Romanda Atay, sıklıkla ‘ben’ problemine işaret ediyor. Fazlasıyla “-mış gibi yapmak” ile ben’in atıldığı çukuru eşelemekle uğraşıyor.
Bu bağlamda ana kahraman Hikmet Benol’un parçalanmış kişiliği ve doğasını irdeliyor. Ne var ki Benol’un isminin de ihtiva ettiği bu ben olma sorunu, bir kopyalar zinciri arasında yitip gidiyor.
“kişiliği korumak için bazen yaşamamak gerekiyor.”
Atay’ın tasarladığı bu karmaşık hikaye örgüsü, onun anlatısının yapısının yaşanılan bu ‘ben’ sorunuyla ne kadar ilintili olduğunu göstermeye çalışması şeklinde okunmalıdır. İnsanlığın en uzak geçmişine değin uzanan bu varoluşsal kaygı, bir anlamda kelimelerin bazı anlamlara gelip bazı anlamlara gelmeyeceği fikriyle yüzleşmeye benzemektedir.