme geçmeden de söyleyeyim kitabı okumanızı tavsiye ederim. Akıcı ve sürükleyici bir eser.
*SPOILER İÇERİR*
Kitabı okurken sanki bir senaryo okuyormuş gibi hissettim. Öncelikle çok akıcıydı. Karşılıklı diyalog halinde ilerleyen sayfalar çoktu. Bu da çok hoşuma gitti. Farklı tarzda kitaplar okumayı seviyorum. Betimlemeler, distopik kurgular ya da psikolojik tahliller dışında bir yapıt okumak iyi geldi. Karakterler arası konuşmalar olay örgüsü çok yoğundu. Hiç sıkmadı hiç uzatmadı yazar. Direk olayların içine aldı okuyucuyu.
Kitapta karşılaştığım her durumda ve olayda acaba bunu filme nasıl yansıtacaklar, aklımda oluşan çevre ve ortam ile filmdeki ortam nasıl uyuşacak, karakterlerin aklımdaki halleri filmde nasıl hayat bulacak diye düşünüyordum. O yüzden de bir an önce kitabı bitirmek ve filmini izlemek istedim. Filmde Di Caprionun oynadığını bildiğim için de iyi bir filmin beni beklediğini düşünüyordum.
Filmi izlerken hayalimde canlandırdığım ortamla, karakterlerle filmin uyuşması çok güzel hissettirdi. Yazarın başarısı olsa gerek bu. Dediğim gibi senaryo gibiydi zaten kitap. Oyuncu seçimleri de çok başarılı yapılmış. Nick karakterini canlandıran Tobey (bizim bildiğimiz haliyle örümcek adam) harika oynamış. Di Caprio zaten müthiş. Diğer oyuncu seçimleri ve oynayışları da muazzam. Filmin kitap ile uyumu müthişti. Ne fazla bi sahne var ne de atladıkları ya da değiştirdikleri bir şey. Gerçi şu an aklıma geldi kitapta olupta filmde göremediğimiz bir sahne. Nickin, Jordan Bakerı öptüğü yer yoktu filmde ben gözdem kaçırmadıysam. Ama filmin çekildiği yıla göre bakarsak sahneler müthiş işlenmiş. Kitabın bahsettiği dönemi çok iyi canlandırmış. Jazz çağını seçtiği müziklerle ve o müziklere yapılan coverlar ile çok iyi yansıtmış. Hatta filmden sonra müziklerin çoğunu indirdim halen dinliyorum.
Son olarak dediğim gibi kitapla film nerdeyse aynı olduğu için Fahrenheit 451 kitabı ve filmine yaptığım inceleme gibi ikisi arasındaki uçuruma yani farklılıklara değinemiyorum çünkü öyle bir farklılık nerdeyse yok. %95 hatta %99 oranında kitap ile film benzerliği var. Kitapta okuduğum ve filmde göstermelerini bekleyemeyeceğim küçük ayrıntıları bile koymuşlar filme. Benim yakalayabildiğim 1-2 sahne var gösterilmeyen veya ufak şekilde değiştirilen. Hani sayılmaz bile dersiniz. Onun için filmi izlerken ki bu hissiyat, kafanda canlandırdığın dünyayı ve karakterleri nerdeyse canlandırdığın şekilde gözünle görmek, yaşanmaya değer bir hissiyattı.