·560 syf.····Okunma: 28 Eylül 2024 00:00 Bu kitabı ilk çıktığı zaman merak edip aldım ama hemen okumak yerine şimdiye kadar bekletmek durumunda kaldım. Kızılderili halkını konu alan polisiye tarzı bir kitap okuyacak olmaktan dolayı heyecanlıydım. Ama kitabın ağır bir şekilde ilerleyerek anlatılması ve fazlasıyla ayrıntı barındırması beni yordu. Bu durumu göz ardı edersem iyi bir konusu vardı ama dediğim etkenlerle ortalama kaldı.
Daunis Fontaine, kendi hayallerinin peşinden gidebilecekken ailesinin yaşadığı bazı üzücü olaylar sebebiyle şimdilik onlarla kalmaya karar veriyor.
Kasabaya yeni gelen Jamie ile yakınlaşan Daunis, bir cinayete tanık oluyor; kendini birçok olayın ve FBI soruşturmasının içinde bulurken bildiği her şey domino taşı gibi yıkılırken ne kadar ileri gidip güçlü kalması gerektiğini fark etmek zorunda kalıyor.
Daunis, çok zeki ve becerikli bir kadındır. Küçüklükten gelen hüzün ve bir yere tamamen ait hissedememe durumunun yanında yine de hayatını gayet iyi idare etti. Çevresindeki düzenin bir yere kadar hoşuma gittiğini söyleyebilirim. Jamie ile ilerleyen duygusal durum, kitabı yumuşatan bir durum gibi görünse de, hisler öyle aman aman geçmedi. Kitaptaki suç unsuru ve bunun ortaya çıkarılması konusunda ilerleyişi güzeldi. Yazar ters köşe yaparak bizi şaşırtmayı amaçlayacak bir sona doğru ilerlerken ne yazık ki ayrıntılara boğulmam sebebiyle öyle çok etkilenemedim. Kitapta yaşanan bir olay vardı, o kadar sinir bozucuydu ki... Ve bu konuda istediğim adalet sağlanamadı. Etraftaki kalabalığın tam olarak kuru kalabalık olduğunu anlamış oldum. Bazı şeylerin bitiş şekli hoşuma gitmedi. Okuyup okumamak size kalmış.