Fournier serime kaldığım yerden devam ediyorum. Yazar Dul adlı kitabında çok sevdiği eşi Sylvie’nin ölümünden duyduğu derin acıyı ve yalnızlığı kendime has üslubu ile tatlı bir mizahla kaleme alıyordu. Jean-Louis FournierDul Ölümsüz Eş Arıyor kitabında ise yalnızlığa daha fazla tahammül edemeyerek ölümsüz bir eş aramak için gazeteye bir ilan veriyor. Ve hikaye bu şekilde başlıyor. Hangi ölümsüz kadınlar dönüş yapmıyor ki o ilana; Jeanne d’Arc, Kleopatra, Pamuk Prenses, Nefertiti, Audrey Hepburn, Emma Bovary, Bakire Meryem, Sissi ve daha niceleri… Hikaye absürt bir hal alırken tüm bu kadınların hayatlarına da bir şekilde dahil oluyorsunuz.
Jean-Louis Fournier Şimdiden en sevdiğim yazarlar arasına girdi bile. Acı bir varoluş gerçeğidir ve kaçınılmazdır. Hepimizin onunla türlü türlü baş etme yöntemleri var. Fournier’inki de “yazmak”. Gerçeklik, şiirsellik, hüzünle karışık bir mizah var kaleminde. Uzun zaman sonra ilk kez bir yazarı bu kadar içselleştiriyorum. İkimiz de dram sevmiyor ve uzun süre ciddi kalamıyoruz sanırım. :)