Gönderi

Kalp Muhafızı 2 Kitap İncelemesi
6/10
·320 syf.··
2024 9. kitabı
Aslında 7 puan vermeyi düşünmüştüm ama kitapta sinirimi bozan bazı şeylerin içinde bir olay daha da sinirimi bozduğu için bir yıldız daha kırdım. Detaylı olarak spoiler kısmında anlatacağım. Genel olarak bakıldığında fena değildi. İlk kitapta soru işareti olan bazı olaylar açığa kavuştu ama yine de hoşuma gitmeyen ve de gereksiz bulduğum yerler vardı. Fazla detaylı anlatılabilecek yerler de yine boşluklar vardı ve anlatımda bana basit gelen kısımlar oldu. Konusu güzeldi ama daha derin işlenebilirdi diye düşünüyorum. BURADAN İTİBAREN SPOİLER Öncelikle söylemek istiyorum ki Hazar'ın ihaneti sonrası Sara'nın duygusal durumunu, o yalnızlığını, esaretini ve çaresizliğini yazar gerçekten çok güzel anlatmış. O kısımları her okuduğumda Sara'nın duygularını hissettim. Esir edilmesi, özellikle de aşık olduğu adam tarafından esir edilmesi gerçekten çok can yakıcı bir durumdu. Kitabın en başında Hazar'ın tavırları beni aşırı derecede sinir etti. Yemek yemediği için kızın masasına el koydu, sadece yemek yediğinde ve akşamdan sabaha kadar masasına erişebileceğini söyledi, geçti karşısına sinir sinir konuştu. Yok "Onu yemek yemekten alıkoyacak bir şey yokmuş" v.s Ne demek yok? Kız esir esir! Seninle evlenmesi için onu tehdit ettin! Yalnız sonrasında verdiği bilgiler ilginçti. Sara'nın abisi Arter'in aradan zaman geçmesine rağmen Sara'yı kurtarmaya gelmemesi bir de yetmezmiş gibi sarayda 3 gün 3 gece düğün yapmaları! Cidden orda da sinirim bozuldu ve abisinin Sara'yı kurtarmak istemediğinin farkına vardım. Sara da haklı olarak Hazar'ın söylediklerine şüpheyle yaklaştı ama onun da abisiyle ilgili kafasında soru işaretleri varmış. Hangi abi esir düşmüş kız kardeşini kurtarmak istemez ki?! Tabii ki Arter gibi karaktersiz bir abi! Sonrasında Hazar sinirlerimi zıplatmaya devam etti. Sara davetini reddetmesine ve onunla halkı karşılamayacağını iletmesine rağmen kızın odasına gelip "Akşam ne giyeceğimi söylemeye geldim, ona uygun bir şeyler giyersin diye." dedi -_- Cidden "Dalga mı geçiyorsun?!" şeklinde bir tepki verdim. Hareketleri ve sözleri aşırı sinir bozucuydu kitabın başlarında. Genel olarak Sara'nın Hazar'a verdiği cevaplar aşırı iyiydi. Bazı kısımlarda fazla buldum ama kesinlikle haklıydı. Sonuçta orda zorla bulunuyordu. Halkı balkonda selamladıkları kısım güzeldi. Sara'yı kraliçeleri olarak kabul etmeleri ve sevmeleri çok güzeldi. Selamlama sırasında Sara'nın bir çocuğa "Yaklaşma çocuğum, kralın ve kraliçen kavga ediyor şu an." Dediği yerde çok güldüm. Sonrasında verilen kutlama yemeğine Sara çocukları arkadaşları Lidya ve Aref'i görebilmek, onlarla iletişim kurup yardım isteyebilmek için katıldı. Aref'in niyetini zaten o konuşur konuşmaz anlamıştım. Hazar da anladı ve bu durum üzerine gelişen konuşmaları gülerek okudum. Hazar'ın daha önce görüşmüş olduğu arkadaşıyla görüşmediğini söyleyerek Aref ve Lidya'yı uzaklaştırması, mancınıkla krallıklarına göndermediği için şanslı olduklarını söylemesi falan çok komikti. Sara'ya da bir taç yaptırmış ama haklı olarak Sara o tacı kabul etmedi. Hazar'ın yemeğin başlangıcında Sara'nın sandalyesini çekmesi, Sara masadan kalkıp hediye tacını orada bıraktığında unuttu sanıp bütün misafirleri bırakıp tacı vermek için onun peşinden gelmesi falan çok hoş jestlerdi. Sara'nın da söylediğine göre babası annesini çok sevmesine rağmen sandalyesini falan çekmezmiş. Yani Hazar'ın bir kral olarak kraliçesine bu kadar