·136 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Kasım 2024 02:43 Atatürk’ün askeri okulların müfredatına konulmasını emrettiği kitap Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Fin halkının Finlandiya’yı ya da kendi deyişleriyle Suomi’yi (bataklık araziyi) Beyaz Zambaklar ülkesine çevirmeye çalışmalarını anlatıyor. Finlandiya altı asır boyunca İsveç yönetimi altında, resmi dil olarak İsveççe kullanılıp Fince küçümsen bir ülkedir. Finler kendi ülkelerinde ikinci sınıf vatandaşı muamelesi görmektedirler.
Atatürk’ün nasıl bir lider ve kurtuluş önderi olduğunu biliyoruz. Bu kitabın neden okutulmasını istediğini, kitabın ele aldığı konular bakımından anlayabiliyoruz. Yukarıda bahsettiğim gibi Finlandiya’da ya da Finlerin kendi tabirleri ile bataklık olan Suomileri her bakımdan oldukça geri kalmış bir ülkedir. İnsanlar hastalıktan kırılıyor, ortalıkta salgın hastalıklar kol geziyor, okumuş aydın insanlar işlerini düzgün yapmıyor halkı aydınlatmak için hiçbir girişimde bulunmuyorlardı. Büyük bir bilim adamı, derin bir filozof, ünlü bir siyasetçi ve en önemlisi bir halk öğretmeni olan Snelman halkı aydınlatmak ve çok sevdiği vatanını daha iyi bir konuma getirmek için halkla ilgilenmiş, onlarda yeni ufuklar açmış, ülkeyi ileri götürmek için önce tabandan yani halktan başlamak gerektiğini herkese göstermiştir. Bunu da şu sözleriyle anlatıyor kitapta. “Ben karanlık köşelerde canlı kandiller yaktım ve daha iyi aydınlatmaları için onlara yağ takviyesi yaptım."
Snelman böyle bir hareketi başlatır ama buradaki tüm başarı ona ait değildir. Kitapta da geçtiği üzere “Evet, kahraman büyük adam şimşek gibidir ama kitleler bir kil veya saman yığını değildir. Halk kitleleri şimşeklerin oluştuğu buluttur. Eğer bulut yahut bulutlar elektrikle yüklüyse yıldırım oluşturur. Eğer bulutta elektrik yoksa sadece nemli bir sis. İnsanlar da öyle; eğer halk kendi içinde büyüklük ve kahramanlık unsurları içeriyorsa oradan büyük insanlar, kahramanlar ortaya çıkabilir. Halk kitleleri soğuk, nemli sis gibiyse hiçbir güç onlardan yıldırım üretemez.” Buradan anlaşılacağı üzere, evet Snelman büyük bir hareketi başlattı ama halk değişmek, gelişmek istemeseydi ve bunun için çaba sarf etmeseydi bu hareket başarılı sonuçlanmayacaktı. Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk Amasya Genelgesi'nde "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." ifadesini kullanmıştır. Ben bu konuya bu sözün çok uygun olduğunu düşünüyorum. Finlandiya’nın Suomi’den Beyaz Zambaklar Ülkesi’ne dönüşmesinde halkın azim ve kararı da büyük ölçüde etkili olmuştur.
