·364 syf.····Okunma: 01 Kasım 2024 00:00 Daha önce üniversite yıllarımda okuduğum Tanpınar’ın hikâyelerini yıllar sonra tekrar okudum. Özellikle Abdullah Efendi’nin Rüyaları adlı hikâyenin yeri benim için ayrıdır. Dergâh’ın bu baskısında aslında Tanpınar’ın iki ayrı hikâye kitabı, tek bir kitap olarak yayımlanmış. Bu kitaplar Abdullah Efendi’nin Rüyaları ve Yaz Yağmuru adlarını taşımakta. Bunun dışında da ‘‘Kitapların Dışındaki Hikâyeler’’ başlığıyla 4 hikâye daha bulunuyor. Aslında 3 hikâye, 1 piyes dememiz daha doğru olacaktır. Kitabın son hikâyesi olarak görünen Son Meclis, bir tiyatro metni.
Kitapta toplam 15 hikâye mevcut. Açıkçası benim ilk okuduğum zamanlardan beri favorim, Abdullah Efendi’nin Rüyaları. Bunun dışında özellikle Geçmiş Zaman Elbiseleri ve Evin Sahibi adlı hikâyeleri çok beğendim. Her ne kadar yıllardır dönüp dolaşıp Abdullah Efendi’nin Rüyaları’nı okuyor olsam da bu, diğer beğendiğim hikâyeleri hafızamdan silmişim. İyi ki tekrar okudum da bu unutulmuş muazzam hikâyeleri hatırladım dedim.
Tanpınar okumak ayrı bir keyif. Üniversite yıllarımda Tanpınar’ı daha çok okusam da son yıllarda biraz uzak kalmıştım. Üslubunun ahengini ve şiirselliğini özlemişim, öncelikle bunu söylemek isterim.
Tanpınar’ın diline aşina olmayan okurlar için de birkaç şey söylemek isterim. Özellikle zaman, rüya, bilinçaltı gibi kavramlar onun edebiyatını besleyen ana damarlar diyebiliriz. Bu, şiirlerinden tutun da hikâye ve romanlarına kadar böyledir. Hikâyelerinde de buram buram rüya ve zaman kavramlarını görüyoruz. Özellikle rüya ile uyanıklık arasında sürüklenen kahramanlar, hayal ile gerçeğin birbirine karıştığı olaylar hikâyelerinde önemli yer tutar. Yine sembolik (alegorik) anlatım onun önemli özelliklerinden biridir. Zaten kendisi, saf şiir adı verilen ve sembolizmden beslenen anlayışın da önemli temsilcilerinden biri. Şiirdeki bu anlayışını düzyazılarında da görmek mümkündür. Özellikle Evin Sahibi adlı hikâyesindeki yılanın bir sembol olduğunu söyleyebiliriz. Tanpınar’ın edebî kimliğini görmek için Abdullah Efendi’nin Rüyaları adlı hikâyesi de biçilmiş kaftan diyebilirim. Şu an tüm hikâyelerini okumayı düşünmeseniz dahi özellikle bu hikâyeyi okumanızı tavsiye ederim.
Tanpınar’ın hikâye kurgusu da âdeta roman gibi. Hikâyelerinin hemen hepsi oldukça uzun, detaylı hikâyeler. Karakterlerin geçmişini ve ruh hâlini derinlemesine ele alan, ruhsal tasvirleri önemseyen Tanpınar, yer yer durum hikâyesine yakın örnekler de vermiş. Bazı hikâyelerinde olay örgüsünün çok gerilerde kaldığını, anlatımın kesitler üzerinden ilerlediğini görüyoruz. Bilinç akışının da bazı hikâyelerinde özellikle önemli yer tuttuğunu söyleyebilirim.
Ben özellikle Abdullah Efendi’nin Rüyaları bölümündeki hikâyeleri beğendim. Yukarıda bahsettiğim hikâyelerin tümü bu bölümde bulunan hikâyeler. Yaz Yağmuru bölümünde ise özellikle Yaz Yağmuru’nu beğendim. Dikkatimi çeken bir diğer husussa bu hikâyenin kahramanlarıyla kurgulanmış çok benzer nitelikte bir başka hikâyenin varlığı oldu. Kitapların Dışındaki Hikâyeler başlığında bulunan Emirgân’da Akşam Saati, Yaz Yağmuru hikâyesiyle hemen hemen aynı kurguya sahip. Yaz Yağmuru 1955’te, Emirgân’da Akşam Saati ise 1944-1946 yılları arasında tefrika edilmiş. Sanki bir hikâyenin iki farklı anlatımı gibi kurgulanan bu hikâyelerin arasında 10 yıldan fazla bir zaman dilimi var. Tanpınar’ın yıllar sonra sanki o hikâyesini unutamayıp onu farklı bir açıdan tekrar yazması bana ilginç geldi, özellikle belirtmek istedim.
Dergâh Yayınları, geçtiğimiz yılın sonlarına doğru Tanpınar’ın kitaplarının yeni baskılarını yayımlamaya başladı ve kitapların kapak tasarımlarını da değiştirdi. Bu kitapta tüm hikâyeleri tek bir başlık altında yayımlanmışken yeni baskılar eski tarz, 2 kitap şeklinde yayımlandı. Yalnız o ayrı baskılarda kitaplarının dışında kalan hikâyeler yok diye biliyorum. Alırken buna dikkat etmekte fayda var.