Kitabı çok beğendim. Dili gayet sade ve hikayesi de akıcı olduğu için kolay okunan bir kitap.
Robinson adında babası köylü olan İngiltere'de çiftçilik yapan abimizin bir hayali dünyayı dolaşmak, engin denizlere açılmak. Babasının ve annesinin gitmemesi yönündeki ısrarlarına rağmen kendi yolunu çizmek adına atlıyor bir gemiye ve açılıyor denizlere. İlk denize açılmasında korsanlar tarafından esir alınıyor ve Afrika'da birine köle olarak satılıyor. Bu sahibinin yanında yıllarca kalıp güvenini kazandıktan sonra bir gün balık tutmaya kendi başına gittiğinde kölelikten kaçarak kurtuluyor. Açıldığı denizde sonunda bir karaya varıyor ve burada vahşi hayvanlar ile karşılaşıyor. Bunlardan birkaçını vurarak hayatını kurtarıyor sonrasında bir gemi ile karşılaşarak geminin kaptanı ile bir anlaşma yapıyor. Gemi kaptanı bizim Robinson'u Brazilya'ya kadar götürüyor. Burada ilk başlarda ne yapacağını bilemese de sonradan bir çiftlik kurarak yavaş ama büyüyen bir sermayeye sahip oluyor. Burada da yıllarca kaldıktan sonra komşuları Afrika'dan köle getirme işinin çok pahalıya geldiğini ve eğer o giderse bunun kendilerine çok fayda sağlayacağı konusunda Robinson'u ikna ediyorlar. Eğer kendisine bir şey olması halinde tüm varlığını yönlendirecek insanlar ile yazılı antlaşmalar yapıyor. Yine her şeyini bırakarak denize açılıyor ve başına yine bir talihsiz olay gelerek bu sefer gemileri fırtınaya dayanamayacağını anlayınca kayıklarla terk ediyorlar. Kıyıya yakın bir yer olmasına rağmen öyle şiddetli bir fırtına oluyor ki sahile çıkabilen tek kişi Robinson abimiz oluyor. Robinson Crusoe bu adada tam tamına son 3 yılı hariç herhangi bir insanla konuşmadan 28 yıl geçiriyor. Bu adada tutunabilmek adına suların çekildiği bir zamanda gemiden alabildiği kadar eşya, araç-gereç alıyor ve başlıyor çalışmaya. Tabi öncesinde Tanrı'ya haykırışlar, neden benim başıma geldi tüm bunlar gibi söylemler. Sonrasında ise Robinson abimiz hayatta kalmayı öğreniyor. Kendine ev, kır evi, bağ, bahçe, ekmekler, keçi yetiştiriciliği, peynirine kadar kendi yapıyor. Bu adada kaldığı bölümler insanın neler yapabileceğini, insanın sınırlarını sadece kendisinin belirlediğini, Tanrı'ya şükrederek onu aslında nelerden esirgediğini adada yaşadığı dönemde defalarca kez görüyoruz. Adanın son 3 yılında vahşi bir kabilenin elinden kurtardığı ve kendisi de vahşi olan Cuma'yı tanıyoruz. Arkadaşlıkları, Efendi-Köle ilişkisini görüyoruz. Kitabın sonlarında 28 yılın ardından bir İngiliz gemisinin geldiğini görüyoruz. Burada olan olaylardan sonra gemiye çıkarak İngiltere'ye kadar gidiyor. Cuma'ya ne oldu diyorsanız o da kitap boyunca Robinson Crusoe'nun yanından ayrılmıyor. Sonrasında ise Brazilya'daki küçük çiftliği çok gelişiyor ve ona binlerce altın değerinde bir servet kalıyor. Ve son.
Kitabı okurken özellikle adada yaşamla başa çıkarken, fiziksel olgulardan çok kendi ile savaştığı bölümleri çok beğendim. İnsan doğası ve psikolojisi bambaşka bir şey.
Robinson CrusoeDaniel Defoe