Hiç kimse göründüğü gibi değildir. Ne kadar aksini iddia ederse etsin mutlaka içinde bir yerlerde sakladığı hatta herkesten sakındığı bir yanı vardır. İnsan keşke hissettiklerini ifade edebilmeyi daha iyi bilse, daha çok konuşabilse, sarıp sarmalasa kendini ya da sarıp sarmalanmaya ihtiyacı olduğunu kabullenebilse..
Bazen sadece terk edilmez olduğunu bilmek istermiş insan yalnız kalmaktan korktuğu için..
Bazen de sadece taktir edilmek istermiş sevildiğini bilmek için, var olduğunu hissetmek için..
Bazen sadece gitmek istermiş bağlanmadan hiçbir yere kendisinden kaçtığını bile bile bilmemezlikten gelirmiş, en büyük yalanı kendisine söyleyerek..
kaçsan ne olur ki, gittiğin yerde kimse seni tanımasa ve onları yeni bir sen ile tanıştırsan ne olur ki, insan kendini bilir asıl kaçtığını bilir, ama öyle bir bastırırki bu duyguyu neyi bildiğini beyi bilmediğini unutur. Savunma mekanizması işte.. ama, ama işte her şey en savunmasız anında rüyalarında kendini hatırlatır sana.. uykusuzluk da bu sebepten belki de ya da ben çok saçmaladım..
Üstüne ailesinin sorumluluklarını almış bir abi, küçük kardeşini evladıymış gibi görüp büyüten bir abla,
Hayatta kendisine hiçbir güzel şeyi layık görmeyen perihan, kendisini ailesinin yapbozunun bir parçası göremeyen eyüp, korkan ama savaşmaktan vazgeçmeyen pilar.. ve çocuk sanılan ama her şeyin farkında olan bülent..
VE tüm çıplaklığıyla bildiklerini zannettikleri her şeyi bir sandığın içerisinde gün ışığından, kendilerinden, korkularından, umutlarından saklayan hayatlar..
Herkes olayları kendi düşüncesiyle yorumluyor aslında bazen görünen köy de kılavuz ister..
Her şey birbiriyle öyle bağlantılı ki yazılan hiç bir cümle sebepsiz değil.. Hayat gibi yaşanan hiçbir şey sebepsiz değil, Okurken bir yapboz yapar gibi hissettim kendimi; bazı kısımları hızlıca yaptığımı, bazı parçaları bir yere oturtamadığımı, bazı parçaları atmak istediğimi fark ettim..
Bitirdiğimde hepsinin eksik yanlarının, yaralarına dermanların aslında birbirinde saklı olduğunu.. bütünü görünce anladım eksik yanlarını sustuğunda asla tamam olamayacaklar.. ama buna cesaret edebilmek için de önce kendilerinden geçmeleri gerekir-miş..
Söylenmemiş tüm sözler ruhundaki kağıt kesiğine dönüşüyorsa; kim, nasıl merhem olabilirdi ki sen iyileşmek için adım atmadıktan sonra..
Adım atmak, derinlere inmek, bir çocuk yüreği gibi cesur olabilmek..
“Ne zaman çağırırsan gelirim. Çağırmasan bile gelirim”
Sayfa: 292
9 kasım 2024/09:20