değer vermesi gerçekten çok hoştu <3 Kitap boyunca "Karım" demesinden bahsetmiyorum bile <3 Bu kitapta Hazar'la ilgili tek sıkıntı sakladıklarıydı. Sürekli Sara'nın bilmediği şeyler olduğuna dair imalarda bulup "Henüz zamanı değil." demesi beni cidden deli etti. Sakladıklarını en başından söylemiş olsaydı her şey çok daha farklı olurdu. İkisinin canı da bu kadar yanmazdı. Sara böyle ihanete uğradığını düşünmez, Hazar da aşık olduğu kadının kendisine nefretle bakmasına dayanmak zorunda kalmazdı. Hazar'ın Atlas ve arkadaşlarıyla birlikte kendi krallığından nasıl ayrıldığını da öğrenmiş olduk. Babasıyla yaptığı bir kavgadan sonra krallığı terk etme kararı almış ve Sara'nın krallığına gelmişler. Hatta Sara uzaktaki penceresinden Hazar'ı görmüş bile.. O detay çok hoştu. İstemediği etkinliklere katılmamak için bayılan kraliçe olan Baygın Kraliçe'nin hikâyesi komikti ama Sara o kısımda "idolüm" ifadesini kullanıyor. O dönemde idol kelimesinin kullanıldığını hiç sanmıyorum. Yine kitapta bazı yerlerde atasözü söyleyip "Bunu bir kenara yazayım. İlerde çok kullanılacak." falan dedikleri birkaç kısım vardı. Açıkçası o kısımları çok gereksiz buldum. Okuru güldürmek için yazılmış kısımlar ama gülmedim, gereksiz buldum. Hazar'ın zehirlenmesine şaşırdım. Hasta olmuştur diye düşünmüştüm meğerse siyanürle zehirlenmiş! Nasıl olduğu hâlâ kafamda soru işareti. Sonuçta bu adam kral yediği, içtiği her şey kontrol edilmiyor mu? Gerçi kitapta buna benzer durumlar çok oldu az sonra bahsedeceğim. Hazar'ın sarayında fazlaca casus ve de satılık şövalye vardı. Büyük ihtimalle yine birine para verilmiştir. En başta kim olabilir diye soru işaretlerim vardı ve Aref'ten de çok şüpheleniyordum. En sonunda kendisi itiraf etti. Adi pislik! Tüm bunlara rağmen, Aref'in bu berbat davranışına rağmen Sara'nın tavrı beni aşırı hayal kırıklığına uğrattı. Maya'yla acilen gitmeleri gerekiyordu ama Aref'e hiçbir tepki vermemesi sonrasında Hazar öğrendiğinde Aref'e yumuşak davranması için ona yaklaşmayı düşünmesi, saraydan kaçmak için yine de Aref'ten yardım istemesi cidden berbat şeylerdi. Sara karakterine asla yakıştıramadığım şeylerdi. Özellikle Aref ve Lidya'dan Hazar'a karşı savaş açmalarını istemesi ve bunun karşılığında onlara kendi krallığının topraklarını vadetmesi beni dehşete düşürdü! Evet esir, kurtulmak ve krallığına gitmek istiyor ama topraklarını bu şekilde vermeyi düşünmesi beni aşırı hayal kırıklığına uğrattı ve de çok kızdırdı. "Kehanetin kraliçesinin yaptığı davranışa bak!" dedirtti bana. Ne demek toprak vermek yaa! Çok rezil bir olaydı. Neyse ki böyle bir şey olmadı. Hazar zehirlenip hasta yatağında yatarken Sara'nın kaçma girişimine önce biraz üzüldüm ama sonra düşününce kıza hak verdim. Sonuçta Hazar onu kendi krallığına zorla getirmiş ve onunla tehdit ederek zorla evlenmişti. Kalmak ve gitmek arasında kaldığında "Acaba gider mi yoksa kalacak mı?" dedim ama tam o anda Sara yakalandı. Yaptığı seçimin ne olduğunu çok merak etmiştim. İlerleyen sayfalarda öğrendik ki gitmeye karar vermiş. Muhafızların onu zindana götürmesini saçma buldum. Odasında da gözetim altına alabilirlerdi. İnsan bir meşale, bir ışık kaynağı verir. Onu bile vermediler. Sonrasında Hazar da onları zindanda 100 karanlık geceye mahkum etti. Adil bir cezaydı bence, hak etmişlerdi. Sara'nın Hazar'ın yanına gelip ateşkes yaptığı kısım tatlıydı. Kolyenin iyileştirme gücü v.s olsa güzel olurdu diye düşünüyorum. Her ne kadar bu konuya küçük atıflar olsa da kolyenin