3 Cisim Problemi, Cixin Liu’nun okuduğum ilk kitabı ve daha ilk sayfalardan, son derece zeki ve donanımlı bir yazarın kaleminden çıktığını hissettiriyor. Roman, yer yer bir fizik ders kitabının edebi bir anlatımla yeniden yazılmış hâli gibi. Her sayfasını merakla çevirmenin verdiği o mutluluğu tarif etmek zor. Bilim, uzay ve dünya dışı yaşam ihtimalleri üzerine düşünmeyi seven herkes için kesinlikle tavsiye edeceğim bir eser. Anlatım bazı okurlar için zorlayıcı olabilir; ancak ben kısa sürede okuduğum için takip açısından hiçbir güçlük yaşamadım.
Romanın merkezinde, fizik ve matematiğin en karmaşık konularından biri olan “üç cisim problemi” yer alıyor. Bir sistemde üç yıldızın birbirine uyguladığı kütle çekim kuvvetleri yüzünden hareketlerinin hiçbir zaman düzenli tekrarlar içermemesi ve dolayısıyla öngörülemez hâle gelmesi, hikâyenin temel bilimsel çatısını oluşturuyor. Bizim Güneş Sistemi’mizdeki hareketleri tahmin edebilmemizin nedeni tek bir yıldız etrafında dönmemizken, üç yıldızlı bir sistemde kaos kaçınılmaz hâle geliyor.
Cixin Liu, bu fiziksel problemi Trisolaris adındaki kurgu gezegen üzerinde ete kemiğe büründürerek anlatıyor. Trisolaris, üç yıldızlı sistemi nedeniyle aşırı sıcak ve soğuk dönemlerin öngörülemediği Kaos Çağı ile görece düzenli ve yaşanabilir Denge Çağ arasında gidip geliyor. Kaos dönemlerinde hayatta kalabilmek için bedenlerindeki suyu atarak bir tür “kuruyup uykuya yatma” formuna bürünen canlıların dramatik yaşam döngüleri, kitabın en çarpıcı kısımlarından biri. Bu uygarlık, sayısız kez yok olmuş ve yeniden doğmuştur. Sonunda Trisolarisliler, üç cisim probleminin çözülemeyeceğini kabul ederek gezegenlerinden ayrılmanın yollarını aramaya başlar.
Dünyada ise hikâyenin merkezi karakteri Ye Wenjie. Çin’deki devrim sırasında babası —saygın bir
Güneş gerçekten de radyo sinyallerini güçlendiriyor muydu? Evrene insan uygarlığı hakkında mesaj göndermek için güneşi bir anten olarak kullanmış mıydı? Gerçekten de bir yıldızdan mesaj almış mıydı?