Bilim yazarı gazeteci David Robson Zeka Tuzağı kitabında ister normal bir zekâya sahip olun isterse üstün zekâya sahip olun, hangi zekâ türü olursa olsun her zekânın düşünce sürecinde yakalandığı tuzaklar anlatıyor. Çoğunlukla farkında olmadığımız, eğitim hayatımızla birlikte doğal bir reaksiyona dönüşen bu tuzaklar belki üzerine az konuştuğumuz konulardan birisi. Yazar Robson incelemesine tarihte yaşamış üstün zekâlı insanların sahip olduğu tuzakları tanımlayarak başlıyor.
Örneğin; Sherlock Holmes karakterini tüm okurlara sevdiren Conan Doyle'nin perilere inanması, Steve Jobs'ın kanseri tedavisini erken teşhis etmişken tedavi olmak istememesi ve türlü safsatalara inanması gibi. Nasıl iş hayatlarında bu kadar analitik ve rasyonel düşünürken özel hayatlarında bir o kadar disrasyonel olabiliyorlar?
Cevabı; evvela geliştirilen zekâ testlerinin ve zekâ tanımlarının insanın düşünce modeli tam olarak yansıttığını zannetmek. Öyle ki akademik kariyer yapabilecek bir zekâya sahip bireylerin uzmanlaştıkları alana aşırı bağlılıkları hem mesleklerinde hemde özel hayatlarında kör noktlarına oluşmasına sebep oluyor ve bireyler dogmatik bakış açısı tuzağına yakalanıyor. En az dikkat çeken tuzak ise genel zekâya bireylerin kendisine sunulan argümanları tam değerlendirmeden inançları ya da öğrenme kalıplarına göre doğru olduğuna kanaat getirmesi, bir alandaki uzmana itimadından dolayı her dediğinin doğru olarak algılanması güdülenmiş akıl yürütme tuzağı bariz örnekleri. Lakin kitabı özel kılan toplumun her kesimi ilgilendiren bu tuzaklardan korunma yöntemlerinin önerilmesi.
Taktir edersiniz ki bu yöntemleri uzun uzadıya anlatmam imkansız. O yüzden okumanızı tavsiye ediyorum. Çünkü ben korunma yöntemlerini okurken birkaçına sahip olduğumu fark edince hevesi daha arttı. Eminim sizde okurken zihinsel ve ruhsal bir farkındalık kazanacaksınız. Sadece kendiniz için çocuklarınız için bile okumaya değer. Akıcı bir dille yazıldığı için gönül rahatlığıyla okuyup irdeleyebilirsiniz.
David Robson