öyle bir gücü yoktu ama bu konu işlenebilirdi bence. Bölümün başında "Geçmişten Gelen Misafir" başlığını görünce "Olamaz. Lütfen Hazar'ın karısı hortlamış olmasın!" dedim ve maalesef kadın hortladı! -_- O kadar gereksiz ve saçma bulduğum bir olaydı ki. Tam Hazar ve Sara biraz iyi iletişim kurup yemek yedikleri sırada çıkageldi bir de! -_- Sözde çok hastalanmış, çaresiz bir hastalığa yakalanmıştı ve Hazar'dan acısına son vermesini istemişti. Hazar'da onu öldürmüştü. Meğerse ölmemiş! Sara'nın abisi Arter'in askerleri onu bulmuş, onu bu "amansız" hastalıktan iyileştirmişler ve Arter Hazar'ın prens olduğunu bildiği için bir gün koz olur diye Lena'yı saklamış! O kadar saçma ve zorlama ki! Hazar koskoca prens, şövalye, dövüş konusunda usta. Öldürebilecek darbeleri aşırı iyi biliyordur. Hadi diyelim oldu. Lena ağır yaralı kaldı. Hazar onu orda bırakıp neden gitsin?! O zamanlar Lena'ya çok aşıktı. Neden sevdiği kadını gömmek yerine onu orada öylece bıraksın?! Cidden çok saçmaydı. Sara'nın bu duruma olan davranışları da aşırı saçmaydı! Hazar'a inanmadı, onu karısının ölümüyle ilgili yalan söylemekle suçladı. Hayır, biraz düşünse ne kadar mantıksız davrandığını anlayacak. Hadi Hazar karısı hakkında yalan söyledi Atlas da mı yalan söylemişti? Bunu geçtim Lena geldiğinde Hazar'ın tepkilerinden ve Lena'nın tepkilerinden de durumu anlayabilirdi. Hazar zaten şaşkına dönmüştü, Lena da Hazar onu saklıyormuş gibi falan davranmıyordu ki. Hazar'a çok da ağır laflar etmişti gerçekten aşırı yıkıcıydı. Lena'nın istediği zaman Hazar'ın odasına/KRAL ODASINA girebilmesi de aşırı saçmaydı! Her türlü imkansız ama hadi ilk sefer oldu tanınırlığını kullandı diyelim, ikincisi?! Yalnız Sara Lena'nın ilk ziyaretinde tam bir kraliçe gibi davranıp, aşırı asil bir şekilde kovmuştu Lena'yı cidden çok sevdiğim bir kısımdı orası. İkinci kitabı okuyana kadar Sara'nın rüyalarının muhteşem olduğunu, onu gelecek konusunda uyardıklarını düşünüyordum ama ikinci kitabı okuduktan sonra bu durum benim için hayal kırıklığı oldu. İlk kitapta gördüğü rüyalar ikinci kitapta bence fena halde çürüdü. İlk kitapta annesi rüyalarında onu Hazar konusunda uyarıyordu, babası da öldükten sonra rüyasına girip "Evin yolu burası değil." "Eve git." falan diyordu ama ikinci kitapla birlikte hepsi yalan çıktı! Hazar cidden Sara'yı çok seven ve ona değer veren bir adamdı ve de Sara'nın evi onun için düşmanlarla dolu olduğu için babası bizzat kendisi Hazar'dan Sara'yı kendi krallığına götürmesini istemişti! İlk kitabın rüyalarını ne kadar saçma ve kötüyse ikinci kitabınkiler güzeldi. Cidden uyarıcı nitelikteydiler. Özellikle Sara'yı babasının yazdığı mektuba yönlendirmeleri harikaydı. Nihayet Sara mektubu okuduğunda aşırı rahatladım ve birçok şey açıklığa kavuştu ama yine de saçma kısımlar vardı. Sara'nın babası Hazar'ın prens olduğunu en başından biliyormuş. Bu iyi bir şey çünkü bilmemesi bana aşırı saçma gelmişti. Savaş sonunda da ondan Sara'yı geri getirmemesini, kendi krallığına götürmesini istemiş. Bu da birçok şeyi açıklığa kavuşturdu çünkü Hazar bir anda değişip bambaşka biri olmuştu. Sara'nın kendi krallığında onun tahta geçmesini onaylamayan insanların yani düşmanlarının olması da makul bir sebepti. Zaten Arter'in en başından beri düşüncesi buymuş. Kendisi en büyük erkek çocuk olduğu için tahtın kendi hakkı olduğunu düşünüyormuş ve Sara sırf kehanetin sahibi diye onun tahta geçmesi ona adaletsiz geliyormuş. Bu anlaşılabilir ama kralın sonraki istekleri