Her daim değişen ve dönüşen İstanbul'da kaybolan değerli farklı pencerelerden tarihin tozlu sayfalarını karıştırarak önceleyen Önder Kaya Yitip Giden İstanbul eserinde o kadar çok konu yer alıyor ki hangisinden bahsetsem diğer küser diye hissediyorum. Çünkü yazar araştırıp fazlasıyla emek harcamış. Gelelim benim okurken etkilendiğim yazılara;
*Bugünkü Taksim Meydanı ve İnönü Stadı eskinden mezarlık imiş. Zamanla istimlak edilip günümüzdeki halini almış.
*18. yüzyılın meşhur kitap kurdu ve bibliyofili Koca Ragıp Paşa kitabesinde "Fiha kütübün kayyime" yani "Onda kıymetli kitaplar vardır" (Beyyine suresinin üçüncü ayeti) kütüphanesini yaptırır. Ve satın aldığı ve temin ettiği bütün el yazma eserleri kütüphaneye bağışlar. Üstelik kendisi Voltaire, Newton, Nedim ve Şeyh Galib'in eserlerini tercüme ettirerek okumuş.
*1845'te Abdülmecid zamanında tahtadan yapılan Galata Köprüsü. Ve insan ya da yüklü hayvanlar olsun herkesten ücret alınıyormuş. Ayrıca aynı dönem İranlıların organize ettiği eşekli yük taşımacılığı varmış.
*İstanbul'da sürekli çıkan yangınlar ve yangın kuleleri. Galata Kulesi uzun zaman bu amaç için kullanılmış. Yeterli olmayınca Beyazıt Kulesi ile birde Kuzguncuk'da İcadiye Kulesi yapılmış boğazı farklı açılardan görüyor diye. Bugünkü meşhur icadiye caddesinin adı buradan geliyor.
*Yine Osmanlı döneminde 15. yüzyıldan sonra Cellatlık makamı bostancı ocağı bünyesinde kurulmuş. Ve bu görevi üstlenenler özel cellat mezarlığı yapılmış. Eğer uzun ve boş bir mezar taşı görürseniz bilin ki o kişi bir cellattır. Çünkü bu kanlı görevi ifa ettikleri için çok beddua aldıklarından isimleri gizlenirmiş.
*Tekke ve zaviyeler 1925 yılında kapatıldıktan tam yirmi sene sonra 1950'de tek tek ziyarete açılmaya başlanmış.
*Göksu Nehri'de zamanla değişen mekanlar arasında. Ve bende görselimi yitip giden İstanbul'un anısına orada çektim. Bakalım bizden sonra neler değişir!
Önder Kaya