Bilirsiniz ki bir ülkeyi geri bırakmak için yapmanız gereken onlardan dilini, tarihini ve bilgisini almaktır. Durum böyle olunca bir ülkeyi ileri götürmek için de bunların tam tersini yapmak gerekir. Finlandiyalıların ilk yaptığı şeylerden biri milli destanları olan Kalevala'yı toplamak ve bir araya getirmek oluyor. Halkı bir arada tutabilmek için onlara ortak bir yaşantı sunulması gerekir. Peki Snelman ve arkadaşlarının başlattığı bu bahsedilen hareket nedir ve neler yaptılar açıklayacak olursak, ülkeyi ileriye taşıyacak şeyi halkı aydınlatmak olarak görmüşler bunun adına çeşitli konularda devrimler yapmışlardır. Bunlardan birincisi din üzerinedir. Snelman, insanların dinin ne anlama geldiğini bilmediğini, kiliselerde onlara dinin doğru şekilde anlatılmadığını düşünmekteydi bu düşüncesini şöyle açıklar “İnsanlar acımasız. İnsanlar tembel. İnsanlar açgözlü. Halk hiç kimseye, hiçbir şeye saygı duymuyor. Halk hiç kimseye güvenmiyor. Her şeye ve herkese kuşkuyla bakıyor. Burada dine yer var mı? O zaman hangi dinden bahsedebiliriz?” Snelman bu düşüncelerini kilisede rahipler önünde söyleyerek onların da düşünmesini ve bir ışık yakmayı hedeflemiştir. Nitekim başarılı da olmuştur. Takipçileri artmış, eğitim çalışmalarında yeni takipçileri kazanmışlardır. Bir diğer konu askerlik üzerine yapılan değişimdir. Snelman orduyu halkın en önemli, en sorumlu ve en soylu okulu olarak tanımlar. Bu yüzden kışlaya bir düzen getirmeyi askerleri değerli bir taş gibi görmeyi topluma aşılar ve halkın gözünde askerlik mertebesini yüceltir. Bir diğer konu futbol olarak ele alınmıştır. Snelman Fin geçlerinin sporla meşgul olmalarından memnun ancak sırf bu konuda kendini geliştiren kişilerin anavatanlarına ne gibi yeni manevi değerler katacağı konusunda düşüncelidir. Bu konuda da şöyle demiştir. ”Her işi zamanında yapmalı, eğlence zamanında eğlenmeli.” Ebeveyn ve çocukların ilişkisini de önemsenmiştir kitapta, annelerin babaların çocukları ile yeteri kadar konuşmamaları eleştiriliyor kitapta. Çocuğun zihninin çocukluk çağında ekilmesi gereken bir tarla olduğundan bahsediliyor. Ebeveyn olmanın, çocuğun karnını doyurmak, iyi giydirmek, sağlıklarına dikkat etmekten ibaret olmadığı anlatılıyor. Çocukların zihinlerinin ve ruhlarının sağlığı ve güzelliği için çok az emek sarf edildiği eleştirilip bu konuda bir şeyler yapılması gerektiğinden bahsediliyor. Bütün bunlar ışığında pedagoglar, çocuk ruhunun uzmanları, Fin anne babalara çocuklarını anavatanlarına layık akıllı ve asil vatandaşlar olarak yetiştirmeyi öğretiyorlar. Bir diğer konu ise toplumun kişiliğin gelişmesi, değişmesi hususunda ne kadar etkili olduğudur. Aynı toplumda yetişen insanların bazıları iyi bazıları neden kötü oluyor? Karakter oluşmasında etkileşimde bulundukları insanların onları etkilediklerini şu iki örnekle anlatıyor kitap: Jarvinen ve Karokep. Jarvinen küçük bir sepetle kek satan bir adamken ona yardım edenler sayesinde başarılı bir iş adamı olurken, Karokep çalıştığı yerde adaletsizlik yapan efendisinin haksızlığına boyun eğmeyerek kendince adaleti sağlamaya çalışır ve hakkını koruduğu insanların ses çıkarmamasıyla birlikte içeri atılır. Bu iki insanın karakterine halk yön vermiştir.
Kitap küçük Suomi’nin nasıl Beyaz Zambaklar Ülkesi’ne dönüştüğünü işte böyle ele almış. Kitabın ismi ise oldukça manidar, neden bu isim seçilmiş diye araştırdığımda şuna rastladım “Sevilen biri öldüğünde, onun için yeni bir aşama başlar ve yaslı kişi için her son her zaman yeni bir başlangıçtır ve bu nedenle beyaz zambak, tarafsız "saf" yeni bir başlangıç anlamına gelir” belki de kitabın isminin seçilmesinde bu düşünce etkili olmuştur. Çünkü Finlerde buna benzer bir başlangıç yapmışlardır.
Özetle okunması gereken bir kitap kesinlikle...