saçmaydı. Hazar'dan tüm bunları saklamasını ve asla Sara'ya söylememesini istediği yetmiyormuş gibi, "Onu tutsak et, gerekirse hapset ama yaşat" diyordu! Hangi baba kızına böyle bir kötülük yapar yaa! Adamın istekleri resmen ikisini de yaşarken acıdan öldürdü! Mahvoldular! e olmuş yani krallıkta Sara'nın tahta geçmesini istemeyenler varsa, abisi kıskanç bir adiyse! Yazık değil mi kız eridi bitti yaa! Cidden çok saçmaydı, Hazar inisiyatif alıp en başında bu mektubu Sara'ya gösterse ikisi de bu kadar acı çekmezlerdi. Heba ettikleri onca zamana yazık oldu! Çok saçmaydı! Neymiş Hazar krala söz vermiş! Oldu canım! Söz verdi diye ikisi de mutsuzluktan yaşarken ölsünler! Var mı böyle bir şey yaa! Sara gerçekleri öğrenince aşırı rahatladım. Çok büyük bir düğüm çözülmüş gibi hissettim. Sonrasındaki Sara ve Hazar yüzleşmesi güzeldi. Gerçekten güzel bir çiftlerdi. Sonrasında Lena'nın KRAL ODASINA ikinci gelişi beni çıldırttı! Hayır yani bu ne saçmalık, bu ne kadar güvenlik zafiyeti olan bir saray ya! Kral zehirlenir, başka ülkenin prensi muhafız kılığına girer, kadının teki kral odasını yol geçen hanına çevirir! Aşırı saçmaydı! Lena'nın bu sefer Sara'ya bir kötülük yapacağını tahmin etmiştim ve de tam rüyalarındaki gibi oldu. Lena Sara'yı bıçakladı. Bir de kalbinden bıçaklamış! Şifacılar aşırı iyilermiş cidden çünkü her ne kadar uzun zaman alsa da Sara sonra sapasağlam ayağa kalktı. Lena ve ona yardım eden muhafız da sürgüne gönderilmiş de olay saçmaydı. Hazar'ın gece gündüz Sara'nın uyanmasını beklemiş çok hoştu ve de tam Sara'nın uyandığını gün onun intikamını almak için birkaç saat önce yola çıkmış olması üzücüydü. Sara'nın uyanınca Hazar'ı sorması da çok güzeldi. Sara'nın Hazar'ın peşine düşeceğini tahmin etmiştim. Vera da ona eşlik edeceği zaman dedim tamam, Atlas kesin tam çıkacakları sırada onları yakalayıp ekibe katılacak ama maalesef -_- Açıkçası Atlas ve Vera çiftini okumak isterdim. Bu yolculuk sırasında Atlas'ın da onlara katılmalarını ve Vera ile yakınlaşmalarını okumak isterdim ama maalesef öyle olmadı. Yazar zaten 6 günlük yolculuk kısmını hızlıca geçmiş. Atlas'ı da ekleyip bu ekibe güzel sahneler yazabilirdi bence. Ben Atlas ve Vera hayalleri kurarken ilerleyen bölümde öğrendim ki Atlas ve Maya olmuş -_- Maya! Hayal kırıklığına uğradığımı söylemeden geçemeyeceğim. Sara ve Vera yakalandılar ama neyse ki bir sıkıntı olmadı. Hazar da Sara'yı Arter'in elinden kurtardı. Sonrasında öğrendik ki Hazar iki krallığın sınırına güzel bir saray yaptırmış ve dee Sara hamileymiş! Güzel de bir kızları oldu. Sara'nın doğumu bana her ne adar saçma gelse de -_- Karnı burnunda ormanda yürüyüşe çıkmış! 300 askerle! Sarayın bahçesinde yürüsene! Bir de kendi aralarında espri yaptılar ormanda doğurursan diye. Sara da dedi ki "Babasına ormanda aşık oldum, ormanda doğsa ne olur?":D Ve bebek ormanda doğdu. Askerler pelerinlerini verdiler -_- Off bu da çok gereksizdi yaa -_- Elin bebek geldi ve onlar güzel bir aile oldular. Yazarın bu kitapta da ekleyebileceği, anlatabileceği pek çok şey olduğunu düşünüyorum. Daha detaylı yazılabilirdi çünkü kitap buna aşırı müsaitti. Onca saçmalığa ve mantık hatalarına rağmen güzel bitti, Hazar ve Sara güzel bir çiftlerdi. Aşırı tavsiye edebileceğim bir kitap değil ama zamanınız varsa okunabilir. Yazarın kalemi pek bana hitap etmedi. Kalp Muhafızı - II Beyza Alkoç
Edebiyat
Kalp Muhafızı - IIBeyza Alkoç · İndigo Kitap · 20231,805 okunma
·
250 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.